Tahta kurulu düzen

20/09/2018 Perşembe
Tahta kurulu düzen

Üçüncü Havalimanı inşaatındaki işçilerin insanlık dışı yaşam ve çalışma koşulları ile inşaat alanındaki işçi cinayetleri konusundaki haklı taleplerini içeren eylemleri olmasaydı, tahtakurusunun işçileri tehdit ettiğini çok az insan bilecekti.

21. yüzyılda teknoloji harikası olacağı iddia edilen bir havalimanı inşaatında çalışan işçiler tahtakurusu tehdidiyle yaşıyorlar ve diğer sorunlarıyla birlikte bu sorunun da çözümlenmesini istiyorlar. 

Eylemleri polis ve jandarma saldırısıyla dağıtıldı, gözaltına alındılar; 24 işçi tutuklandı. Tahtakurusu da -daha önce işçi eylemine konu oldu mu araştırmadım- işçilerin hak arama mücadelesine girerek tarihe geçmiş oldu.

Başlığa dönersek, tahtakurusunun bir düzeni var mıdır? Olmaz olur mu… Böcek olarak çok çabuk yumurta bırakırlar, kısa sürede ürerler. Asıl önemlisi memelilerden ve kuşlardan kan emerek yaşarlar, gündüz saklanır gece çalışırlar. Özetle tahta kurusu düzeni kan emicidir.

Okurlar arasında yazı başlığını tahta kurulan egemenlerin düzeni olarak okuyan varsa, onlar da doğru okumuş demektir.

Emekçilerin kendilerini sermayeye satmak zorunda bırakan, haklarına el koyan, haklarını aramalarını dahi engelleyen düzendir tahta kurulu düzen; çalışma haklarını kemirirken yaşam haklarının da emer. 

Bu arada nasıl “sıtma”da sivrisinek suçlu değilse, “kan emme”de de suçlu tahtakurusu değil, tahta kurulan sömürü düzenidir. 

Sömürüyü insana layık gören düzen, devlet ve hukuk gibi araçları da hakları çiğnemek, hak aramasını önlemek, mücadeleleri kırmak için kullanagelmiştir; Üçüncü Havalimanı işçilerine yapılan da budur.

Ne zaman hukuk ve yargı destekli baskı örneğiyle karşılaşsam aklıma gelir Çarlık döneminde 1770’lerin ikinci yarısında Rusya’da yaşanan ayaklanmaya katılanların yargılanması, ayaklanmaya adını veren Pugaçev’in ölüm cezasına çarptırılması ve cezanın infazı.

Sömürüye, zorbalığa, insanlık dışı baskı ve acılara karşı ayaklanmaya katılanlar, değiştirmek istedikleri düzenin yargıçları tarafından yargılanır. Pugaçev’e verilen ceza, kollarıyla bacaklarının dört beygire çektirilip gövdesinden koparılmasıdır; kafası bir sırığa geçirilerek, vücudunun parçaları kentin çeşitli yerlerine dağıtılarak teşhir edilecek ve sonra yakılacaktır. 

II. Katerina bu cezadan ürker; vahşiliğinden değil, vahşiliğinin halk tarafından isyancıların liderine duyacakları sevgiyi artıracağından korkar. İnfaz şeklini değiştirir. Yeni infaz şekline göre Pugaçev’in gövdesi canlıyken dört parça edilmeyecek, önce boynu satırla kesilecek, sonra elleri ve ayakları kesilecektir.    

18. yüzyıldan 21. yüzyıla hak mücadelelerinde, devlette, hukukta, suç ve cezada çok yol kat edildi. Araya giren 1917 Ekim Devrimi'yle başlayan sosyalist düzen, insanın insanı sömürmemesi için çözümleri yaşama geçirdi. Ama kapitalizmin yağma, talan ve sömürüsü biçim değiştirme dışında artarak sürdü.

Haftalık siyasi gazete Boyun Eğme’de her hafta yayımlanan “Kapitalizm öldürür” köşesinde, işçilerin yaşamlarının nasıl ve kaç parçaya ayrılarak, vahşice yitirildiğini okuyor musunuz? Okuyun ve düşünün… 

Anayasa’da açık olarak yer alan hak arama, yine Anayasa’nın birçok maddesine dağılarak özünde yer alan direnme hakkı kapitalizmin ihtiyacına göre suç sayılıyor, hakların gaspı ise meşru…

İşçilerin taleplerine bakın; bütünüyle ekonomik ve yaşamsal pratikten kaynaklanıyor. Bunun bir adı hak arama, diğer adı da hukuksuz sömürüyü yapana karşı direnmedir. 

Emekçiler, kendi yaşamlarına ve işlerine müdahaleyi ve ilgisizliği, insanlık dışı davranışları denetleme hakkını kullanmaktadır. 

Havalimanı işçilerinin talepleri, en güçlü ve gerçekçi denetimin işçi sınıfı tarafından yapılacağını bir kez daha gösterdi. Ve işçiler eylemleriyle birlikte halka da denetim kürsüsü sundu. 

Boyun eğmemek ve bunun için de denetimi elde tutmak kadar olağan ne olabilir?   

Üçüncü Havalimanına isim aramakla meşgulken tahtakurularına dokundurtmayan kapitalizm unutulursa, sömürü düzenine ve krizlerine tutsak olmaya da rıza gösterilir. Ve “her kapitalistin daha fazla sömürü isteği” devam eder gider.    

Önce “havalimanını kim yapıyor” sorusuna doğru yanıt verelim: Mühendisinden işçisine tüm alanlarda emekçiler yapıyor. 

Peki beş şirketin oluşturduğu İGA kim? Havalimanı inşaatından kârına kâr katan, sonra da 25 yıl süreyle işletecek olan, işçilere insanlık dışı yaşam ve çalışmayı layık gören büyük sermaye konsorsiyumu.

Sondan önceki soru: İGA olmasaydı havalimanı yapılabilir miydi? Tabii yapılırdı.

Son soru: İşçiler olmasaydı havalimanı yapılabilir miydi? Hayır yapılamazdı.

ÖNCEKİ YAZILARI