Çöplük

25/04/2019 Perşembe
Çöplük

Çöp üzerine analizler yapılıyor, mahallelerdeki çöp analizlerinden ekonomik ve sosyal analizlere de gidilmeye başlandı. Münferit de olsa kimi çevrelerde ve okullarda atıkları dönüştürme eğitimleri veriliyor.

Ya da adı “yirmibeş kuruş” konulan yöntemlerle plastik atıkların “plastik torba” bölümünün ağırlığı azaltılmaya çalışılıyor.

Kafa yoruluyor velhasıl çöp işine. Kendince önlemler de alınmaya çalışılıyor.

1990’larda seçim zarf ve pusulaları, bir kısmı yırtılmış veya yakılmış olarak bir kısmı hiç işleme tabi tutulmadan çöplüklerde bulunabiliyordu. Yani seçmenin sandıktaki iradesi seçim sonuçlarına yansımadan çöplükte buluyordu kendini.

2010’larda öyle yöntemler bulundu ve hukuka bağlandı ki artık ihtiyaca göre tanımlanıyor oy pusulalarının kullanılabilir olup olmaması: Siyasi iktidar için gerekli olanlar kullanılabilir, olmayanlar kullanılamaz.

Bir de milyonlarca bilgisayarın “çöp kutusu” var, bir tıkla atılıp bir tıkla boşaltılan. Onlar da ihmal edilmemeli.

Hele hele siyasal, kültürel, ekonomik ve toplumsal ilişkilerin çöp kutuları hiç ihmal edilmemeli.

Akademi dünyasında birçok bilimsel çalışma ve veri kullanımdan atılabiliyor, yargıda da birçok içtihat çöpte buluyor kendini.

Atlanamaz; çöp kutularında ceninler, cesetler, ceset parçaları da bulunabiliyor.

Çöplerin “çöpkatan”ları da var. Onların işi çöpe atılacakları/atılmayacakları, süpürülüp süpürülmeyecekleri bulmak.

ABD’ye bir siyasetçi için söylenen “çöpe atmayın” sözcükleri bugün aynı kişinin koltuğunda oturmasını sağladı mı bilinmez ama siyaset tarihine geçti.  

Devasa hukuk belgeleri ve çelişkili yargı kararları dev mevzuat çöplükleri gibi,  hukukçuları bile bıktıracak batağın içindeler. OHAL KHK’leri ve CBK’ler de güdümlü yargıyla birlikte daha büyütüyor çöp dağlarını.  

Toplanmayıp halının altına süpürülen çöpler de var.

Kimi katliamlar ve delilleri çöp işlemi görüyor. Uğur Mumcu’nun katledilmesinden sonra toplanması gereken delillerin süpürülmesi, 20 Temmuz Suruç ve 10 Ekim Ankara katliamlarında polisin katliam alanında yaptıkları unutulmadı.

Katliamlarda patlatılan bombalar yalnızca canlara kıymıyor, aynı zamanda katliam alanını içinden çıkılamaz çöplüğe çevirmeye yarıyor.

Çöken binalar dev çöp yığınları oluşturuyor.

Siyasiler önceki iktidarların kendilerine devrettiklerinden enkaz diye söz ediyor.

Bazen de dev çöp yığınları patlıyor. Çöpler için değil, çöp yığınlarının patlamaması için önlemler alınıyor.

Su, toprak, orman, kültür varlıkları kirletilirken yalnızca çöp toplama merkezleri değil dünya çöplüğe çevriliyor.

Gericiler ve yobazlar “evrim teorisini, bilimi ve aydınlanma”yı çöpe atma hevesiyle yaşıyor.

İnsanlar eziliyor, çöp muamelesi görüyor.  

Çürümeler, paslar, pislikler, çöpler, çöplükler kapitalizmin aynası.

Çöpleri ve çöplükleri, kirletilen dünyayı ve kirletilen insanları bütünüyle iyi okumak gerekiyor. Sonuçta onlar düzenin eseri.

Dünyayı ve insanları düzen kirletiyor, çöpleri ve çöplükleri düzen oluşturuyor, çöpler ve çöplükler de düzeni yaşatıyor.

Toplumu siyasetten soğutmanın yolu değil mi “siyaseti sevmiyorum; kirli, pis” sözcükleri.  

Neler ve neresi değil ki… Çok şey çöp, çok yer de çöplük.

Zengin kapitalist ülkelerin çöplüğü olarak çevre ülkelerin seçilmesi şaşırtıcı değil. Adına da “ihracat” deniliyor. Alanlar “ithalatçı” oluyor.

Kimyasal atıklar, hurdalar, gemiler, şimdi de plastikler…  Greenpeace raporuna göre Türkiye'ye en fazla plastik atık ihraç eden 10 ülke İngiltere, Belçika, Almanya, ABD, Hollanda, İspanya, İtalya, Slovenya, Fransa, Japonya.

Bir de fotoğraf makinası, telefon, elektronik aletler ve bilgisayarlar var. Hurdaya çıkma yerine Türkiye gibi ülkelere hem kullanılsın hem de atığı orada kalsın diye satılan…

Her şeyin piyasa ile okunduğu, satılıp alındığı düzende çöplerin satılıp alınması da olağan. “Kirleten öder” formülünü de onlar buldu.

Çöp ve çöplük soyutlanarak bakılacak nesneler ve alanlar değil, kapitalizmin eseri. Çöp de sınıfsal çöplük de…

Üretim ve tüketim şekliyle, kullandığıyla ve attığıyla kapitalizmin kendisi çöplük aslında, sömürü çöplüğü. O “muazzam meta birikimi”nden ne süpürerek ne de toplayarak ve geri dönüştürerek kurtulmak olası…

ÖNCEKİ YAZILARI

Akrebin intiharı yanılsaması 18/07/2019 Perşembe
Anayasayla oyalama 11/07/2019 Perşembe
Yine 'yeni' değildir 27/06/2019 Perşembe
Genel oy hakkı ve mücadele 20/06/2019 Perşembe
Seri yargı cinayetleri 06/06/2019 Perşembe
Kaçak 30/05/2019 Perşembe
'Farz et ağacım' 16/05/2019 Perşembe