Cemaziyelevvelini bilmek

12/02/2015 Perşembe
Cemaziyelevvelini bilmek

Seçim sürecine girildi. Şimdi hava ata ata demokratik toplumdan, bu toplum üzerine kurulacak yeni bir anayasadan, başkanlık sisteminden ve gelecekten söz edip nutuklar artıyorlar.

Sanki kafalara saksı düştü ve hafızalar silindi; 12 yılı aşkın iktidarlarında yapılan her şey unutuldu. Tabii Meclis muhalefeti yönünden de AKP döneminde girdikleri seçimler unutuldu.

Halkı yok sayarken, saldırılırken unutulan demokrasi, “seçim” kurumuyla yeniden anımsandı. Sanki Türkiye’de yeni ve tertemiz demokratik toplum düzenine geçilecekmiş…

Aynı partiler ve yönetici kadrolar, aynı programlar… Araya sıkıştırılan yeni yüzler dışında yeni olan bir şey yok. AKP’nin pişirip pişirip sunduğu başkanlık sistemi de yeni değil; yapacaklarını söyledikleri anayasa da yeni değil. Kendileri de söylüyor, “zaten biz Erdoğan nezdinde başkanlık sistemini uyguluyoruz” diye. Başkanlık sistemi uygulanıyor, laiklik yok ediliyor,  yürürlükteki Anayasa uygulanmıyor.

Dayatılarak yaşatılan düzenin ekonomi politiği “sömürü”; yaşam tarzı ise “gericilik”…

 AKP’nin yeni dediği her şey yine bu ikili üzerine kurulacak; daha da derinleşme dışında bir hareket de olmayacak. Konuşmalar arasında şakası da yapılıyor: Başkanlık sistemine geçilirse parlamento sorumluluğu da azalacakmış; ne âlâ… 

Derinleşme için işaretlerden biri, adı iç güvenlik olan faşist yasa tasarısı. Evet, “yasaya uygun faşizm”, “faşizme uygun yasa”… Şiddetin hukuku ya da hukukla şiddet… Hakan Fidan adının, haberlerde fazlaca tartışmaya açılması da bunun emarelerinden biri.

AKP iddiasına göre, bu paket zorunlu. O zaman hemen koltuklarını bırakıp gitmeleri gerekir. Çünkü ülkeyi bu pakete getiren 12 yılı onlar yaşattı ve sorumlusu onlar. İstikrarlı ve demokratik bir ülkeden söz ediyorlarsa pakete gerek yok; paket zorunlu diyorlarsa istikrar ve demokrasi yok.

İstikrardan kast ettikleri “sermaye” ise haklılar. TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB vs yaşamlarından memnun. Uluslararası sermaye de memnun. Ve onların ekonomi politiği “sömürü”… At değiştirmeyi düşünmedikleri sürece de onlar yönünden devam elzem…

Paralel kavgası mı? “Ayar” için kullanılan, çizgisi olmayan küçük operasyonlar dizisi. En yeni örnekler, paralel kavgasının ön cephesine oturtulan yargıda yaşandı. Yeni üyeler atanırken de, yeni kararnameler çıkarılırken de, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi başkanları seçilirken de at izi it izine karışıyor; kimin eli kimin cebinde belli değil.

Bir de savunmaları var ki sormayın. “Seçimlerde ve atamalarda hukuken sorun yoksa siyaseten sorun aramanın anlamı yokmuş”… “Demokratik bir anayasa yapıldığı zaman, bu anayasanın üzerine başkanlık sistemi de sorun olmayacakmış”… “Yargı, birilerinin hedefine ulaşacağı organ değilmiş”… Hangi demokrasiden, hangi hukuktan hangi yargıdan söz ediyorlar acaba?

Bu kafalar bir de Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile “Türkiye’de Yasama Süreçlerine Etkin Sivil Katılım Projesi” gibi projelere imza atmışlardı. Sonra da Meclis komisyonlarında örgüt yöneticilerine tekme attılar.   

Onların demokrasi ve seçim dedikleri, kendi iktidarları ve sermayenin istekleri üzerinde herkesin uzlaşması; diğer deyişle kendilerine ve sermayeye tam teslimiyet…

Biz bunların cemaziyelevvellerini biliriz de, bildiği halde seçim havasına girip unutanlar var. Tarihsel olayların kimlere, nasıl ve ne oranda etki yaptığına bakıldığı zaman gerçek daha iyi görülüyor.

Egemen siyaset ve onun ekonomi politiği değişmediği sürece, seçim “aracılık”tan öte anlam taşımaz. Seçimle gelen temsilciler, düzenin ve düzensizliğin meşrulaştırma aracı olarak görevine devam eder. Bu nedenle yüzde 10 barajı da severler.

Cemaziyelevvellerinde, yolsuzluk, talan, hırsızlık, cinayet, yobazlık, yalan, baskı, sömürü var. Kin ve nefret var. Köleleştirme var.      

Nihayet, haklar yok edilirken, demokrasi ve seçim diyerek cemaziyelevvellerini kurtarmaya çalışacak; iç güvenlik diyerek de halka saldırıp kendi “öldürme güçleri”ni artıracaklar. Siyasal ve toplumsal denetimi sürekli ellerinde tutmaya çalışacaklar.

Kovalamaktan başka çare yok.

ÖNCEKİ YAZILARI

Akrebin intiharı yanılsaması 18/07/2019 Perşembe
Anayasayla oyalama 11/07/2019 Perşembe
Yine 'yeni' değildir 27/06/2019 Perşembe
Genel oy hakkı ve mücadele 20/06/2019 Perşembe
Seri yargı cinayetleri 06/06/2019 Perşembe
Kaçak 30/05/2019 Perşembe
'Farz et ağacım' 16/05/2019 Perşembe