Charles Seeger: Marksist bir müzik bilimci

13/02/2014 Perşembe
Charles Seeger: Marksist bir müzik bilimci

Müzik daha iyi bir dünyanın kurulmasına nasıl hizmet edebilir? İşte tam da bu soru nedeniyle Charles Seeger, Marx okumaya başlayacak, Berkeley’de Plekhanov’un ‘’Tarihin Materyalist Kavranışı’’ makalesini öğrencilerinin zorunlu okuma listesine koyacaktır.

Başlıktaki isim olmasa da soyisim, henüz geçtiğimiz ay vefat eden halk müziğinin Birleşik Devletler’deki en önemli ismi Pete Seeger’den haberdar olanlara tanıdık gelecektir. Bu ölüm soL portal ve gazetede çeşitli haber ve yazılara konu oldu*. Bu vesileyle Pete yerine bu köşeye daha uygun olacağını düşündüğüm babası Charles üzerine yazmak istiyorum. 1886’da doğan Charles Seeger şu anda dünyanın en büyük müzik bilimleri örgütlerinden olan Amerikan Müzikoloji Derneği, Etnomüzikoloji Derneği ve Uluslararası Geleneksel Müzik Konseyi’nin üçünün de kurucu üyesidir. Aslında bir besteci ve orkestra şefi olarak başlayan kariyerinin daha sonra Birleşik Devletler’de müzik bilimlerinin kurucu ismi olmasına evrilmesinin nedeni kendine sorduğu basit bir sorudur: Müzik daha iyi bir dünyanın kurulmasına nasıl hizmet edebilir?

İşte tam da bu soru nedeniyle Charles Seeger, Marx okumaya başlayacak, müzik profesörü olarak çalıştığı Berkeley’de Rus marksisti Plekhanov’un ‘’Tarihin Materyalist Kavranışı’’ makalesini öğrencilerinin zorunlu okuma listesine koyacak, oğlu Pete’in hatırladığı gibi bir Ekim akşamı gazetede Bolşeviklerin Kış Sarayı’nı ele geçirdiklerini okuyunca keyifli bir ‘‘hoop!’’ tepkisi verecek ve aynı sorunun pratikte yanıtını vermeye çalışan New York Besteciler Kollektifi’nin öncü bir ismi olacaktır. ABD Komünist Partisi’nin Uluslararası Müzik Bürosu ve Pierre Degeyter Klübü’nün yan çalışması olarak faaliyet gösteren Besteciler Kollektifi’nin çalışmalarına katılanlar arasında Henry Cowell, Marc Blitzstein, Earl Robinson, Norman Cazden, Aaron Copland, Otto Luening, Leonard Bernstein ve Alman faşizminden kaçmak zorunda kalan Hanns Eisler gibi dünya çapındaki besteci ve müzisyenler bulunuyordu.

1930’larda faaliyet gösteren kolektifin amacı hem içerik hem de biçim olarak devrimci yeni bir müzik yaratmaktı. Bu müzik hem sınıf mücadelesini hem de Amerikan işçi sınıfının müzik beğenisini yükseltecekti. Aslında başlangıçta kolektifin ne folk müziğe ne de popüler müziğe dair herhangi bir sempatisi yokken, yürütülen tartışma ve çalışmaların 60 ve 70’lerin dünya çapındaki protest müzik hareketinin öncülü olması oldukça ironiktir. Kolektif’teki son yıllarında Seeger, insanların ne dinlemeleri gerektiği üzerinden değil ne dinledikleri üzerinden yola çıkılması gerektiğini öne sürer. Baba Seeger bu anlamda Kolektif’in yakalayamadığı başarıyı yıllar sonra oğlu Pete’in yakaladığını belirtecektir.

Bu dönemde müzik bilimciler için incelemeye değer olan müzik, başat bir biçimde klasik Batı müziğidir. Müzik bilimcilerinin ise popüler müziği ciddiye alıp bir inceleme konusu haline getirmeleri ancak 1970’ler gibi oldukça yeni sayılabilecek bir tarihte başlar. Bu anlamda Seeger’in 1930’lardaki öncülüğü kayda geçirilmesi gereken bir çabadır. Adorno’nun, Seeger’in aksine popüler müziği işçi sınıfını aptallaştırmanın bir aracı olarak ele aldığı yazılar dahi ancak 1940’ların tarihini taşımaktadır.

Seeger bu dönemde müzik bilimleri alanındaki öncü çalışmalarının yanısıra komünist partinin günlük gazetesi Daily Worker’da Carl Sands müstear adıyla müzik yazıları yazmaktadır. Kolektif’in çalışmalarına 1931’den 1935’e kadar katılan Seeger bir yandan Kolektifin arzu edilen başarıyı yakalayamaması diğer yandan sivil polislerin artan baskısı nedeniyle New York’tan ayrılır. Büyük Buhran nedeniyle başkan Roosevelt’in başlattığı Yeni Düzen programına komünistler de destek vermektedir ve Seeger de kafasındaki soruyu bu kez hükümet programında aktif bir biçimde görev alarak yanıtlamaya çalışmak üzere Washington’a taşınır. Soğuk Savaş dönemi ise Birleşik Devletler’de komünistler için bir cehennem anlamına gelecektir. Seeger bu tarihten sonra doğrudan marksizme referans vermese de çalışmaları bu ilk sorunun ve marksizmde bulduğu yanıtların izini taşıyacaktır. Son olarak, eğer marksizm müzik bilimleri alanında son 100 yıl içinde Seeger’den daha etkili isimler çıkartabilmiş olsaydı, Seeger’den bir marksist olarak bahsetmenin çok daha zor olacağını ise eklemek zorundayım.

ÖNCEKİ YAZILARI