Küçük bir ülke, dev bir canavar

24/02/2016 Çarşamba
Küçük bir ülke, dev bir canavar

17 Nisan 1961 sabahı Fidel Castro tüm Küba’ya hitaben şu konuşmayı yapmaktaydı: "ABD emperyalist güçleri, yanına diktatör Batista’nın yandaşlarını da alarak, ülkemize Deniz Kuvvetleri, Balık Adamları ve fırkateynleriyle topyekün bir saldırıya girişmiştir. Şimdi ABD yetkililerine söylüyorum ki, kırık dökük fırkateynlerini, çıkarma gemilerini, silahlarını ve cesetlerini alıp bu kıyılara bir daha uğramamak üzere defolup gitsinler...”

ABD gibi dünyanın o sıralarda en büyük silahlı gücü sayılan bir ülkenin Domuzlar Körfezi yıkımı, tarihe “devrimci mücadelenin” bir başlangıcı, dönüm noktası olarak geçti.

Aslında her şey hem Fidel Castro’ya, hem de Batista’ya karşı olan grupların birbirleri aralarındaki görüş ayrılığı ile başladı. Kamplardaki mültecilerden bir kısmı Fidel Castro’ya, bir kısmı da Batista’ya karşıydı. Öte yandan başta CIA olmak üzere ABD yönetimi, Batista’nın yeniden Küba’nın başına geçmesini istiyor, ama bunun için yeterli muhalif gücü bulamıyordu.

CIA hızla hareket ederek, Küba’daki Batista’ya karşı gönüllüler grubunu hemen temizledi. Batista’ya karşı olmak, Castro’dan yana olmak demekti zira. CIA’nın arkasında çok uluslu büyük şirketler bulunuyordu ve Küba’nın doğal zenginlikleri iştahlarını kabartıyordu: Tütün, şeker kamışı vb...

Castro yanlıları yıllarca hapishanelerde süründüler. Tam salınacakları sırada bu kez CIA tarafından Florida’daki ıssız bir çiftliğe terk edildiler.

İşte tam bu sırada J.F. Kennedy’nin başa geçmesi, Küba ile ilgili tüm planları altüst etti. Kennedy, Küba’ya yapılacak müdahaleyi erteledi ve çıkartma planını sonraya bıraktı. Sonunda 4 Nisan 1961’de gizli servis yeni yönetimin bu konuda karar mesini geciktirdi. Sonunda 4 Nisan 1961’de gizli servis yeni yönetimin bu konuda karar vermesini sağlayabildi. Ulusual Güvenlik Kurulu, Kennedy’nin başkanlığında toplandı. Toplantıda CIA şefi Allen Dulles, Dışişleri Bakanı Dean Rusk, Savunma Bakanı Robert McNamara, öteki bakanlar, müsteşarlar, danışmanlar bulunmaktaydı. Küba’ya çıkarma yapılması kararına karar verdi. Aralarından sadece Senato Dış İlişkiler Başkanı William Fulbright karşı oy verdi.

Yine de Başkan J.F. Kennedy, 12 Nisan 1961’de yaptığı basın toplantısında, “ABD ordu birliklerinin Küba’ya çıkarma yapmayacağını, ABD hükümetinin Küba’yakarşıbir saldırı düzenlemesine izin vermeyeceğini, Amerikan makamlarının Küba’da Batista tarzı birrejim kuracak herkesle mücadele edeceğini, Küba’nın geleceğine ilişkin anlaşmaların ABD ile Küba arasında değil de, Kübalıların kendi aralarında çözümlemesi gerektiğini” söylüyordu.

Oysa aynı sıralarda çıkarma filosu 15 Nisan’da sabah saat altıya doğru Küba göklerinde, Küba hava kuvvetlerinin renklerine boyanmış CIA uçakları göründü. Saldırının başlamasından birkaç saat sonra Küba Dışişleri Bakanı, Castro’nun kardeşi Raul Castro, New York’ta Birleşmiş Milletler binasında, “Bu emperyalist saldırının sorumlusu ABD hükümetidir... Hiç kuşkusuz, büyük çapta bir saldırının provası söz konusuduur. Bu saldırı ABD’nin ve yardakçıları Orta Amerika diktatörlerinin örgütlenmesi, donatım ve mali yardımlarıyla oluşmuştur” diyordu.

17 Nisan günü sabaha karşı, ilk kurbağa adamlar, çıkarma araçları için ışıklı işaret koymak üzere Domuz Körfezi (Plaa Giron) kıyısına çıkarken, Fidel Castro bütün Küba’yı harekete geçirmişti; ordu, hava kuvvetleri ve milisler “alarm” halindeydi...

Domuzlar Körfezi çıkarma harekatının başlamasından kırk saat sonra Washington’da Beyaz Saray’da binden fazla kişinin katıldığı bir toplantı yapılmıştı. Başkan, parlamento üyeleri ve eşleri için bir davet veriyordu. Oysa, aynı anda Domuzlar Körfezi, batmış çıkartma araçları ve yanık tanklarla dolmuştu. Paralı askerler Zapata yarımadası bataklıklarında devrimci ordunun ve milislerin yoğun ateşi altında erimişlerdi. Gece yarısına doğru CIA ajanları ve komutanlar, doğrudan doğruya askeri saldırıya gemesini, US Navy’nin (ABD Deniz Kuvvetleri) avcı uçaklarının müdahalede bulunmasını istediler. Başkan Kennedy bu isteği de reddetti.

Aradan bir hafta geçtikten sonra, 26 Nisan’da Beyaz Saray’ın basın sözcüsü Pierre Salinger gazetecilere, yenilgiyle biten Domuzlar Körfezi çıkarmasının bütün sorumluluğunu Başkan Kennedy’nin üzerine aldığını açıklıyordu.

18 Nisan 1961 günü Küba’nın efsanevi lideri halkına şu konuşmayı yapıyordu: “Saldırganlar mahvedilmiştir. Devrim bu çarpışmadan zaferle çıkmıştır. Devrim 72 saat içinde, aylardan beri ABD emperyalist hükümeti tarafından hazırlanmış bir orduyu yenmiştir.”

Domuzlar Körfezi harekatı ABD’nin tam bir yenilgisiyle sonuçlanıyor, CIA tahkimatlı ABD Deniz Kuvvetleri ve Balık Adamları tam bir hüsranla evlerine dönüyorlardı.

Dünya tarihine Domuzlar Körfezi harekatı olarak geçen bu olay, tüm dünyada “küçük sayılan” devletlerin “dev” kabul edilen devletlere karşı yaptıkları bağımsızlık savaşının büyük örneklerinden biri kabul edilir.

Domuzlar Körfezi hareketi dönem olarak çok yaklaştı. Olay Nisan ayında bitti belki, ama harekatın başlangıcı bir yıl öncesinin kış aylarına rastlar.

Küba’nın despot diktatörü Batista, özel uçağına binip de Dominik Cumhuriyeti’ne kaçınca, ABD’yi müthiş bir telaş aldı. Küçücük bir ülkenin dünya devrim tarihine altın harflerle yazdırdığı bu büyük devrim, yaklaşmakta olan kaynaşmanın ABD tarafından yakından incelendiği bir dönemdi.

Dönemin Sosyal Toplum Örgütleri, başta da Ulusal Kurratma Örgütü olmak üere Küba üzerinden bir yığın tahminler yapılıyordu. Uluslararası Kurtarma Örgütü tahminine göre, Küba davriminden sonraki iki yıl içinde Amerika’ya Batista başta olmak üzere, eski politikacılardandan, devlet memurlarından, güvenlik kuvvetleri unsurlarından, toprak ağalararından, sanayicilererden, burjuvazi ve orta sınıfa mensup kişilerden oluşan kırk binden fazla Kübalı sığınmıştı. Bunların otuz bini Miami’de yaşıyordu CIA, işte bu mültecileri kullanarak Küba’daki sosyalist devrime karşı bir komplo hareketi örgütlemek istedi.

Daha 1959 yılı sonunda Washington’daki National Security Council (Ulusal Güvenlik Kurulu), CIA Başkanı Allen Dulles’ı Küba devrimine karşı girişilecek yıkıcı eylemlerin planlamasıyla resmen görevlendirdi. Bu amaçla Kübalı mülteciler askeri eğitime tabi tutuldu. Küba’nnı güneydoğu sahillerinde, Guanenamo yöresindeki filo üssü de bu çalışma için görevli kılındı. CIA yöneticisi Allen Dulles'ın Fidel Casro ve devrim yönetimini devirmek amacıyla bir paralı askerler birliği kurma tasarısını, ABD başkanı Eisenhower 17 Mart 1960’da resmen onayladı.

Diktatör Ydigoras’ın yönetimindeki Guatemala'yla yapılan ve 1960 mayısında tamamlanan görüşmeler sonunda, bu ülke Amerikan Gizli Servisi CIA’ya Guatemala’nın Retalhuleu bölgesinde geniş bir arazi ayırdı. Bu araziye, bir eğitim kampı ve çıkartma ordusu için bir hava alanı inşa edildi. US AirForce (Amerika Hava Kuvvetleri) burayı silah, cephane ve malzeme deposu durumuna getirdi.

1960 sonlarında CIA, Küba’ya karşı hazırlıklarını iyice geliştirmiş, Guatemala’da Retalhuleu dışında ayrıca altı üs ve bir hava alanı; Nikaragua’da bir üs ve bir hava alanı; Florida ve Louisiana’da da birer eğitim kampı kurmuştu. Panama kanal bölgesesindeki Veques üsleri, sabotaj uzmanları ve balıka adamların eğitimi için kullanılmaktaydı.

Başkanlıktan ayrılmasından az önce, 4 Ocak 1961’de Eisenhowe Küba’yla olan tüm dipomatik ilişkileri kesti.

Şimdi bakıyorsunuz da, Küba ile ABD neredeyse “kanka”...

Nereden nereye...