İyi halli katiller, iyi halli hırsızlar düzeni

22/01/2015 Perşembe
İyi halli katiller, iyi halli hırsızlar düzeni

AKP adlı ucube diktatörlüğün, hukuk literatürüne armağan ettiği yeni bir kavramı dün öğrendik.

Eskişehir’de katledilen Ali İsmail Korkmaz’ın Kayseri’ye kaçırılan davasının karar duruşmasında.

“İyi halli katiller” dedi mahkeme heyeti!

Ali İsmail’i döve döve öldüren katiller hakkında “iyi hal” kullanarak ceza indirimi yaptı. “Emri ben verdim” diyen dönemin başbakanından güç, ilham ve destek alan katiller sürüsünü “iyi halli” buldu mahkeme heyeti!

Ali İsmail duruşmasından bir gün önce de TBMM’de Yüce Divan oylaması vardı. Dört bakan, hırsızlık suçlamasıyla Yüce Divan’a gönderilsin mi gönderilmesin mi diye oylandı. Dördü de Yüce Divan’a gönderilmedi.

Çok net bir fotoğrafla karşı karşıyayız.

Artık bu düzenin bir diğer adı da: İyi halli katiller ile iyi halli hırsızlar düzeni. Katilleri aklama, hırsızları paklama düzeni.

Ali İsmail’in öldürülmesinin “kasten adam öldürme” sayılması için ne gerekiyordu? Cesedini parçalara mı ayırmaları gerekiyordu?

Bakanların Yüce Divan’a gönderilmesi için ne gerekiyordu? Hazine’deki tüm parayı zimmetlerine mi geçirmeleri gerekiyordu?

Bu ucube diktatörlüğü karakterize eden iki icraat haline geldi, öldürmek ve çalmak!

Ve iki yasaklı sözcük: Katil ve hırsız!

Hırsızlıkla ilgili söz söyleyen, yazı yazan, haber yayınlayan, sosyal medya paylaşımında bulunanlar sansüre uğratılır, işsiz bırakılır, ceza davalarıyla tehdit edilir ve hatta hapsedilirken; Ali İsmail’in katillerine verilen “ödül gibi” cezaları protesto edenlere de şiddet uygulanıyordu dün. Polis silah çekiyor, karara tepki gösterenlere biber gazı sıkılıyordu.

Dünkü o vahşi saldırı ve şiddet bile, katillerin kimler olduğunu çok açık ve net bir şekilde gösteriyordu. Artık bu ülkede AKP’li ya da yandaş olmayanların, gerici ve faşist olmayanların can güvenliklerinin kesinlikle tehlike altında olduğunun bir fotoğrafıydı dünkü sahneler.

Ve…

Dün 91’inci ölüm yıldönümünde andığımız Lenin yoldaş, “Mahkemeler bir iktidar organıdır, liberaller bunu bazen unutuyorlar ama bir Marksistin bunu unutması suçtur” diyordu. Bir asır öncesinden böyle sesleniyordu bize, hepimize.

Lenin’in bu tespiti, 21 Ocak 2015 günü, Haziran direnişinin sembollerinden Ali İsmail Korkmaz’ın “dava”sı dolayımıyla bir kez daha acımasızca doğrulandı.

Doğrulanan, kanıtlanan, kesinleşen bir gerçek daha vardı: Bir gün önce TBMM’de bakanları aklayanlar ile bir gün sonra Kayseri’deki mahkemede Ali İsmail’in katillerini ödüllendiren irade, aynı siyasal iradedir.

Bu iki olguyu birbirinden ayırmaya olanak ve olasılık yok. Kurulan bu kahrolası diktatörlük, hırsız ve katil üretiyor. İlkel birikim dediğimiz primitif akümülasyon, özelleştirmeyle, acele kamulaştırmayla, kazanılmış hakların gaspıyla, torba yasalarla, kanun hükmünde kararnamelerle, yürütmeyi durdurma kararlarının uygulanmamasıyla ve benzeri yöntemlerle hükmünü icra ediyor. Kamusal, doğal, tarihsel tüm varlıklara vahşice ve vandalca saldırıyor. Hırsızlıklara, gasplara, talanlara ses çıkaran, itiraz eden, hayır diyenler ise kâh ceza davalarıyla, kâh biber gazıyla, kâh TOMA’yla, kâh hapis cezasıyla, bazen de ölümle cezalandırılıyor. Bu hırsız ve katil üreten düzeneği ayakta tutacak olan, bu alçak mekanizmaya itiraz etmeyecek, diktatör ne derse ve yaparsa eyvallah diyecek kitleler ise 4+4+4’le, dinselleştirmeyle, gerici eğitimle, siyasal İslamcı lafazanlıklarla konsolide ve stabilize ediliyor. Bir çarkın dişlileri gibi. İç içe. Aynı anda.

Bu çark, bu düzen, bu düzenek, bu sistem, bu mekanizma alaşağı edilmedikçe, bu abluka darmadağın edilmedikçe değil yaşamak, rahat bir nefes almak, bir tatlı huzur duyabilmek olanaksız.   

İyi halli katiller ve iyi halli hırsızlar düzenini kovalamaktan başka çare yok.

Katilleri ödüllendirilen Ali İsmail Korkmaz için bir şiirle bitirelim.

Haziran direnişi sırasında duvarlara “Turgut Uyar’ın dizeleriyiz” diye adı yazılan o büyük şairin “Kıştan Kalan Soğukluk” şiirinden birkaç dize:

“…

kanın ateşin ve seslerin böyle cömertçe kullanıldığı
böyle sorumsuzca kullanıldığı bir dönemde
herkesin şimdilik hakkı vardır hüzünlenmeye
yukarda dediğime bakma aslında
başarısız boktan bir kış geçirdik
kanımız bile doğru dürüst akmadı
bir sürü çocuğu öldürdüler.”


[email protected]
twitter.com/_ahmetcinar_