Bir yiğit sınıfsal aklı yitirse, gör başına neler gelir!

05/03/2015 Perşembe
Bir yiğit sınıfsal aklı yitirse, gör başına neler gelir!

Aşağıdaki yazıyı ben yazmadım.

BDP’liler, HDP’liler yazdı.

Ben yalnızca hatırladım.

Ve hatırlatmak istedim.

Solu ve sosyalizmi, ABD-AKP prodüksiyonu “çözüm sürecine” fit olan Kürt ulusal hareketine yedeklemek/yamamak için oluşan kakafonik koroya hatırlatmak istedim.

Son yıllarda söylenen, söylendikçe içselleştirilen, içselleştirildikçe sıradanlaşan cümleler bunlar. 

Bu yazıyı ben yazmadım.

HDP’nin barajı aşmasını sağlamanın, solun ve sosyalistlerin bir “vicdan” ve “namus” borcu olduğunu söyleyecek denli şirazesi kayanlara, akıl tutulması yaşayanlara, sınıfsal perspektifi yitirenlere dostça bir anımsatma bu.

Bu yazıyı ben yazmadım, onlar yazdı. 

Ben sadece hatırlamak ve hatırlatmak istedim.

Birlikte okuyalım:

***

Bu topraklarda farklı inanç ve dinlerin kendini güvende hissetmesinin yegane yolu, İslâm’ın o demokratik özüyle buluşmasıyla mümkündür. (Ferhat Tunç, HDP Tunceli Milletvekili Aday Adayı, Mayıs 2014)

***

Hayatımın tek referansı Kur’an’dır. (Hüda Kaya, HDP MYK Üyesi, Milletvekili Aday Adayı, Şubat 2015)

***

İslam’a ihanet içinde olan kesimlere karşı Diyarbakır’da Demokratik İslam Kongresi çağrısı yapıyorum. Bu kongre çalışmalarında Alevisi ve Sünnisiyle tüm halkımızın derinlikli tartışmalar yürütmesi son derece önemlidir. Hz. Muhammed’in Medine Şûra çalışmaları örnek alınarak, Şeyh Said gibi tarihi kişiliklerin ruhuna uygun olarak bu çalışmaların yapılması önemlidir. (Abdullah Öcalan, Demokratik İslam Kongresi’ne Çağrı, Mayıs 2014)

***

Hz. Muhammed döneminde Mardin ve Nusaybin cinlerinin Kuran-ı Kerim'i dinleyerek Müslüman olduğunu biliyoruz. Kaç yüzyıl önce bu cinler Müslümanlığı seçmiş. Barışı ve birlikte yaşamayı istemişler. Ey Mardin halkı, eğer 1500 yıl önce sizin cinlerinizin kabul ettiği bir barışı, siz 1500 sene sonra kabul etmezseniz, birbirinizin hakkını, hukukunu kabul etmezseniz, bu cinler sizi çarpacaktır haberiniz olsun. (Prof(!) Kadri Yıldırım, HDP Milletvekili Aday Adayı, Mart 2015) 

***

Sadece Kürt meselesini değil, başörtü meselesini de konuşacağız. Kırk yıldır dindarların arasındayım, yine dindarlarımızın arasında olmaya devam edeceğim. Sadece üniversitede değil, kamusal alanda da başörtülü olacak. Dinin bütün yasakları kaldırılacak. (Altan Tan, HDP Milletvekili, Nisan 2011)

***

Solcu değilim, Müslümanım. Laik değilim, laikliğe karşıyım. Türkiye Cumhuriyeti'ndeki Kemalist yapının artık tarihe kaldırılması gerektiğine inanıyorum. Bundan sonra yerine ne geleceğine de halk karar versin istiyorum. Benim kendi görüşüm. Ben şeriatçıyım. Her Müslüman şeriatçıdır. Ben Müslümanım ve İslam şeriatına inanıyorum. (Altan Tan, HDP Milletvekili, Nisan 2013)

***

Erzurum’da çarşaflı bir kadın HDP’den aday adayı oldu. İşte bu… Herkes rengiyle bu partide. Halkın partisi… (Figen Yüksekdağ, HDP Eş Genel Başkanı, Şubat 2014)

***

BDP-HDP hep yanlış algılandı. Din dışı, dini inkar eden bir parti olarak gösterildi ama böyle değil.

HDP'ye yüklenen misyon sadece sol ve sosyalist partilerin, hareketlerin aritmetiksel toplamı değil. Bunu aşmamız gerektiğini gördük. Evet, sol-sosyalistler olmalı ama toplumun ekseriyeti hala dindar. Bunları görmemezlikten gelerek bir parti büyüyebilir mi? (Demir Çelik, HDP Muş Milletvekili, BBC Türkçe’ye verdiği demeçten, Mayıs 2014)

***

İslam'ın özü olan tevhit, adalet, özgürlük mücadelesi ruhunu tekrar ortaya çıkarmak, özellikle ezen-ezilen ilişkisine vurgu yapmak istiyoruz. Hz. Muhammed döneminde uygulanan Medine Sözleşmesi'ndeki gibi çok kültürlü, çok dilli bir sistemin günümüzde de olabileceğini tartışmak, böyle bir hayatın mümkün olabileceğini ortaya çıkarmak istiyoruz. (Güler Özavcı Doğu, HDP Hazro Belediyesi Eşbaşkanı, BBC Türkçe’ye verdiği demeçten, Mayıs 2014)

***

Bugün kadim Anadolu’yu Türkiye olarak yaşayan Türk halkı bilmeli ki, Kürtlerle bin yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları kardeşlik ve dayanışma hukukuna dayanmaktadır. Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’in mesajlarındaki hakikatler, bugün yeni müjdelerle hayata geçiyor, insanoğlu kaybettiklerini geri kazanmaya çalışıyor. (Abdullah Öcalan, Mart 2013)

***

Batman BDP Milletvekili Bengi Yıldız, Ramazan ayında Bodrum’da bir kadın arkadaşıyla birlikte havuzda bira içerken görüntülenince bir yıllığına partiden ihraç edildi. (Gazeteler, Ekim 2011)

***

Ant olsun ki Şeyh Sait’in heykelini Diyarbakır’da bir meydana dikeceğiz, bu bizim boynumuzun borcudur. (Adil Zozani, HDP Hakkari Milletvekili, Kasım 2013)

***

Said Nursi’nin kabrinin ortaya çıkarılması için hükümeti zorlayacağız. (Selahattin Demirtaş, HDP Eş Genel Başkanı, Mart 2014)

***

Yukarıdaki cümleleri ben yazmadım, ben söylemedim. Kimlerin yazıp söylediğini parantez içlerine belirttim.

Öyle anlaşılıyor ki, Türk gericiliği ve Kürt gericiliği el ele vererek ülkemizi geleceksizleştirmeye, halklarımızı birbirinden koparmaya yemin etmişler. Geçen hafta sonu açıklanan ve bir kitabın “İçindekiler” kısmını andıran ama içeriği asla anlaşılamayan 10 madde, bu yeminin taslağı gibi duruyor.    

Hiç kimse, ama hiç kimse bu ülkenin solcularına, sosyalistlerine, komünistlerine yukarıdaki gerici söylemlerin sahiplerini parlamentoya göndermenin bir “namus” ve “vicdan” borcu olduğunu söylemesin. 

Bir feodaliteyi kırmak ve yok etmek için, başka bir feodaliteye ihtiyacımız olduğunu sananlar ve buna inananlar; sınıfsal perspektifi terk etmiş, laiklikten ve aydınlanmadan uzaklaşmış, siyasal akıllarını yitirmişlerdir.

Onlara tek yanıtım: Hadi ordan, hadi ordan, hadi ordan… 

[email protected]

twitter.com/_ahmetcinar_