İktidar din-inanç sorunu yaşıyor

07/01/2015 Çarşamba
İktidar din-inanç sorunu yaşıyor

Tarihi bir gerçeği açıklamanın zamanıdır.

Anlaşıldı, iktidarın şimdiye dek sakladığı gerçek yüzü ortaya çıktı.

Demek ki bunlar, yani devletin en tepesinden vekillerine kadar, bunların hiç biri öbür dünyaya, “hesap gününe” inanmıyorlar.

Bu dünyada hırsızlık, yolsuzluk, haksızlık yapanlardan, rüşvete bulaşanlardan sonunda öbür dünyada hesap sorulacağına inanmıyorlar. Yani bunlar aslında dindar mindar da değiller. ”Mundar”lar mı acaba?

Aksi halde milyon, milyon, kucak, kucak paralarla yakalanan 4 eski bakanın ve çocuklarının dosyaları TBMM Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu tarafından Yüce Divan’a gönderilmez miydi?

AKP’li üyeler buna engel oldu.

İktidarın çoğunlukta olduğu TBMM Genel Kurulunda da aynı sonucun çıkacağı kesin.

Bu çoğunluk ve suçlanan bakanlar öbür dünyada hesap sorulacağına inanmıyorlar. “Devlet, hazine elimizdeyken, musluklar, hortumlar bizdeyken kovaları, cüzdanları dolduralım” anlayışına sahipler.

“Yahu yapmayın, etmeyin, bu dünyada olmazsa öbür dünyada bunun hesabı ağır olur” diyenlere verilen yanıt oldu bu karar.

Yani yanıtın tercümesi şöyle; ”Ne öbür dünyası be, öbür dünya falan yok. Fırsat bu fırsat ne götürürsen kardır.”

Anlaşıldı, böyle düşünüyorlar.

Eee, hani din, iman, kur’an?

Hepsi oy almak, iktidara gelip, devleti, hazineyi, kamu arazilerini talan için, yağmalamak içinmiş.

Sadece demokrasi değil, din, Allah, Kitap da iktidara giden bir tramvaymış.

Yoksa bunlar Ateist mi? İnsan şüphe ediyor.

Haşaa, bunlarla birlikte adlarının anılması Ateistlere hakaret olur. Ateistleri, bizleri, birçoğumuzu rencide eder. Ateistler onurlu insanlardır, böyle pisliklerle işleri olmaz. 

Başbakan daha bir hafta önce kükremişti;

“Kim ki, şu veya bu gerekçeyle milli hazinemize, kaynaklarımıza yolsuzluk niyetiyle yaklaşırsa, harama bulaşırsa kardeşimiz de olsa onun kolunu kopartmaya kararlıyız” demişti.

Demek ki bu adamı da dinden imandan çıkardılar. O da artık öbür dünyadaki hesap gününe inanmıyor ki o sözü hemen unuttu, üstüne yattı.

Hele ki, sakallı bir gencin rüşvet olarak verdiği pahalı saatı ben kendim aldım deyip, vergi belgesini bile ortaya koyamadığı halde paçayı sıyıran şu bakan?

Yok yok, bunlar öbür dünyaya, “büyük hesap günü”ne inanmıyorlar. ”Kuldan korkmuyorsan Allahtan kork” sözü bunlar için söylenmiş ama ne çare?

Yoksa bu kadar çalma, çırpma, yolsuzluk, rüşvet için bu kadar rahat olabilirler mi? Arkalarındaki cumhurun başına güveniyorlar demek ki.

Milli Gazetenin dünkü manşetinde de bu hatırlatılıyor; ”Hakkın huzuruna varınca” diye başlık atmışlar eski yol arkadaşları için.

Tamam bunlar birbirini tutarlar, destek olurlar, toplu gezerler, din-iman ticareti yaparlar, parayı, rüşveti görünce de dayanamazlar hemen üstüne atlarlar.

Bu bir proje gibi bir şey.

Hemen kendilerine, kendileri gibi yandaşlar da bulurlar. Yandaşlar gün gelir eski solcu olur, liberal olur, ”düşkün” Alevi dönmelerini milletvekili bile yapıp yanlarına alırlar. Bitmedi, yanlarında “cepçi” gazeteciler olur, türkücü, sanatçı kılıklı birileri olur.

Şimdilerde bunlara bir de eski manken eklendi.

Din değiştirmekle sık sık haber olan Tuğçe Kazaz da AKP’nin gönüllü vitrin mankeni bölümüne alındı. Artık TV ekranlarına konuşmacı olarak çıkartılıyor. Kendisiyle gazetelerde çarşaf çarşaf röportajlar yapılıyor. Yurt gazetesi bile bonkör davranmış kendisine yarım sayfa ayırmış (5 Ocak, Yurt).

Kazaz, röportajında namaz kılmaya başlayarak boyun ağrılarından kurtulduğunu söylüyor.

2005 yılında Yunanlı bir sanatçıyla evlenip Hristiyan olan, sonra bundan vazgeçip  Budizmi deneyen bu kızımızın boynunda “çok dönmekten” kireçlenme olmuş ki, sonunda şifayı namaz kılmakla bulmuş.

Tabii ki bu namaz meselesi önemli değil. Asıl maharetini birkaç gün önce A Haber TV. ekranlarındaki konuşmasında gösterdi. Diyor ki, “ Türkiye’de artık sol diye bir şey kalmadı.”

Sol konusunda engin bilgi, tecrübe ve geçmişe sahip(?) bu ünlü sol teorisyen böyle diyorsa bir bildiği vardır elbet.

Öyle ya, Türkiye’de Sol, Tuğçe Kazaz’ın izinden ayrılınca böyle zayıf duruma düştü.

Demek ki, Tuğçe, şimdi “aldatıldıktan” sonra AKP dışına atılan liberallerin boşluğunu dolduracak.

Bu kadını neden bu kadar önemsiyorsun demeyin.

Unutmayın, hepimizin gülmeye de ihtiyacımız var.

Nice ünlü ve ciddi görünen bazı adamlar AKP ye destek olup, omuz vermedi mi?

Tuğçe yine iyi. Mütevazi davrandı, hiç olmazsa ben de “eski solcuyum” demedi. Diyen çok oldu çünkü.

Bu arada  genel seçimler sürecine girildi. Her şeyden yararlanmak gerek. Şarkıcıdan, türkücüden, gazeteciden, Kürtlerden, Türklerden. Hepsinden yani.

Seçimlerde  partilerin kullandığı marşlar, türküler, şarkılar  etkili oluyor.

AKP’nin yeni seçim şarkısı da ses getirdi.

Kiziroğlu Mustafa bey, Kiziroğlu Davut bey oldu.

Bana kalırsa rahmetli Barış Manço’nun şarkısı daha iyi giderdi.

Hani şu çok sevilen ”Arkadaşım EŞŞEK”  var ya, ondan söz ediyorum.

Bu şarkı AKP’ye  oy veren, vermekte direnenlere de hitap ederdi. Kendilerini daha yakın hissederlerdi.

Arkadaşım EŞŞEK uygun olurdu.

Onlar da kendilerini bulur, kendilerini ifade etmiş olurlardı. 
 

ÖNCEKİ YAZILARI