Haydin Çalıştay'a bir iki...

29/10/2014 Çarşamba
Haydin Çalıştay'a bir iki...

Müflis (iflas etmiş) tüccar eski borç-alacak defterlerini karıştırırmış ya.

İktidarın durumu da aynen böyle.

Her seçim öncesi ısıtılan bayat yemek yine sofraya konuluyor.

“Alevi açılımı”nı hükümet yeniden gündemine alacakmış.

Başbakanlıktaki zirvede konu masaya yatırılmış.

Bu ne sahtekarlık? Ne üç kağıtçılık?

Her seçim öncesi yapılan bu numaralar bayatlamadı mı?

Aslında haksız da değil iktidardaki uyanıklar. Aleviler içinde seçim tüccarlığı yapan kimi açıkgözler oldukça, bu satışın alcısı da var.

Aleviliği, makam, mevki, ikbal için kullanan çöpten, çamurdan birtakım kişiler AKP’den milletvekili olmadı mı?

Kullanıldı, ikinci dönem çöpe atıldılar.

“Alevilerin sorunlarını çözmek için iktidar partisine geldik” diye de savunma yaptılar.

Gerçek Alevi örgütleri hem iktidarın hem bu kişilerin gerçek yüzlerini açıkladılar ama iktidar bu numarayı kullanmaya devam ediyor.

Hatta CHP’de Genel Başkan Yardımcılığı bile yapan Tunceli Milletvekili vardı. İkinci dönem yeniden aday olarak 1. sıraya konulmayınca partisinden istifa etti, AKP’ye törenle geçti. Parti rozetini de RTE TBMM grup toplantısında taktı. Bu adamı hemen AKP Tunceli İl Başkanı yaptılar.

İlk demeci şöyle oldu: “Alevilerin sorunlarını Sayın Başbakanımız RTE ve bu hükümetin çözeceğine inandığım için buradayım.”

Aradan birkaç yıl geçti. Bu vatandaşın nerede olduğu, ne yaptığı bilinmiyor. Alevilerin sorunlarının çözüldüğünü sanıyor olmalı.

RTE Başbakanken 2010 ve 2013 yıllarında, kendilerini Alevi temsilcisi olarak takdim eden birtakım adamları topladı, yemekler ısmarladı, sonra dağıldılar. Hiçbir sorun (bırakın çözülmeyi) gündeme dahi alınmadı. Ancak RTE seçimleri kazandı.

Şimdi aynı numarayı yeni Başbakan Davutoğlu gündeme getiriyor.

“Toplayın şu adamları bir yemek daha ısmarlayalım TV’lerde yanımıza oturup şereflensinler” diye düşünmüş olmalı.

Bunlara “Alevi dedesi”, “Alevi önderi” diyelim. Maaş da bağlayalım. Yani ceplerine 3-5 kuruş koyalım, önümüz seçim, diye düşünmüş olmalı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Alevi ailelerin başvurusunu sonuçlandırdı. Hükümetten zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istedi. Bugünkü uygulamanın insan haklarına aykırı olduğunu kararında belirtiyor. Hükümetimiz bu karara uymak zorunda. Ama uymuyor. İktidar yetkilileri bu karar için, AHİM’e, “hadi ordan, bu kararı tanımıyorum” türünden açıklamalar yaptı. Açıktan karşı çıktı. Aynı günlerde Türban ilkokullara sokuldu.

Alevi açılımı yapana bakın.

Alevilerin en çok üzerinde durduğu konuların başında zaten Zorunlu din dersleri ve Cem evlerinin resmen tanınması olduğu biliniyor.

Ancak, müflis tüccar eski defterlerin içinde bunu bulmuş.

Bu iktidar tarafından iki kez aldatıldıkları biline biline başbakanın bu yeni Alevi açılımı toplantısına “Alevi temsilcisi” sıfatıyla katılacak olanlar şimdiden bilsinler ki, bu gerici, sermaye yanlısı, dinci, faşist yönetimin elemanları olarak bir kez daha, Aleviler üzerinden çıkar, ikbal devşirenler olarak anılacaklardır.

Alevilerin gerçek temsilcileri olan Türkiye ve Avrupa merkezli dernekler, federasyonlar, örgütler dün olduğu gibi bundan sonra da elbette bu konudaki kararlı tavırlarını gösteriyorlar, gösterecekler.

Kefenden, tabuttan sorumlu bakanlar
Yine maden kazası, yine yeraltında mahsur kalan işçiler.

Yine önlem alınmadığı için ocakları söndüren iş cinayeti. Karaman’ın Ermenek ilçesi yakınlarında Kömür ocağını su basıyor. 18 işçi toprak altında ölümle baş başa.

İş müfettişleri, iş güvenliği uzmanları bu kazanın da önceden önlem alınmadığı için meydana geldiğine vurgu yapıyorlar.

Penguen medyası, TV’lerde, canlı yayınlarda iktidar şakşakçılığında yarışıyorlar.

Devletin zirvesi hemen toplanmış da, Cumhurbaşkanı ve Başbakan Karaman Valisi ile sürekli telefonda temas halindeymiş de, enerji ve şu, bu bakanlar hemen olay yerine intikal etmişler de.

Yine, her iş cinayetinde, felakette dile getirilen ve çok ciddi havada sunulan başbakanlıkta “kriz masası” kuruldu hikayesi.

Yani şöyle birşey: Başbakanlıkta birtakım yetkililer salona geçiyorlar. Odacıya “şu koridordaki masayı da içeri al, daha rahat oturalım. Birkaç müdür daha gelsin. Afad, Mafad da gelsin. Oğlum bize çay kahve de söyle..”

İşte sana kriz masası.

Soma cinayetinde de aynı şey olmadı mı?

O zaman da aynı devletin zirvesi toplandı, “kriz masası” hikayesi haberlerin ana unsuru oldu.

-Yeteri kadar tabut hazır mı, ölülerin sayısı artıyor, bir eksiklik olmasın ha.
-Hazırlanıyor efendim.
-Mezar yerleri de hazır olsun.
-Hazır efendim.
-Kefen sorunu olmasın, yeteri kadar kefen bezi sağlansın.
-Hazır efendim sorun yok.

Ermenek’teki maden cinayetinde, Soma cinayetinde olduğu gibi aynı demeçler TV’lerde uçuşuyor. Haberler, “Devletin zirvesi, kriz masaları” odaklı.

Yeteri kadar tabut, yeteri kadar kefen bezi sağlanması için iyi çalışılıyor.

Enerji Bakanı yine TV’lerin baş konuğu, ”Olay inceleniyor, gerçek durumu bir sonraki tesbitte öğrenmiş olacağız” diyor.

Bir sonraki tesbit ne ola ki?

Bir sonraki iş cinayeti demek istiyor galiba.

Aynı cümleler Soma’da da kurulmuştu. Aynı kişiler tarafından.

Hem Soma, hem daha önceki, hem Ermenek’teki kazaya neden olan sorumlular mı?

Onlar konu dışında. Onlar dokunulmaz.

ÖNCEKİ YAZILARI