"Benden Selam Söyle…" SEDA KOSTİK
DÜNYA SOLA DÖNÜYOR - YUNANİSTAN yazıları
Dünkü soL'un "Sabah Sabah" bölümünde yayınlanan Mübadele Tartışmasına… başlıklı yazı düşmanlığa düşmanlık ekleyen başat unsurlardan birinin tarihin yanlış bilinmesi ya da bilinmemesi olduğunu güzel bir şekilde ifade ediyordu.
Özellikle Mübadele ve onu hazırlayan koşullar söz konusu olduğunda Yunanistan ve Türkiye'de epey yanlış bir tarih eğitimine maruz kaldığımız ve bu kasıtlı çarpık eğitimin halklar arasında gerginliği "çaktırmadan" büyüten bir etkiye sahip olduğu ortada.
Amaç ayırmak, bölmek, yıkmak olunca her şey daha kolay yapılıyor.
Bu hususta, arada çarpık tarihe el atmadan, sözde dostluk adına "bugünü" yamalama "çalışkanlığıyla" göz dolduran ama ülkeler arası hafif bir gerginlik söz konusu olunca "sahte dostluğu" bir yana bırakıp resmi tarihe sarılan liboş gazetecilerin katkılarını da es geçmemek lazım.
Bu tarihte bir de anlatılmayan, yazılmayan ilericiler, komünistler ve onların Mübadele ve öncesinde sürdürdükleri mücadele var… Biraz değinmekte fayda var.
Yunanistan Sosyalist İşçi Partisi (SEKE) –bugünkü Yunanistan Komünist Partisi-KKE- kuruluş kongresinden itibaren (1918) iki ülke arasında barış görüşmelerinin koşulsuz şartsız başlatılması gerektiğini vurgulamaya başlıyor.
SEKE'nin politikası elbette "Megali İdea" savunucusu Venizelos politikalarının tam karşısında yer alıyor.
Parti tarafından İzmir'e dair özel bir çözüm önerisi sunulmamasının dışında bölgede yaşayan Yunanların kendi kaderlerini tayin etmeleri yönünde tavır alınıyor, elbette Türkiye'nin bölünmesine karşı çıkılarak.
Buna karşın Venizelos hükümeti, sosyalist siyasete karşı sessiz kalmıyor, "Megali İdea"nın hayata geçirilmesini engellemeye dönük yürütülen bu siyaset SEKE'nin çok kısa bir süre içinde baskıların ve kısıtlamaların hedefi haline gelmesine sebep oluyor.
Venizelos hükümeti, ilk olarak SEKE'nin işçilere ulaşmasının önüne engeller koymanın yollarını arıyor ve "iç Bolşevik tehdit" söylemi yıldırma aracı olarak kullanılıyor.
Sendikal harekete engeller konuluyor. Çeşitli grev engellemeleri, tutuklamalar, Yunanistan Sendika Federasyonu'nun (GSEE) faaliyetlerini engellemenin dışında, hükümet tarafından keyfi olarak Atina'daki 1 Mayıs yürüyüşü engelleniyor.
SEKE, büyük bir cesaret ve gereklilikle Yunanistan burjuvazisinin Küçük Asya macerasındaki çıkarının ne olduğu sorusunu öne çıkarıyor:
"İngiltere, Avrupa – Asya kıta birliğini ele geçirme amacıyla işgalini sağlama almak için Yunan devletinin Ortadoğu'ya kadar ilerlemesini karar altına almış durumda. Yunanistan burjuvazisi İngiliz çıkarlarını korumak adına, İngiltere'ye hizmetten kaçınmıyor, Bay Venizelos ve partisi Yunanistan'ı İngiltere'nin jandarmalığını yapmaya itiyor. Venizelos hükümeti, komünistlerin güçlenmesinin, ortak olduğu emperyalist planların bozulması anlamına geldiğinin bilinciyle içerde komünistlerin büyümesini, güçlenmesini engelleme girişimlerini sürdürüyor.
İzmir işgali, Yakın ve Ortadoğu'nun emperyalizmin kontrolü altına girmesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılması, Türkiye'de ulusal bağımsızlık sürecinin bastırılması, Sovyetler Birliği'ne karşı askeri bir köprü kurma amacı taşıyor. Böylelikle Yunanistan burjuvazisi hem Yunanistan ve hem de Türkiye halklarının gerçek bağımsızlığını engelleme girişimine ortak oluyor. Hükümetin "Megali İdea" ülküsü, ülke halkını büyük bir trajediye sürüklüyor".
3 Ağustos 1924 tarihinde, Birinci Dünya Savaşının bitişinin 10.yıl dönümü vesilesiyle, KKE yayınladığı bildiride, Küçük Asya işgaline, savaşına karşı çıkan tek parti olduğunu ve savaşın derhal son bulması için mücadele ettiğini Yunan halkına bir kez daha hatırlatıyordu.
"Küçük Asya'da, kardeşlerimizin kölelikten kurtulması için savaşmadık, maaşlı jandarmalar gibi İngiliz emperyalizminin çıkarları için, İngilizler için, onlar enMusul petrollerine rahatça sahip olabilsinler diye savaştık".
İzmir işgalinden iki ay sonra Temmuz 1919'da Yunanistan genelinde gerçekleşen ve saldırganlığın derhal son bulmasını talep eden ilk genel grev yapılıyor. Hükümetin cevabı gecikmiyor; SEKE'nin ve GSEE'nin kongreleri yasaklanıyor, işçiler sürgüne gönderiliyor, tutuklanıyor.
SEKE, halkların aleyhine işleyecek olan işgale karşı çıkarken Türkiye halklarına karşı hazırlanan saldırıları lanetliyordu. [1]
Bizim tarihlerimizde Yunan komünistlerinin bu mücadelesi yazılı değil.
Biz, insana kendini diken üstünde hissettiren bir tarih öğreniyoruz… Baştan, doğru bir şekilde yazılmadığı sürece halklara huzur vermeyecek, "Gönül'leri coşturacak" bir tarih…
"Anadolu'dan gönderilen Rumlar ve Ermeniler…" diyor Vecdi Gönül. Verili durumda "göndermek" fiilinin öznesi Gönül ve onun hükümeti, insanların gönderildiği ülkenin sahipleri de onlar oluyor. "Sahiplendikleri", birilerini bu topraklarda istememe hakkını kendilerinde gördükleri ülkeyi bugün getirdikleri durumundan utanmadan…
Gönül'ün, "gönül rahatlığıyla" sarf ettiği "gönderilme" eylemine maruz kalanlardan bir örnek vererek yazıyı bitirmekte fayda var.
"Anayurduma selam söyle benden Kör Mehmet'in damadı! Benden Selam söyle Anadolu'ya… Toprağını kanla suladık diye bize garezlenmesin... Ve kardeşi kardeşe kırdıran cellâtların Allah bin belasını versin!"
Çok da kaba olmamak lazım! Gönül, belki Dido Sotiriou'nun Benden Selam Söyle Anadolu'ya kitabında geçen ve topraklarını terk etmek zorunda kalan Anadolulu Rum'un memleket özlemini ve acısını anlatan sözlerindeki belanın nereyi hedeflediğini anlayacak kadar "allah kitap" sahibidir!
[1] Rizospastis gazetesinin değişik dönemlerde yayınlanan ve Mübadele'yi konu alan tarih eklerinden.
- Manşettekiler
- Gençlik günleri devam ediyor
- AGİT tarihi silmeye çalışıyor
- İçeride hoşgörü dışarıda dayak vardı
- Honduras’ta gergin bekleyiş
- Sabah-ATV grevi büyüyor
- CHP'nin Kürt açılımı Kuzey Irak'tan başladı
- Economist'ten AKP çıkışı
- ABD bahçesinde Çekirge-Çiçek muhabbeti
- Nabucco projesinde belirsiz gidiş
- Günün Yazarları
- Canlı Müzik
- Ali Cenk Gedik
- Çağdaş ve Boyun Eğmeyen…
- Çağrı Kınıkoğlu
