Ziraatin kârı da düştü: Krizde sermayeye çalışınca böyle oluyor

Ziraat Bankası'nın net kârı yılın ilk çeyreğinde yüzde 36.3 düşüşle 1,1 milyar lira oldu. Vakıfbank ve Halkbank da kârlarında büyük düşüş açıklamıştı. Kamu bankalarının iktidarın ve sermayenin çıkarları yönünde yaptığı işlemlerden kaynaklanan zararlarında artış yaşanırken, liranın değer kaybına bağlı kayıplar da kârlılığı etkiliyor. Uzmanlar, bilançolarda görev zararı olarak geçen kalemin, emirle yapılan döviz satışları ya da yine iktidarın çıkarlarına göre özel sektör firmalarının kurtarılması ile oluştuğuna dikkat çekiyor.
soL - Haber Merkezi
Çarşamba, 15 Mayıs 2019 11:54

Ziraat Bankası'nın net kârı yılın ilk çeyreğinde yüzde 36.3 düşüşle 1,1 milyar lira oldu.

Bilançosunu dün akşam KAP'a bildiren Ziraat Bankası geçen yılın Ocak-Mart döneminde 1,7 milyar lira kâr etmişti. Bankanın net kârı yılın ilk çeyreğinde yüzde 36.3 düşmüş oldu.

HALKBANK VE VAKIFBANK'IN DA KÂRI AZALMIŞTI

Vakıfbank'ın 2019 ilk çeyrek karı yüzde 38 azalmıştı. Vakıfbank'ın ilk çeyrek net kârı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 38 düşüşle 651,2 milyon lira oldu.

Vakıfbank'ın kredileri ise 2018 sonuna göre yüzde 11 artışla 258,1 milyar lira oldu.

Halkbank'ın kârındaki azalmaysa yüzde 61 oranında oldu. Konsolide olmayan verilere göre banka, ilk çeyrekte 305 milyon lira net kâr elde etti.  

KAMU BANKALARININ 'GÖREV ZARARI' ARTIYOR

Görev zararı geçmişte örneğin Ziraat Bankası için çiftçi kredilerinde uygulanan sübvansiyondan kaynaklanıyordu. Ziraat Bankası'nın kamusal misyonu gereği halk yararına yaptığı işlerde ettiği zarara 'görev zararı' demek uygun düşüyordu. Bugün aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Kamu bankalarının hükümet politikalarına ya da kamu çıkarlarına bağlı olarak üstlendiği işlemlerden kaynaklanan zararları 'görev zararı' olarak adlandırılırken bu terim artık gerçeği yansıtmıyor.

Şu anda görev zararlarının asıl kaynağı hükümetin emriyle sermayeyi ya da iktidarın politik gücünü korumak üzere yapılan işlemler. Erdoğan'ın "faiz ve dolar lobisiyle" mücadelede verdiği emirle döviz satışı ya da örneğin Üçüncü Havalimanı'nın finansmanı için yapılan işlemler kamu bankalarının görev zararını büyütüyor.

Kamu bankalarının görev zararları son 4 yılda ikiye katlanırken, 2018'de Hazine'ye aktardıkları temettü (kâr payı) sıfır oldu.

2018 yılında Ziraat Bankası 2,3 milyar TL, Halkbank 1,3 milyar TL görev zararı açıklamıştı.

İki bankanın Hazine'ye aktardığı temettüye bakıldığında ise; 2017'de Hazine'ye 250 milyon TL temettü aktaran Ziraat Bankası için 2018'de bu rakamın sıfır olduğu görüldü.

Halkbank da 2018'de Hazine'ye temettü aktarmadı. 2014 yılında Ziraat Bankası ile Halkbank toplam görev zararı 1,6 milyar TL olurken, bu rakam 2015'te 2 milyar TL, 2016'da 2,6 milyar TL, 2017'de 3,2 milyar TL oldu.

Aynı dönemde Ziraat Bankası'nın Hazine'ye aktardığı temettü 2014'te 106 milyon TL, 2015'te 106 milyon TL, 2016'da 230 milyon TL, 2017'de 250 milyon TL olarak gerçekleşti.

KÂRIN AZALMASINDA KUR ETKİSİ

Kamu bankalarının görev zararlarında artış görülürken, kârlardaki azalmada kur etkisinin de olduğu görülüyor.

1 Ocak 2018'de 3,75 civarında olan dolar, 2018 boyunca yükseliş göstererek 5,5 lira seviyelerine geldi.

Kamu bankalarının yanı sıra özel bankaların da liranın değer kaybından etkilenmesi ve kârlarında düşüş yaşaması bekleniyor.

KAMU BANKALARI DÖVİZ SATIYOR

Kamu bankaları son günlerde yüklü döviz satışlarıyla gündeme geliyor. Liranın yaşadığı değer kaybıyla birlikte kamu bankalarının devreye sokulduğu söyleniyor.

Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, Merkez Bankası'nın döviz rezervinin eksiye indiğini, kendisine ait olmayan dövizi kamu bankaları aracılığıyla sattığını ileri sürerken, bankaların bir haftada sattığı döviz miktarının 4,5 milyar doları bulduğu belirtiliyor.

KFG MALİYETLERİ KAMU BANKALARINA YÜKLENMİŞTİ

2017 yılında Kredi Garanti Fonu’nun kapsamı genişletilmiş, bu şekilde kredi hacminde artış sağlanmıştı. Bankacılık sektörünün verdiği kredilerin bir bölümü KGF kapsamında eski kredilerin yeniden yapılandırılmasına yönelik olmuştu. Kamu bankalarının kredi büyümesi özel sektörün üzerinde olurken, resmi olarak batık krediye dönüşmese de fiilen batık kredi durumundaki kredi portföyünün bir bölümünün özel sektörden kamu bankalarına geçtiği tahmin ediliyordu.

Türkiye Bankaları Birliği Başkanı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, KGF maliyetinin kamu bankalarına yüklendiğini kabul etmiş, böylece özel sektörün yükünün kamu bankalarına yüklendiği resmen açıklanmıştı.

Aydın, 2018'deki kredi büyümesinin yüzde 25'inin Ziraat Bankası kaynaklı olduğunu ifade etmişti.

HAZİNE BAKANLIĞI ADIM ATMIŞTI

Kamu bankalarına ilişkin tartışmalar sürerken, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Nisan ayında "kamu bankalarının sermayelerini güçlendirmek" için adım atarak, Türkiye Varlık Fonu'nu devreye sokmuştu.

22 Nisan 2019'da yapılan “kamu bankalarına ikrazen özel tertip Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) verilmesine ilişkin” açıklamada, “10 Nisan 2019 günlü yeni ekonomi programı yapısal dönüşüm adımları 2019 ile öngörülen tedbirler” doğrultusunda kamu bankalarının sermayesinin güçlendirilmesinde kullanılmak üzere 24 Nisan 2019 valör tarihli olmak üzere yüzde 4,61 faizli, 5 yıl vadeli kuponsuz, 3 milyon 300 bin avro; kamu sermayeli katılım bankalarına da 5 yıl vadeli, faizsiz 400 milyon avro olmak üzere toplam 3 milyar 700 milyon avro tutarında Devlet İç Borçlanma Senedi ihraç edileceği bilgisi yer aldı.