VİDEO | Komünist kadınlardan 8 Mart çağrısı: Güler Sabancı, Ümit Boyner, Sümeyye Erdoğan'larla aynı gemide değiliz!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle, komünist kadınlar tarafından bir video yayımlandı. Biz de komünist kadınlar için 8 Mart’ın ne demek olduğu ve 8 Mart tarihini neden ve nasıl sahiplendiklerine dair TKP Kadın Bürosu ile bir röportaj yaptık...
soL - Haber Merkezi
Çarşamba, 06 Mart 2019 11:00

Komünist kadınlar, bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir video yayımladı.

Emekçi kadınların bugünkü sorunlarına, siyasi iktidarın ve patronların şiddet ve emek sömürüsü ile kadınlara yaptığı baskıya ve bu baskılara direnen emekçi kadınlara vurgu yapılan video hazırlanırken, biz de komünist kadınlar için 8 Mart’ın ne demek olduğu ve 8 Mart tarihini neden ve nasıl sahiplendiklerine dair TKP Kadın Bürosu ile bir röportaj yaptık.

'CLARA ZETKİN'İN ÖNERİSİYLE DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ...'

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Komünist Kadınlar için ne ifade ediyor?

Cinsiyetine bakmaksızın düzenin bizleri iliklerimize kadar sömürdüğü, geleceğimize dair hiç bir umut vaat etmediği günlerden geçiyoruz. Bu karanlıktan kurtulmak için geçmişimizden, geleneğimizden, tarihimizden dersler alarak ilerlememiz gerekiyor. Tarih tersine akmayacak ve geçmişe dönemeyeceksek çıkardığımız bu derslerle ileriye doğru kocaman bir adım atmamız gerekiyor.

8 Mart tarihi iki önemli tarihsel olayla birlikte dünyada kadın mücadelesinde yerini aldı. 8 Mart 1857’de New York’ta bir dokuma fabrikasında çalışan 40 bin işçi, 16 saatlik iş gününün 10 saate indirilmesi ve ücretlerde artış yapılması talebiyle greve gitti. 40 bin kadın işçinin örgütlediği bu grev o zamana kadarki en kitlesel kadın eylemlerinden biriydi. Bundan 60 yıl sonra, 1917’nin 8 Mart’ında ise “ekmek ve barış” sloganıyla sokaklara dökülen Petrogradlı Rus dokuma işçisi kadınlar Şubat Devrimi’ nin fitilini ateşleyen grevleri başlattılar.8 Mart bu iki tarihin yıldönümü olduğu için emekçi kadınlar için önemlidir.

Bu tarih sonrasında sosyalist mücadelenin de önemli bir referansı haline geldi. 1910 yılında Kopenhag’da gerçekleştirilen II. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda kadın ve emek mücadelesi masaya yatırılmıştı ve uluslararası bir kadın günü belirleme kararı alındı. Ekim Devrimi’nden sonra 1921 yılında Moskova’da düzenlenen II. Uluslararası Komünist Kadınlar Konferansı’nda ise, Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilan edildi.

'GÖSTERİŞ GÜNÜ DEĞİL, YENİDEN BİR MÜCADELE GÜNÜ OLARAK SAHİPLENMEK'

8 Mart dünya genelinde “Kadınlar Günü” olarak zaten görünür bir şekilde kutlanıyor sayılır. Komünist kadınlar bugün bu kutlanma biçimine dair farklı ne söylüyor?

Mücadele ile anılan bu güne 1977’ye kadar gözlerini kapatan Birleşmiş Milletler, sonunda bu günü tanıdı. Ancak “emekçi” vurgusunu ve bu güne kattığı anlamı yok sayarak. 1977’den bu yana 8 Mart, düzen tarafından yalnızca “Kadınlar Günü” olarak sunuluyor ve hatta pazarlanıyor.

Düzen, üstesinden gelemediği, bize ait değerleri içini boşaltarak, tarihini silikleştirerek yok etmeye çalışıyor.

Kadınlar saksıdaki çiçek olsun, vitrindeki süs olsun diye çabalıyorlar. Kadınlara gönül okşayan sözler edilsin, birer karanfil de ellerine tutuşturulsun. İnsanca yaşamak, çalışmak için çıktığımız yolda yaşadıklarımızı tekrar hatırladığımız 8 Martlar unutulsun isteniyor. Komünist kadınlar, içi boşaltılmaya çalışılan 8 Mart’ı, emekçi kadınların tarihsel mücadeleleri için önemli bir tarih olarak yeniden ve ısrarla hatırlatmak istiyor. Emekçi sınıfın 8 Mart’ı, bir tüketim ya da gösteriş günü olarak değil yeniden bir mücadele günü olarak sahiplenmesini önemli buluyor.

'GÜLER SABANCI, ÜMİT BOYNER, SÜMEYYE ERDOĞAN İLE EMEKÇİ KADINLAR AYNI KEFEDE DEĞİL'

Neden özellikle emekçi kadınlar vurgusu yapıyorsunuz? 8 Mart tüm kadınların günü değil mi?

Bugünkü düzen 8 Mart’ın tüm kadınların günü olduğuna bizi ikna etmeye çalışarak reklam yapıyor. Ancak emekçi kadınlar, 8 Mart’ın tarihinin de bize gösterdiği gibi, hiçbir zaman sömürenlerle aynı gemide olmadı. Olamaz da. Sömürenler patron, emekçi kadınlarsa işçi oldu. Şimdi de öyle.

Emekçi kadınlar çalışır, onlar kazanır. Emekçiler karanlıkta işe gider, kadın olduğu için daha düşük ücretle çalıştırılır, işyerlerinde hamile kalınca suçlanır, istismar edilir, günü geldiğinde kolayca kapının önüne konulabilir. Evin işleri, çocukların bakımı da emekçi kadınların üzerinde olur, üstelik bu emek çoğunlukla yok sayılır.

Bu yıl 8 Mart vesilesiyle komünist kadınların yayımladığı videoda da emekçi kadınların bugünkü sorunlarına ve bu sorunları çözmek bir yana yeniden üreten ve arttıran siyasi iktidarın ve patronların baskısına değiniliyor. Tüm bu baskılara rağmen, Güler Sabancı’yla, Ümit Boyner’le, Sümeyye Erdoğan’la emekçi kadınları, kadın oldukları için aynı kefeye koymamız bekleniyor. Çocuk yaşta evlendirilen kız çocuklarına, okumak için çalışmak zorunda olan üniversiteli kadınlara, çalışmak zorunda olduğu için sağlığını göz göre göre kaybeden tekstil işçilerine hiç durmadan buna inanmaları gerektiğine dair ideolojik propaganda yapıyorlar.

Ancak, oyun oynayacağı yaşta “evlendirilen”, okuldan eve dönerken bir minibüs şoförünün tacizine direndiği için öldürülen, patronundan alamadığı maaşını almaya çalışırken tecavüze uğrayıp 20. kattan aşağı atılan kadınlar, emekçi sınıf kadınlarıdır. Hayatın her noktasında mücadele eden, emek veren kadınlar bu saydığımız birkaç kişinin karşısında milyonları oluşturur. Bu yüzden 8 Mart, işyerinde, evde, hayatın her alanında yaşamak için çalışmak zorunda olan emekçi kadınlarındır. Neden mücadele etmemiz gerektiğini, böyle gelip böyle gitmeyeceğini, paranın saltanatını yıkmamız gerektiğini yeniden hatırladığımız günlerden biridir. Emekçi kadınlar olarak, sömürü ve şiddete karşı eşitlik ve özgürlük için birlikte mücadele etmemiz gerektiğini hatırladığımız bir gün 8 Mart.