'Uyuşturucu sorununun panzehiri örgütlü bir toplum'

Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu tarafından düzenlenen ‘Türkiye’de Uyuşturucu Sorunu Nasıl Önlenir?’ başlıklı sunumda Türkiye işçi sınıfının en büyük sorunlarından biri haline gelen uyuşturucu bağımlılığı ele alındı.
soL - Bilim ve Aydınlanma
Cuma, 22 Mart 2019 17:44

Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu tarafından düzenlenen “Türkiye’de Uyuşturucu Sorunu Nasıl Önlenir?” başlıklı sunum 20 Mart Çarşamba günü odanın bir toplantı salonunda gerçekleştirildi.

Sunum dünyada uyuşturucu maddelerin genel tarihçesinin anlatımı ile başlandı. Sınıflı toplumların ortaya çıkışıyla bu maddelerin şifacılar yoluyla saraylara taşınırken günümüzde kimyadaki gelişmelerle birlikte zenginlerden yoksulların kullanımına doğru bir dönüşüm gerçekleştiğinden bahsedildi. Burjuvazinin elinde bu maddelerin isyanları bastırmak, bir yeri işgal etmek, kültürel etkide bulunmak için bir silaha dönüştüğü vurgulandı.

Ayrıca uyuşturucu maddelerin insanda bağımlılığa evrimesindeki etken faktörlerden ve bu durumda psikolojik ve fizyolojik değişikliklerin olduğundan söz edildi.  Üstelik her uyuşturucu maddenin bağımlılık potansiyeline sahip olduğu vurgulandı.

Ardından ülkemizdeki tarihsel arka planından söz edilerek bugünkü durum hakkında bir çerçeve çizildi. Coğrafyamız doğal uyuşturucu yetiştirmek konusunda verimli olsa da bugün daha çok üretimi yapılan maddelerin kimyasal uyuşturucular olduğundan söz edildi.

Güncel, çarpıcı kimi veriler paylaşıldı. Örneğin madde kullanımının 13-14 yaşlarına düşmüş olduğu, 2004’ten 2017’ye kadar 13 yılda tedavi için başvuru yapan insanların sayısında yüzde 2 bin 200’lük bir artışın meydana geldiği, sayılar baktığımızda ise başvuru sayısının 11 bin 239 iken 257 bin 429’a çıkmış olduğu belirtildi.

Ülkemizin sentetik uyuşturucularla ölümde Avrupa ülkeleri arasında birinci sırada gelmekte olduğu, en çok ölüme neden olan maddenin “bonzai” olduğu ifade edildi. Bundan en çok etkilenenlerin gençler olduğu belirtilirken durumun, kapitalizmin gençliği ve insanlığı geleceksizliğe mahkûm etmiş, yaşama dair umutlarını yok etmiş olmasıyla ilişkisi kuruldu.

Uyuşturucu sorunun “panzehiri”nin kişinin kendi yaşamına ve var olan toplumsal sorunlara müdahale edebilmesi olduğu vurgulandı. Ayrıca bencilliğin, yalnızlığın, örgütsüzlüğün bu kadar yaygın olduğu; depresyon, intihar gibi vakaların arttığı bir toplumda tek geçerli panzehirin yaşamın her alanında örgütlü bir toplumu var etmek olduğu belirtildi.

Son olarak mücadele etmenin ve sosyalist bir toplum kurmanın, bu konuda neden tek gerçek çözüm olduğu üzerine tartışıldı. Uyuşturucu tekelleriyle mücadele etmek için; eğitimi, sağlığı, bilimi ve hukuku insan yaşamının iyileştirilmesi hizmetine sunmak için ve tüm bunların planlanabilmesi için toplumsal faydayı gözeten bir sistemin gerekliliği konuşuldu.