TKP: İşçi sınıfının sabra değil öfkeye ihtiyacı var, öfkenin de örgütlenmeye...

Türkiye Komünist Partisi (TKP), Aliağa'da 2 bin 600 işçinin zehirlenmesinden sonra Yatağan'da iki işçinin ölümü, dokuz işçinin yaralanmasıyla sonuçlanan iş cinayetiyle ilgili açıklama yayınladı. Açıklamada, 'Acıları paylaşıyoruz ama kimseye sabır dilemiyoruz. Bunca suçun üzerine bugün işçi sınıfının sabra değil öfkeye ihtiyacı var. Öfkenin de örgütlenmeye. Yoksa ölmeye devam edeceğiz. Tren vagonunda, kömür altında, şantiyede yemek yerken, servisle işe giderken… Yaşamak için örgütleneceğiz. Bu düzeni değiştireceğiz' denildi.
Haber Merkezi
Cuma, 20 Temmuz 2018 14:55

Türkiye Komünist Partisi (TKP), Aliağa'da 2 bin 600 işçinin zehirlenmesinden sonra Yatağan'da iki işçinin ölümü, dokuz işçinin yaralanmasıyla sonuçlanan iş cinayetiyle ilgili açıklama yayınladı.

Açıklamada, "Acıları paylaşıyoruz ama kimseye sabır dilemiyoruz. Bunca suçun üzerine bugün işçi sınıfının sabra değil öfkeye ihtiyacı var. Öfkenin de örgütlenmeye. Yoksa ölmeye devam edeceğiz. Tren vagonunda, kömür altında, şantiyede yemek yerken, servisle işe giderken… Yaşamak için örgütleneceğiz. Bu düzeni değiştireceğiz" denildi.

TKP'den yapılan açıklamanın tamamı şöyle: 

Aliağa'dan sonra Yatağan...
Düzenin işçi cinayetleri sürüyor...

 

Yatağan Termik Santrali’nde iki işçi çöken kömür sevk bandının altında kalarak yaşamını yitirdi. Santral, 2014 yılında yandaş bir patrona satılmış, Yatağan işçileri bu satışa karşı etkin bir mücadele yürütmüşlerdi.

İşçiler, özelleştirme sürecinde omuz omuza mücadele ettikleri iki arkadaşlarını, Sezgin ve Seray’ı bugün toprağa verecek.

Türkiye Komünist Partisi olarak, Yatağan işçilerinin ve ailelerinin acılarını paylaşıyoruz.

Ama kimseye sabır dilemiyoruz.

Çünkü öfkeliyiz.

Yatağan işçileri özelleştirmeye karşı mücadele yürütürken amaçları, ekmeklerine sahip çıkmak kadar, çocuklarına iyi bir gelecek bırakabilmekti.

Şimdi özelleştirmenin ardından sadece dört yıl geçti ve artık işçiler, bırakın çocuklarının geleceğini, kendi yaşamlarının tehdit altında olduğu bir işletmede çalışmaya mahkum edilmiş durumdalar.

Cinayete, santrali satın alan yandaş şirketin özelleştirme sonrası gerekli bakım - yenileme yatırımlarını yapmaması ve üretimi artırmak için bantların kaldırabileceğinden daha fazla yükte kömür taşımasının sebep olduğu anlaşılıyor.

İşçiler, sermayenin bitmek bilmez kâr hırsı nedeniyle can veriyorlar. İzmir Aliağa’daki rafineri inşaatında 2600 işçinin zehirlenmesinin üzerinden henüz birkaç gün geçti. 2018 yılında iş cinayetlerinde ölen işçilerin sayısı şimdiden bine ulaştı. Her gün işçiler ölüyor, zehirleniyor, sakat kalıyor.

Siyasi iktidar da patronların suç ortaklığını yapıyor. Birkaç hafta önce görülen 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma davasında patron beraat etti. İki gün önce 2600 işçinin zehirlendiği İzmir Aliağa rafineri inşaatında sorumlu olarak sadece bir kişi gözaltına alınmadı. İşçilerin canının hiçe sayıldığı pek çok olaya son bir iki haftada bunlar da katıldı.

Bunca suçun üzerine bugün işçi sınıfının sabra değil öfkeye ihtiyacı var. Öfkenin de örgütlenmeye.

Yoksa ölmeye devam edeceğiz. Tren vagonunda, kömür altında, şantiyede yemek yerken, servisle işe giderken…

Yaşamak için örgütleneceğiz. Bu düzeni değiştireceğiz.