Sağlık Emekçileri: Savaş düzenine geçildi, özel harekat hastaneleri karargâh gibi kullanıyor

Sağlık emekçileri, Güneydoğu'da yaşanan ölümlere dikkat çekmek için İstanbul'da eylem yaptı. Güneydoğu'da hastanelerin özel harekat polislerince karargâh gibi kullanıldığını belirten sağlıkçılar, "Bölge halkında yaratılan psikolojik travmanın telafisi mümkün olmayacak" dedi.
soL - İstanbul
Çarşamba, 23 Aralık 2015 16:11

Bakırköy Ruh ve Sağlık Hastalıkları Hastanesi'nde bir araya gelen sağlık emekçileri, Güneydoğu'daki çatışma, operasyon ve ölümlere dikkat çekti. İstanbul Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası ile Dev-Sağlık İş'in çağrısıyla yapılan eylemde, sağlıkçılar, "Reçetemizdeki en etkin ilacımız barıştır. Silahlar sussun, insanlar konuşsun" dedi.  

Eylemde, Bakırköy ile Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi çalışanlarının ortak basın açıklaması okundu. Psikiyatri asistan hekimlerince kaleme alınan açıklamada, savaş ve çatışmaların psikolojik etkilerine yer verildi.

'ÜLKE TARİHİNDE YAŞANMAMIŞ YASAKLAR'
"Daha iki ay önce 'İnsanlar ölmesin, barış olsun' demek için Ankara’da miting yapmak isteyen insanlar katledilmiş; yaralıların ve onlara yardıma koşan sağlık emekçilerinin üzerlerine biber gazı atılmıştır. Şimdiyse Güneydoğu’da yaşananlar tüyler ürperticidir. Aylardır tanık olduklarımız vahşet boyutlarındadır" diye başlayan açıklamada, "Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde yaşanmadığı kadar uzun ve hukuka aykırı sokağa çıkma yasakları ilan edilip üzerine operasyon yapılan, elektriksiz, susuz kalan, açlık tehlikesiyle burun buruna gelen, evleri kurşunlanan, bombalanan, keskin nişancıların hedefi olan hatta yakınlarını yitiren insanlarımızı çok daha büyük tehlikeler beklemektedir. Milletvekillerinin, basının dahi delemediği bu yasaklarla, işlenen insanlık suçları gizlenmektedir" denildi.

SAVAŞ DÜZENİNE GEÇİLDİ
Eğitim ve sağlık başta olmak üzere tüm kamu hizmetlerinin "savaş düzenine göre" yeniden dizayn edildiğine vurgu yapan sağlık emekçileri, "Şimdi de toplumsal hafızanın yok edilmesi amacıyla tarihi eserler tahrip edilmekte, okullar, hastaneler, öğrenci yurtları boşaltılarak şehirler polis karakolları ve askeri karargâhlar haline getirilmektedir. Büyük bir cezaevi haline getiriliyor ülkemiz. Yaşanan insan hakkı ihlallerinden sağlık emekçileri de zarar görmektedir. Cizre Devlet Hastanesinde olduğu gibi sağlık kurumları hedef haline gelmekte, getirilmekte, silahlı saldırıya uğramaktadır" dedi.

'HASTANELER KARARGAH GİBİ KULLANIYOR'
Hastaneler çatışma bölgelerinde özel harekat polisleri tarafından birer karargah gibi kullanıldığı belirtilen açıklamada, "Türkiye’nin de taraf olduğu pek çok uluslar arası sözleşme her türlü savaş ve çatışma koşullarında hastanelerin korunmasını emrederken bugün hastaneler bırakın korunmayı birer çatışma mekanı haline dönüştürülmüştür. Özellikle çatışma bölgelerindeki sağlık emekçileri yaşadıkları çaresizlik nedeniyle, bu bölgelerden ayrılmaya çalışmakta, en sonunda istifayı bile düşünmektedirler. Böylesi koşullar nedeniyle yurttaşlar sağlık hizmetine erişememekte, bebeklerin aşıları yapılamamakta, kadınlar evlerde doğum yapmakta, eczaneler açılamamaktadır. Sağlık çalışanları can güvenliği olmayan koşullarda yurttaşların sağlığı için çabalamaktadırlar" ifadeleri kullanıldı.

YARATILAN TRAVMANIN ETKİSİNİ SİLMEK MÜMKÜN OLMAYACAK
"Yaşanan bunca sorun için bir kez bile konuşmayan Sağlık Bakanı, şimdi de müjde verir gibi çatışma alanlarındaki sağlık emekçilerinin bir hafta boyunca sağlık kurumlarından ayrılmayacaklarını, hastanede yatıp kalkacaklarını ilan etmektedir" denilen açıklamada, "Yaşam hakkı, sağlık hakkı en temel insan haklarındandır. Sağlık çalışanları olarak biliyoruz ki çocuklar başta olmak üzere, tüm bölge halkında yaratılan şiddetli psikolojik travma, tedavisi çok güç, uzun yıllar etkisinin silinmesi mümkün olmayacak sonuçlar yaratmaktadır. Hayatını kaybedenlerin yakınları yasını bile yaşayamamaktadır" değerlendirmesi yapıldı.

Sağlık emekçileri talepleriniyse şu şekilde sıraladı:

"Çatışmalar son bulsun, silahlar değil insanlar konuşsun.

Sağlık kurumları askeri amaçlarla kullanılmasın, çatışma mekanı olmaktan çıkarılsın.

Sağlık kurumları ve sağlık çalışanlarına yönelik tüm saldırılar dursun.

Yurttaşların sağlık hizmeti almasına engel olan tüm uygulamalar kaldırılsın.

Reçetemizdeki en etkin ilaç barıştır.

Ruh sağlığı çalışanları olarak diyoruz ki;

  • Savaşın yıkıcılığından vazgeçmek ve yeniden barışı tahayyül edebilmek için silahlar hemen susmalıdır.
  • Bu coğrafyada, bu topraklarda yaşayan insanlar sorunlarını, kana bulamadan, saldırmadan, demokratik yollarla çözmeyi başarabilirler.
  • Toplumdaki bu savaş rüzgarına teslim olmayıp, yanımızdakilerle bir arada yan yana sağlamca durarak savaşa karşı durma zamanıdır.
  • Cizre’de yaşamını yitirenler için Karadeniz’de, Karadeniz’den Ege’den yaşamını yitirenler için Diyarbakır’da ağlamadan, insanlığın kadim tarihince devam eden kutsallara saygı göstermeden, kayıplara duyulan yası ortaklaştırmadan, kendi haklılığımızı anlatma ısrarından vazgeçip ötekini dinlemeden, bu ülkenin her yakasında yaşayan insanlar birlikte yaşamak için kararlılıkla hep beraber barış güvercinleri uçurmadan hiçbirimiz güvende değiliz.
  • Savaş insanın geçmişiyle ve geleceğiyle; en temelde kendisiyle olan ilişkisini değiştirir. Benliğini üzerine kurduğu temelleri etkiler-sarsar. Savaş direk maruz kalınmaksızın da içsel dünyalara yansır. Bu yüzden barış sadece çatışmaya maruz kalma ihtimali olanlar için değil her birimiz için temel bir gereksinimdir. Mutlu olabilmek için, hayattan alınabilecek tadı alabilmek için elzemdir."