MİT operasyonu ve Reyhanlı Katliamı: Reyhanlı'da neler olmuş, neler saklanmıştı?

İdlib operasyonu için Rusya ve Suriye'nin hazırlıkları sürerken, AKP, MİT eliyle Suriye'nin Lazkiye kentinde bir operasyon gerçekleştirdi. Operasyonda Reyhanlı saldırısının sanığı olan Yusuf Nazik Türkiye'ye getirilirken, Nazik'in AA tarafından servis edilen açıklamasında, saldırının faili olduğu ve talimatın Suriye'den geldiği ifadesi yer aldı. İdlib tartışmaları sürerken yapılan ve zamanlaması dikkat çeken operasyonun ardından kapatılan Reyhanlı Katliamı davasını ve unutulan önemli noktalarını bir kez daha hatırlatıyoruz.
Haber Merkezi
Çarşamba, 12 Eylül 2018 13:20

Reyhanlı'da 11 Mayıs 2013'te gerçekleştirilen bombalı saldırıda 52 yurttaş yaşamını yitirmiş, 150'ye yakın kişi ise yaralanmıştı.

Saldırının ardından kameralar karşısına geçen dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 52 yurttaşın ölümünü "gülerek" duyurmuş, bu anlar büyük bir tepkiye neden olmuştu.

DELİLLER KALDIRILDI, FAİL BELİRLENDİ

Olayın hemen ardından saldırının failinin Suriye olduğunu ileri süren açıklamalar yapan AKP, ilk iş olarak yayın yasağı kararı almış, olay yerinde delil toplamak yerine iş makineleriyle delileri kaldırmıştı.

AKP'nin sınırları cihatçıların serbest geçiş alanına çevirmesinin ardından yaşanan saldırıda 52 yurttaşın yaşamını yitirmesine sosyal medya üzerinden büyük tepki gelmiş, bu tepkilere Davutoğlu'ndan tehditli bir yanıt verilmişti. Saldırının "muhaliflerle" ilgisi olmadığını söyleyen Davutoğlu, "Bu eylem kadar tehlikeli olan ve bizi alarma geçiren, daha patlamadan dakikalar sonra, twitter hesaplarını da biliyoruz bunların, bir takım çevrelerin düğmeye basılmış gibi halkımızı mültecilere ve onlar üzerinden hükümetimize karşı kışkırtmaya çalışanlardır. Bu konunun Suriye Muhalefetiyle bir ilgisi yok. Dün Suriye muhalefet lideri Muaz El hatip bizi arayarak başsağlığı diledi" ifadelerini kullanmıştı.

Kısa süre AKP medyası saldırının failinin Mihraç Ural'ın THKP/C Acilciler adlı örgütü olduğunu ileri sürecekti.

Daha sonra bu kapsamda operasyonlar yapıldığı ve gözaltılar yaşandığı basına yansıyacak, dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler, "Saldırganlar Suriye'deki rejim ve istihbarat yanlısı örgütle bağlantılı" diyecekti.

İLK YALAN DEŞİFRE OLDU

Reyhanlı'daki katliamın ardından, AKP tarafından ortaya atılan ilk yalan "Bombalar Suriye hükümeti tarafından Rakka'da yüklendi" iddiası olacaktı.

İddiaya göre, Reyhanlı'da patlayan bombalar, Suriye'nin kuzeyindeki Rakka'da araçlara yüklenmişti. 

Ancak bu açıklamanın hemen ardından Rakka'nın aylardır Suriye'nin değil cihatçıların kontrolünde olduğu ortaya çıkacak, AKP bu kez de başka bir senaryoya sarılacaktı.

MOBESELER BOZUK TESADÜFÜ

Reyhanlı'daki saldırının hemen ardından, katliam sırasında ilçedeki MOBESE'lerin bozuk olduğu ortaya çıkacaktı.

Reyhanlı'da gerçekleşen saldırılar sırasında, ilçedeki 73 MOBESE kamerasının tamamının birkaç gün önce "sistem arızası" verdiği ve kayıt yapmadığı ortaya çıkmıştı.

REDHACK BELGESİ VE ALINMAYAN ÖNLEM VE UTKU KALI...

Katliamın ardından Redhack tarafından paylaşılan bir belge, AKP'nin katliama nasıl göz yumduğunu tüm açıklığıyla ortaya koyuyordu.

Jandarma İstihbarat yazışmalarında, 25 Nisan tarihinden itibaren Suriye'de muhaliflerin kontrolündeki Rakka şehrinde, El Nusra üyelerince bomba yüklenmiş araçların bulunduğu, bu araçların Suriye yönetimi tarafından arandığı ve söz konusu araçların Türkiye'ye yönelik bir saldırıda kullanılacağı bilgisi bulunuyordu.

Belgenin yayınlanmasının ardından suçunu ve "Suriye yaptı" yalanını itiraf etmeyen AKP, belgeyi kimin sızdırdığı ve paylaştığına ilişkin operasyonlar yapmış, Er Utku Kalı, hukuksuz bir şekilde tutuklanmıştı.

IŞİD ÜSTLENDİ, AKP YALANLADI

Saldırının ardından Reyhanlı Katliamı IŞİD tarafından üstlenilirken, konuyla ilgili açıklama yapan dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler, “Saldırı örgütle bağlantılı değil” diyecekti.

Yani IŞİD'in katliamı üstlenmesi, Güler tarafından yalanlanacak, saldırı Suriye tarafından yapıldı denilecekti.

DAVA SONUÇLANDI AMA...

Katliam davasında istihbarat belgesi, cihatçı örgütlerle bağlantı hiçbir şekilde sorgulanmadı, bağlantılar araştırılmadı.

Dava da geçtiğimiz günlerde sessizce sonuçlandı. Saldırının faili ve planlayıcısı olmakla suçlanan Nasır Eskiocak'ın da arasında bulunduğu 9 sanığa 53 kez ağırlaştırılmış müebbet, 13 sanığa da 15 ile 22 yıl 6 ay arasında değişen sürelerde hapis cezası verildi.

Mihraç Ural'ın da aralarında bulunduğu 8 sanığın dosyası ayrıldı, 3 sanığın beraatına hükmedildi.

ESKİOCAK NE DEMİŞTİ?

Saldırının faili ve planlayıcısı olmakla müebbet hapis cezasına çarptırılan Nasır Eskiocak'ın dava süresinde verdiği ifadelerde oldukça çarpıcı bilgiler yer alıyordu.

26 Ağustos 2014 tarihinde Evrensel'de yer alan bir haberde, Eskiocak, talimatları aldığını iddia ettiği Yusuf Nazik’in, eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve bir MİT elemanı ile sadece onlarla konuşmak için kullandığı özel bir cep telefonu hattından sık sık görüştüğüne tanık olduğunu söyledi.

Suriye’de ÖSO tarafından yakalanarak Türkiye’ye teslim edilen Eskiocak patlamaların faili ve planlayıcısı olarak yargılanıyor. Eskiocak, patlayan araçları ayarlayıp olay yerine götürdüklerini ancak araçlarda patlayıcı değil uyuşturucu bulunduğunu sandığını söyledi. Suriye sınırında uluslararası kaçakçılık yapan Nazik’in, Reyhanlı’da iki farklı noktada gerçekleşen patlamaların planlayıcısı olduğu iddia ediliyor. Yusuf Nazik ve Nasır Eskiocak’ın olayla ilgili telefon görüşmeleri medyaya yansımıştı. Görüşmelerde Nazik’in Eskiocak’a talimat verdiği görülüyordu.

Nasır Eskiocak’ın avukatı, dava süreci devam ederken 2014 yılında önemli iddialarda bulunmuştu. Eskiocak’ın avukatı, müvekkilinin radikal İslamcılar tarafından işkence gördüğünü ve ifade dosyasında yer alan sözlerin bu sırada alınan kayıtlara dayandığını söylemişti.

NAZİK NE DEMİŞTİ?

Bugün Lazkiye'de MİT tarafından yapılan operasyon sonucu Türkiye'ye getirilen Yusuf Nazik, ilk ifadesinde talimatı Suriye'den aldığını söylerken, "Türkiye devletinden kaçamadım, pişmanım. Beni Suriye’den yakalayıp getirdiler. Suriye’deki arkadaşlarıma sesleniyorum, yol yakınken dönün, Türk devleti bize sahip çıkar, kendi devletimiz bize sahip çıkar. Suriye devletine de sesleniyorum, Türkiye devleti çok büyüktür bunun hesabını elbet sizden soracak" ifadelerini kullandı.

Aynı Nazik, 2014 yılında yaptığı bir açıklamada cihatçı grupları suçlamış, "Topalca, Suriye’deki cihatçılara destek veren Suriye vatandaşı bir Türkmen. Bize bu tezgâhı kuran kişi, Heysem Topalca olabilir. Topalca’yla zaman zaman Reyhanlı’dan mal geçirmek için işbirliği yapıyorduk. Bu adam eskiden beri kaçakçılık yapar. Hem Reyhanlı bölgesinden hem de Yayladağı’ndan geçiş yapabiliyor. Biz Reyhanlı’ya yanaşamıyoruz bile. Oralar cihatçıların elinde. Bizi görseler keserler. Bu işte kesinlikle onun parmağı var" demişti.