Milli Eğitim Bakanı seçim toplantılarına devam ediyor!

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un, okullarda öğretmen ve öğrencilerle çeşitli toplantılar yaparak AKP'nin seçim propagandasını sürdürmesine tepkiler büyüyor. Bakan Selçuk, kendisinin gidemediği okullara da temsilcilerini gönderiyor. TKP'li eğitim emekçileri, Bakan'ın bu hamlesine tepki gösterdi.
soL - Haber Merkezi
Pazartesi, 25 Mart 2019 16:45

Aynı zamanda özel okul patronu da olan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, ilçe ilçe gezerek öğretmen ve öğrencilerle toplantılar yaparak AKP'nin seçim propagandasını sürdürüyor. Bakan Selçuk'un gidemediği yerlerde de çeşitli görevlendirmelerle başka isimler gönderiliyor. 

Bugün Kadıköy Çevre Koleji'nde yapılacak toplantıyı Servet Özdemir gerçekleştirecek. Bakan Ziya Selçuk, öğretmen ve öğrencilere dayatılan toplantılarda "Eğitimde 2023 Vizyon Belgesi" adı altında AKP propagandası yapıyor. Zaten Bakan Selçuk, toplantıların asıl niyetini gizlemeyerek seçime özellikle vurgu yapıyor.

Ziya Selçuk'un, bu toplantılarda eğitim sistemini eleştirerek sorumluluğunu hafifletmeye çalışması dikkatlerden kaçmıyor. Sayıları sürekli artan özel okulların yarattığı eşitsizlikten söz etmeyen Bakan Selçuk, imam hatip dayatmasıyla birlikte büyüyen eğitimin dinselleştirilmesi başlığına da hiç değinmiyor. 

Geçen haftalarda 81 ilde 81 meslek lisesini bir protokolle TOBB'a devreden Bakan Ziya Selçuk, daha çok emekçi ailelerin çocuklarının devam ettiği meslek liselerinin, patronlara ucuz işgücü havuzu olarak teslim edilmesinden de övgüyle bahsediyor.

2023 EĞİTİM VİZYONU BELGESİ: PİYASACILIK...

Bakan Selçuk'un okullardaki bu propaganda hamlesine TKP'li eğitim emekçileri tepki gösterdi.

soL'a bir açıklama gönderen TKP'li eğitim emekçileri şunları kaydetti:

"AKP, eğitim sisteminde defalarca değişikliğe giderek bu alanı yapboza çevirmesiyle tanınıyor. Bu süreçte eğitim sistemi, sermayenin yağmasına sonuna kadar açıldı. Eşitsizlik görülmemiş boyutlara vardı. Niteliğin yerlerde süründüğü, ihraçların, intiharların, istismarların, gericiliğin egemen olmak için her türlü adımı attığı, Cumhuriyet'in kazanımlarının yok edildiği bir fotoğraf oluştu. Bu tablo AKP'li yıllar hakkında fazlasıyla açıklayıcı veriler sunuyor. Üstelik bu sadece eğitim alanına özgü bir durum da değil!

Türkiye'de patronlar, gerici iktidarla birlikte kamuya ait tüm zenginlikleri yağmaladılar. Başkanlık Sisteminin, sadece Erdoğan'ın çıkarlarının değil, sermayenin kazanımlarının korunduğu, sermaye için tüm engellerin hızlıca ortadan kaldırıldığı, grevlerin yasaklandığı,  siyasi ve ekonomik krize karşı bir yönetim mekanizması olduğu açıklık kazandı.

Türkiye sermaye sınıfının ve onun icracısı konumundaki AKP hükümetinin 2023 eğitim vizyon belgesini de bu çerçeve ile değerlendirmemiz gerekir.

Bizzat Erdoğan tarafından 'yeni sistemin ruhuna uygun reform' olarak duyurulan vizyon belgesinin satış yüzü ise 'işinin ehli' diye pazarlanan, insanların en temel hakkı olan eğitimden para kazanan laik bir patron, Bakan Ziya Selçuk oldu. Üstelik tek örnek Selçuk da değil. İnsanların sağlığından para kazanan, patron bir sağlık bakanımız bile var. Hal böyle olunca tüm bu alanların gayesi kar  oluyor.

2023 Vizyon belgesi de bu kar hırsına hizmet edecek şekilde, işletmelere dönüşmüş eğitim kurumları hedefliyor. İçinde bulunduğumuz eğitim öğretim yılını da kapsayacak şekilde önümüzdeki üç yıl boyunca hayata geçirilmesi hedeflenen 2023 Vizyon Belgesinin odak noktası şöyle tarif edildi: 'Yetiştirmek istediğimiz insan profilini ortaya koymadan ve Türkiye’nin eğitimde ihtiyacı olan paradigmayı belirlemeden ruhu, istikameti, gaye ve felsefesi olan bir evrensel pedagoji yaratmamız güçtür.'

Yetiştirmek istedikleri insan profilinin  kindar/dindar, eğitimde ihtiyaçları olan paradigmanın  piyasa için ucuz iş gücü olduğunu bilmeyen yok. Evrensel pedagojiden anladıkları ise gericiliğe ve sermayeye terk edilmiş ucuz iş gücü olan işçi çocuklar oluyor.

Raporda, Öğretmenlik Meslek Kanunu çalışmasının yapılması, Öğretmenlik Mesleği Uzmanlık Programı/YL  programı açılması ve Okul Yöneticiliği Mesleki Kariyer haline dönüştürülmesi hedef olarak belirlendi. Bu aynı zamanda kurum dışından yönetici atamak anlamına da geliyor. Hayvanat bahçesi müdürünün bilim araştırmaları merkezine atandığı günümüzde atamaların nasıl olacağı tahmin etmek zor değil ya da bakanlar gibi işinin ehli şirket yöneticisi aynı zamanda okul müdürü olabilecek.

Yine eğitimin piyasacılığa açılmasının çarpıcı örneği olan, yoksul emekçi çocuklarının gittiği ve patronlara devretmek için fırsat kollanan meslek liseleri, raporda bolca yer buldu kendine. Yukarıda bahsettiğimiz protokol ile meslek liseleri patronlarda devredilmiş durumda. Patronlar idareciden öğretmenine kimlerle çalışacaklarını tayin edebilecekler. Aynı zamanda eğitimin içeriği yeniden belirlencek patronların iş gücü ihtiyacına göre şekillenecek.

Raporda 'mesleki ve teknik eğitim öğrencilerinin, öğrenimleri devam ederken protokol ve iş birlikleriyle gerçek iş ortamlarında kalma süreleri arttırılacak, sektörlere göre stratejileri farklılaştırılacaktır' deniyor. Bu meslek liselerinde 12.sınıfta 3 gün olan staj süresinin 5 güne çıkarılmak istendiği iddialarını güçlendiriyor.

Sigortasını devletin yaptığı, üstüne üstlük işyeri sahibine belli miktarlarda katkının ödendiği staj sömürüsü, bir yıl boyunca ucuza çalıştırılacak çocuk işçi emeği  anlamına geliyor.

Ayrıca OSB'lere yakın kurulacak meslek liseleri sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda planlandı. Bu liselerden yetişmiş ara eleman ve ucuz emek gücü istihdamı oluşturmak istiyorlar. Yani sömürülecek genç işçileri kendileri yetiştirmek istiyor. 

Yetmemiş olacak ki hizmet içi eğitimlerle vakit kaybetmemek için 'Çeşitli kurumlardaki ustabaşıların ve kıdemli uzman çalışanların belirlenecek ölçütlerle işbaşı eğitimlerde derslere girmesi kolaylaştırılacaktır' denilerek ders saatleri de bu çarka dahil edilmiş oldu.

Mesleki Eğitimde önümüzdeki yıldan itibaren  alan seçimi 9. sınıfta başlayacak. Meslek dersleri düşünüldüğünde öğrencilerin neredeyse hiç fizik, matematik, kimya gibi dersleri görmemesi demek oluyor. Bu üniversite başarısının düşmesi anlamına geliyor. Ve genel kural işliyor, yoksul emekçi çocukları fabrikalara deniyor!

Yine dikkat çeken başka bir yenilik ise ilk defa Teknokentlerde fen liselerinin kurulması ve sektörle ile içiçe olması kararlaştırıldı.

Raporda, imam hatipler de unutulmadı. Tüm imkanların sunulmasına rağmen gerekli ilgi ve başarıyı göremeyen bu liseler için 'Yüksek Öğretim Kurumları ile İşbirliği geliştirilecektir' denildi. Bu sayede daha fazla öğrenci çekmek hedefeleniyor.

Rehberlik ve Psikoljik Danışmanlık hizmetleri de piyasa mantığına uygun olarak, öğrenci için Kariyer Rehberlik Sistemi işlevi göreceği raporda yer aldı.

Ulusarası projelere öğrencilerin katılımının artacağı söylenirken bütçe kısıntısına giden MEB'in kendi yaptığı yarışma sonuçlarını, ödülleri finanse edemediği için askıya alması ve Tübitak destekli projelerin sayılarının bu yıl üçte bir oranından düşürülmesi tezat oluşturuyor.

Okul Aile Birliklerinin  yeni yapıya kavuşacağı, her okula ayrı Okul Gelişim Bütçesi oluşturulacağı ve Okulların Finansmanının  Hayırsever İşadamlarıyla yürütüleceği de alınan kararlar arasında. Raporda ayrıca Orta Öğretimde sınavların ve ders saatlerinin azaltılması, 5 yaş erken çocukluk eğitiminin zorunlu olması, Tasarım ve Beceri Atölyeleri oluşturulması, Teneffüs Süreleri arttırılması gibi maddeler de kararlar arasına girdi.

Ayrıca 139 sayfadan oluşan raporda  verilerin analizleri için geliştirilen uygulamaların (Veri Bilgilendirme Sistemleri/Ambarları/ Denetim Birimleri, Öğrenme Analitiği Platformu, E Portfolyo, Öğrenci Başarı İzleme Araştırması, Yeterlilik Temelli Değerlendirme Sistemi, Ölçme Değerlendirme Yöntemleri)  bolluğu göze çarpıyor.

Düşen öğrenci başarıları her yıl haberlere, araştırmalara konu olmaktadır. Örneğin orta öğretimden yüksek öğretime geçiş başarısının hızla düştüğü bilindiği halde raporda bu konu kendine hiç yer bulmadı.

Eğitimin bilimsel, kamusal, eşit ve parasız olma niteliğinden hızla uzaklaşma anlamına gelen 2023 Vizyon belgesi niteliğin düşmesine ve eğitimde fırsat eşitliğinin hızla yok olmasına hizmet etmektedir. Bu belge ile çocukların ilgi, yetenek, yaratıcılıklarının  ortaya çıkarılması ve maddi dünyayı bilimsel olarak kavrama  hedefinden uzaklaşan okullar, sermayenin kol gezdiği, işletmelerin hizmetiçi eğitimine dönüşmesi hedeflenmektedir."