Maltepe sayımında neler oluyor? Hukukçular soL'a değerlendirdi...

Yüksek Seçim Kurulu, AKP ve MHP'nin talebiyle Maltepe'deki 400 sandığın yeniden sayılmasına ve sandık kurul sayısının ikiye düşürülmesine karar verdi. Sayım sürecinin uzamasına ve bazı sandıkların üçüncü kez sayılmasına neden olacak bu kararı, eski Anayasa Mahkemesi raportörü ve Hukukta Sol Tavır Derneği Başkanı Ali Rıza Aydın ile eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, soL'a değerlendirdi.
Ali Ufuk Arikan
Pazartesi, 15 Nisan 2019 13:12

Dün akşam saatlerinde tamamlanması beklenen Maltepe'deki sandık sayım işlemleri tepki çeken bir kararla yeniden uzatıldı.

Maltepe'de 1. ve 2. seçim kurullarının dışında oy sayımı yapan ilave kurulların gerçekleştirdikleri sayımların geçersiz sayılması ve sayıma sadece iki kurulun devam etmesi kararını soL'a değerlendiren hukukçular, sürecin tamamının hukuksuz olduğuna vurgu yaptı.

Eski Anayasa Mahkemesi raportörü ve Hukukta Sol Tavır Derneği Başkanı Ali Rıza Aydın, AKP ve MHP'nin suç işlediğine dikkat çekerken, eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ise, "YSK varlık nedenini hatırlayarak hareket etmeli ve halkın iradesiyle ortaya çıkan sonuçları bir an önce açıklamalıdır" çağrısında bulundu.

'AKP VE MHP SUÇ İŞLEMİŞTİR'

"Hukuksal anlamda bakıldığında itiraz siyasi partilere ve adaylara verilmiş bir hak ama bunun da usulüne uygun, gerekli şekilde ve sonucu etkileyecek durumlarda yapılması lazım. Oysa burada dikkati çeken husus öncelikle geçersiz oylar üzerinden hareket edilerek, sonra da farklı gerekçeler ekleyerek yeniden sayım sürecine gidilmesi oldu" diyen Hukukta Sol Tavır Derneği Başkanı Ali Rıza Aydın, "Buraya kadar gelindikten sonra açık sayım dediğimiz genel ilkeye aykırı hareket eden AKP ve MHP temsilcilerinin ciddi müdahalelerde bulunduğunu görüyoruz. Kurulun tutanağı açıkça bunu gösteriyor, tehdite varan, hukuk dışı bir durum söz konusu. Yani açık sayıma müdahale söz konusu. Bu çok önemli, bunun üzerinde durulması gerekiyor. Burada bir suç unsudur var, suç işlenmiştir" ifadelerini kullandı.

Bu gelişme üzerine sayımın ilk olarak durdurulmasının zorunlu bir nedenden kaynaklandığını ancak yine de durdurulmaması gerektiğini belirten Aydın, "YSK'nın sayımın yapılıp tamamlanması konusunda kararı var. YSK'nın yetkisinde olan, denetiminde olan anayasal bir hakkın ihlali söz konusu. YSK kararının gereğini yerine getirmeyenler yasaya aykırı hareket ediyor. YSK da kendi kararının denetimini yapmamak, devamını getirmemekle görevi kötüye kullanmış oluyor. Hukuksal anlamda bakıldığında bu başlıkların hiçbiri hukuka uymuyor" diye konuştu.

'ÇOCUKÇA KARAR...'

Seçme ve seçilme hakkına ve anayasadaki seçim hukukuna aykırı davranan AKP ve MHP'nin 1 Nisan'dan bu yana farklı farklı yerlerde sürdürdüğü hukuk tanımazlığın, kendi çok sevdikleri deyimle demokrasi tanımazlığın söz konusu olduğunu vurgulayan Aydın, sözlerine şu şekilde devam etti:

Burada artık ne anayasal ilkeler ne hukukun temel ilkeleri ne de insanlık tarihinin mücadelelerle kazandığı genel oy hakkı ortadadır. Bunların hepsi ihlal edilmiştir, hatta yok sayılmıştır. Bir başka trajikomik durum da 10'dan fazla kurulla sayımın devam etmesi yerine 2 kurulun sayıma devam etmesi kararıdır. Bu karar tamamen çocukçadır. Bütün bu değerlendirmeleri bir araya getirdiğimizde açıkça bir meşruluk sorunu vardır. Ki bu meşruluk sadece hukuksuzluk anlamında değildir. Bu meşruluk sadece hukuksal değildir, aynı zamanda olgusal meşruluk sorunu da vardır. Öncelikle ivedi olarak hiç olmazsa anayasal hakların yerine getirilmesi, bir an önce hemen bugün bu sayımın sonuçlandırılması, YSK'nın da bu keyfiliğe dur demesi gerekir. Aksi halde kendilerinin çokça ve başkaları için kullandığı halkı kin ve nefrete sevk etmek iddiasını hem siyasi iktidar hem de YSK yerine getirmiş olacaktır. Bunun toplumsal karşılığı eğer yapamıyorlarsa seçimi kazanana teslim ettikten sonra iktidarı, yönetimi ve denetimi de bırakmaları olabilir ancak.

'BU OLAYI BİR PARTİNİN İNATÇI TAVRI GİBİ ALGILAMAMAK GEREKİYOR'

Bu olayı salt birkaç kişinin ya da bir partinin salt hukuksal ya da inatçı, hırçın tavrı gibi algılamamak da gerekir. Belki de büyük yanlışlardan biri burada yapılabilir, burjuva devletinde egemen siyaset dikkat çekilirse hemen her şeye müdahale eden ve açıklamalar yapan egemen siyaset, yani sermaye düzeni burada susmaktadır. Bu da İstanbul gibi büyük bir rant ve sömürü dünyasının sermaye düzeni tarafından kolay el değiştirmeyeceğini gösteriyor. Nitekim seçimlere katılan TKP'nin bu konudan uzak tutulması da bunun göstergelerinden biridir. Parti açıklamasında da bu durum açıkça gözükmektedir.

'TALEPLERİN BAŞTAN REDDEDİLMESİ GEREKİRDİ'

Maltepe’deki sayımların tekrar başlatılmasının seçim yasasındaki hükümlerin yerinde uygulanıp uygulanmadığı tartışmasına yol açtığını belirten eski YARSAV Başkanı Hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu, seçim yasasında hangi durumlarda itiraz edilebileceği, yeniden sayımların nasıl ve kimler tarafından yapılabileceğinin açık şekilde yer aldığını dile getirdi.

Seçim yasasınındaki hükümler dikkate alınmadan, kanıtsız şekilde sandıkların yeniden açılmasının seçim torbalarına müdahale anlamını taşıdığını vurgulayan Eminağaoğlu, "Bu süreç hukuk yolları kullanılarak, hukuk içinde bir süreç işletiliyormuş gibi buraya kadar taşındı. Hukukun etrafından dolanarak buralara kadar getirildi. Oysa bu taleplerin bir dayanağı bulunmadığı, bir kanıta dayanmadığı için baştan reddedilmesi gerekirdi" dedi.

Bunun yapılmamasının tartışmalara yol açtığını belirten Eminağaoğlu, seçimlere eşit yarışma için değil her ne olursa olsun kazanmak için giren, demokrasiyi kendini meşrulaştırmanın bir aracı olarak gören bir tavırla karşı karşıya olunduğunu söyledi.

Yaşananların hukuk içinde yorumlanamayacağını vurgulayan Eminağaoğlu, "YSK varlık nedenini hatırlayarak hareket etmeli ve halkın iradesiyle ortaya çıkan sonuçları bir an önce açıklamalıdır" dedi.