Komünist Kadınlar 8 Mart buluşmasında

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününde Komünist Kadınlar kavgaya çağırıyor.
Kocatepe Kültür Merkezi
soL - Ankara
Cumartesi, 07 Mart 2015 15:36

Güncelleme 18:19

Komünist Kadınlar Sakarya caddesinde yaptıkları basın açıklamasında "Kadını hedef alan gericiliğe karşı aydınlanma bayrağını yükselteceğiz, örgütleneceğiz ve mücadele edeceğiz" diyerek şunları söylediler:

"Tüm dünyada ve ülkemizde kadınların yaşam hakkı tehlike altındadır. Kadınlar hayatın bir çok alanında ayrımcılığa maruz kalmakta, eğitim ve sağlık gibi en temel haklardan mahrum bırakılmakta, emekleriye geçinmeleri engellenmekte ya da “ev geçindirmedikleri” gerekçesiyle düşük ücretlerle çalışmaya mahkum bırakılmaktadırlar.

Kadınları toplumsal yaşamdan silmek isteyen dinci gericilik,  kadınları “bakılmaya muhtaç, erkeklerce korunması gerekenler” olduklarına ikna etmeye çalışmaktadır. Vahşice katledilen kardeşimiz Özgecan, kadının yalnız olduğunda her türlü şiddete, tacize ve tecavüze uğramasını normalleştiren bu çarpık zihniyetin kurbanı olmuştur.

Sokakta şiddetin bir benzeri de aile içinde yaşanmakta, kocası tarafından dövülen, işkence edilen hatta öldürülen kadınları devletin tüm kurumları izlemekle yetinmektedir. AKP iktidarının gericiliği ile mücadele etmek, kadınların yaşam hakkını savunmak demektir. Kimsenin koruması altında olmadan özgürce dolaşmak, anne olup olmama kararını kendimiz almak,  ne giyeceğimize, nasıl yaşayacağımıza kendimiz karar vermek için gericiliği durduracağız.

Bizler, Komünist Kadınlar ülkemizde kadınların mücadelesinin toplumsal yaşamda ve siyasal hayatta ikincil rollerini reddetmekten geçtiğini biliyoruz. Kadını hedef alan gericiliğe karşı aydınlanma bayrağını yükselteceğiz, örgütleneceğiz ve mücadele edeceğiz.

Kadınların yaşam hakkını korumak , gerici AKP iktidarıyla mücadeleyle mümkün. Toplumsal yaşamda kadın-erkek eşitliğinin yolu, bu eşitsizliğin kaynağı olan düzeni değiştirmekten  geçer. Tüm kadınları yeni bir ülke kurmak için birlikte mücadeleye etmeye davet ediyoruz."

Açıklamanın ardından eylem sona erdi.

 


Güncelleme 18:02

Komünist Kadınlar Ankara'da eylemde.

Kocatepe Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Kadınlar bu düzene sığmaz: Karanlığı yıkacağız" etkinliği bitiminde Komünist Parti Sakarya Caddesi'ne yürüyüşe geçti. Yürüyüşte "Karanlığa fasizme AKP'ye geçit yok" ve "Eşitlik, özgürlük sosyalizmde" sloganları atılıyor.

 

Güncelleme 16.55

Esra Tetik:

"Patronların ucuz işgücüne ihtiyacını en iyi kadınlar üzerinden karşıladıklarını biliyoruz. Erkek egemen ideoloji ve gericilik bu konuda düzenin yardımına koşuyor. Kadını erkeğin kaburga kemiğinden geldiğine ikna ederseniz, kadını ikinci sınıf insan olmaya da ikna edersiniz.
Kapitalizm erkek egemen ideolojinin yeşerdiği bataklıktır. Dinci gericilik bunu perçinlemektedir. Bu ilişkiyi teşhir etmeyen bir mücadele hattı tarif edilemez.
Peki sosyalizm olmadan kadın kurtulabilir mi?
Sosyalistler kadın sorununu erteleyemezler. Ülkede bir kadın katliamı yaşanırken biz bir durun bekleyelim diyemeyiz. Bir diktatöre ve yobaza verilecek tepkiyle, kadını döven adama verilecek tepki aynı düzlemden geçer. Birisinin bu mekanizmenın kurucu aktörü olması bir şeyi değiştirmez. Kapitalizm şiddeti üretir. Kapitalizm şiddetin beşiğidir. Ancak kadına yönelik şiddet arızi değildir. Bu mekanizmalara dur demeden kadına yönelik şiddetle mücadelemiz başarılı olamaz.
Sığınma evlerini, bugünkü haliyle, yani onların muhtaç oldukları düşüncesini pekiştiren haliyle isteyemeyiz örneğin.
Ev işi denen kölelik de kadınların üzerinde. Kolektif çamaşırhaneler, yaygın kreşler sayesinde Sovyetler birliğinde kadın erkek her Sovyet vatandaşının günde 2 saatten fazla zaman kazandığını biliyoruz. Bu nedenle kadınların kurtuluşu sosyalizm programımızdadır.
Biz inşa edeceğimiz yeni toplumda toplumsal cinsiyet rollerini yeniden üreteceğiz."


Güncelleme 16:45

Ege Üniversitesi Kadın Araştırmaları Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi olan Burcu Başkonak, kadının özgürleşmesi mücadelesinde erkeklerin neden var olması gerektiğini şöyle belirtti:

"Tek bir kadın kimliğinden veya tek bir erkek kimliğinden bahsedemeyiz. Tersini öne sürmek kadınların özgürlük mücadelesinin ataerkil düzene karşı olduğunu söylemektir. Öyleyse düşman erkek demiş olurduk. Ancak kadın sorunu erkek doğasından kaynaklanmıyor.
Sorunun kaynağının sınıflı toplumların ortaya çıkmasıyla aynı döneme denk gelmesi tesadüf değil. Kent devletlerinin ve tek tanrılı dinlerin ortaya çıkması ve erkek egemenliğinin kurumsallaşmasının aynı zamana denk düşmesi de tesadüf değil.
16. yy’da burjuvazinin çekirdek aileyi kutsamasıyla kadının ikincil konumu yeni bir evreye girdi. Ataerkil olmayan bir kapitalizm mümkün değildir. Nasıl sömürünün olmadığı bir kapitalizm mümkün değilse kadının ikincil durumda olmadığı bir kapitalizm de mümkün değildir. Peki sorun devrimden sonraya mı kalacak?
Erkek egemen bir toplumla mücadele önemli ancak, kapitalizmle mücadele de en çok kadınlar için elzemdir. Kadınların sosyalizmden başka çaresi yoktur.
Erkekler kadın eylemine gelmesin söylemi, sorunun gerçek kaynağını perdelemektedir. Sistem kendi kadın hakları arayıcılarını da yaratmaktadır. Erkekler gelmesin demek erkekliğin koşulunu bir penis sahibi olmak olarak belirlemektir. Eşcinsel bireyler hangi kategoriye giriyor peki? Bu söylemi tekrar eden kadınlar düzenin biyolojik determinizm tuzağına düşmüş olmuyorlar mı?
Sosyalizm mücadelesini merkeze almadan kadının özgürleşmesi imkansızdır. Bu mücadele ertelenemez. Sorunun kökeni ortadan kaldırılmazsa bulduğu boşluktan baş vermesi kaçınılmazdır."

Evrim Gökçe - soL Portal emekçisi

Komünist Parti üyesi ve soL portal editörü Evrim Gökçe kentli ve eğitimli olan emekçi kadınların Haziran direnişinde neden öne çıktığına dair şu açıklamalarda bulundu:

"Haziran direnişinin ön saflarında yeni bir çehreye rastlamıştık. Gündüzleri plazalarda,avm'lerde, cafelerde çalışan, üniversitelerde final sınavlarına giren kadınlar,  akşamları AKP’nin gerici saldırılarına karşı eylemlerde buluşuyordu. Kadınların teslim olmayacağına dair ilk alamet, AKP’nin kürtaj yasası hamlesi sırasında görünmüştü.
Modern işçi sınıfının büyük bir kitlesi olan vebelirlenmeye ikna olmayan bu kadınlar; kelbette endilerini ikincilleştiren bir mücadele kültürüne asla ikna olmayacaklar."


Güncelleme 16:30

Komünist Gençlik üyesi Gamze Selçuk ise Haziran direnişinde kadınların rolünü şöyle tanımladı:

"Kadınlar haziranda AKP’nin karanlığına sığmayı reddetti. Haziran’ın başarıya ulaşmasında asıl ağırlık merkezi kadınlar olmuştur. Haziranda kadınlar kendine özgürlüğün memlekete ilericiliğin yakıştığını gösterdi. AKP iktidarında kadına yer yoktu ve ilk kez kadın olarak sahne bizimdi. SEküler bir hayat kadınlar için erkelerden daha önemliydi.
Haziranda sokağa çıkan kadın kendine biçilen rolün ötesine gözünü dikmişti. Kendimize güvenimiz ve siyasetteki yerimiz değişmişti. Kadınların gericiliğe yanıtı fıtratımızda mücadele olduğudur, Erdoğan’a yanıtıysa orta parmağımızdır.
Gericilerin dillerinden hiç düşürmediği o pembe otobüsü bir kez kullanacağız. Gericileri o otobüse bindirip defeteceğiz."


Güncelleme 16:07

Kadınlar siyasette neden ikinci plana düşüyor sorusunun cevaplarını arayan Komünist Parti Merkez Komite üyesi Senem Doruk ise şöyle konuştu:

"AKP gericiliği saldırıyor. Bu saldırılar en çok kadın başlığında karşımıza çıkıyor. Kadının nasıl yaşayacağının ve giyineceğinin tartışıldığı bir Türkiye’de yaşıyoruz.
Kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikler işbölümü ve mülkiyetin ortaya çıktığı döneme dayanır. Kadın sorunu sınıflı toplumların sorunudur. Kadının toplumsal yaşamdaki yeri siyasetteki yerini de belirler. Eğer kadın toplumda ikinci plandaysa, siyasette de öyledir.
Siyaset adlı adınca bir güce sahip olma yetisini içeriyor. Bugün dünyada   Siyasetin ortamının erkek olması aynı zamanda siyasetin kurallarını oluşturmaktadır. Kadın bu düzlemde güçsüzlüğü temsil etmektedir. Gücün bu dönemli olduğu bir düzlemde kadının bu düzende niçin ve nasıl bir temsiliyeti olsun? Türkiye’de düzen siyasetinde “yiğitlik” gibi kavramlar temsil ediliyor. Kadın siyasi arenada yer almak istiyorsa birinin “kızı, kardeşi” olmak durumunda. Ya çok daha sert, erkek gibi olmak durumunda kalıyor. Bu anlamda Tansu Çilleri ya da bugünkü Sümeyye Erdoğan vakasını unutmak mümkün mü? Dünya siyasetinde ise “Demir Ledy’leri, Merkelleri” unutamayız.
Türkiye meclisinde tekme yumruklarla birbirine saldıranlar arasında kadınların yeri ancak orada dayak yemesi üzerinden tarif edilmektedir. Bu durumda bu tabloda kadının yeri yoktur diyebiliriz.
Aynı düzlemin yansımalarını sol siyasette de kısmen görebiliyoruz. Devrimci siyasetin içinden geldiği kültür ve semboller kadının geriye düşmesine neden olabiliyor. Bu tabloda kadın ancak bir vitrin olarak kendine yer bulabiliyor. Liderlerin yanına konan temsili “eşbaşkan” kadınları bu bağlamda unutmak mümkün mü?
Bizim anlayışımızda “güç” asla fiziki ve cinsiyetçi bir bağlamda düşünülmemelidir. Bu kavgada eski anlayışımızdan “liderlik, barikatta çatışmak” gibi kavramları yeniden düşünmek ve yalnızca erkeklere ait kavramlar olmadığını yeniden kurmak durumundayız.
Kadın mücadelesini sosyalizm vurgusundan koparan liberal sapkınlık bizim düşmanımızdır. Kadının her anlamda eşit olduğu bir düzen kurmak hepimizin hayalidir. Yaşasın sosyalizm!"

Komünist Parti MK üyesi Senem Doruk


Güncelleme 15:50

Komünist Parti Merkez Komite üyesi Hande Gündoğdu, 'AKP kadına neden saldırıyor?' sorusuna yanıt verdiği bir konuşma yaptı. Konuşmasının satırbaşları şöyle:

"Gericiliğe karşı sürdürdüğümüz mücadelemizde önemli bir uğrak olarak gördüğüm bu etkinlikte buluştuk. AKP’li yıllar kadına yönelik saldırıların hesabını dahi tutamayacağımız kadın cinayetleriyle dolu. Özgecan’ın katlinin ardından 30’a yakın kadın kardeşimiz daha ketledildi. AKP bu konuda sicili korkunç olan bir gerici organizasyon. Neden mi? AKP için kadının baskılanması bir yönetme biçimidir. AKP uzunca bir süredir kendi karanlık Türkiye’sini kurmaya ve bu düzeni derinleştirmeye çalışıyor. Bu süreçte kadınları kavga dışı bırakma gayesiyle hareket ediyor. Dolayısıyla bu saldırılarla bu süreç doğrudan ilişkili.
Kadının düzenin tarif ettiği bir çerçevede hareket etmesinden. Nefes dahi alamamasından söz ediyoruz. Diktatörün durmadan kadın-erkek eşit değildir demesi bu yüzdendir. Amaçlanan itaatkar kadını yaratmaktır.
AKP’nin karanlık elleri yaşarken de ölürken kadının boynunu sıkmaya devam ettiğinden bu etkinliğin sloganı 'kadınlar karanlığa sığmayacaktır' oldu.
Kadın direnci AKP’yi ve gerici düzeni paralize edebilecek bir olgudur.
Hatırlayalım, diktatör 'oğlumun katili başbakandır' demesinin üzerine Berkin’in annesini meydanlarda yuhalatmadı mı?
AKP bir karşı devrim çetesi, bir yobaz sürüsüdür. AKP saldırıyor çünkü erkek bir partidir. Dili ve gözettiği referanslar bakımından böyledir. AKP kadın bedenini erkek objesi olarak gören bir tanımı yerleştirmeye çalışmaktadır.
'Bu düzene sığmamaya devam etmeye ihtiyacımız var. Bu düzeni sığamadığımız yerlerinden yıkmaya ihtiyacımız var. AKP’nin yeni Türkiye düzenini başlarına yıkacağız.'
Bizden çok korkuyorlar ve bu konuda çok haklılar."

Komünist Parti MK üyesi Hande Gündoğdu

Salondan bir görüntü


Komünist Kadınlar'dan kavgaya davet var. 'Kadınlar bu düzene sığmaz, karanlığı yıkacağız' sloganıyla Kocatepe Kültür Merkezi'nde düzenlenen etkinlik başlamak üzere. Etkinliğin içeriği şöyle: 

AKP kadına neden saldırıyor?
Hande Gündoğdu – Komünist Parti Merkez Komite Üyesi

Kadınlar siyasette neden ikinci plana düşüyor? 
Senem Doruk - Komünist Parti Merkez Komite Üyesi

Haziran Direnişi'nde kadınların rolü neydi? 
Gamze Selçuk – Komünist Gençlik Üyesi

Kentli, eğitimli, emekçi kadınlar neden Haziranda öne çıktı? Neden önümüzdeki dönem işçi hareketi açısından kritik bir kesim?
Evrim Gökçe – Komünist Parti Üyesi

Kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesi neden erkeklerin de katılımını gerektirir?
Burcu Başkonak – Ege Üniversitesi Kadın Araştırmaları Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi

“Kadınların kurtuluşu sosyalizmde” önermesi kolaycılık mı?
Esra Tetik -  KESK BTS Merkez Yönetim Kurulu Kadın Eski Sekreteri

Sovyet deneyimi ve Küba neden kadın özgürleşmesi için özel bir önem taşıyor?
Gözde Kök- Jose Marti Küba Dostluk Derneği Başkanı

Kadının eşitlik ve özgürlük mücadelesi neden sınıfsal bir temele sahip olmalı?
Yıldız Koç- soL Dergisi Emek Editörü

Ayrıntıları aktaracağız...