'İsteyen imamlarla normalleşsin' Kemal Okuyan darbeyi böyle değerlendirmişti

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, 15 Temmuz darbe girişiminden bir hafta sonra kendisiyle yapılan söyleşide, olayların sıcaklığı içinde yapılan bazı değerlendirmeleri paylaşmıştı. Okuyan'ın aradan geçen 3 yıl içinde fazlasıyla doğrulanan bazı tespitleri, o günlerde farklı kesimlerin gündemine almadığı ya da tam olarak Okuyan'ın işaret ettiği türde hata ve zaaflarla değerlendirdiği konulara ilişkindi.
soL - Haber Merkezi
Pazartesi, 15 Temmuz 2019 09:28

Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan, 15 Temmuz darbe girişiminden bir hafta sonra kendisiyle yapılan söyleşide, olayların sıcaklığı içinde yapılan bazı değerlendirmeleri paylaşmıştı.

soL'un sorularını yanıtlayan (o dönem Komünist Parti Merkez Komite Üyesi) Okuyan'ın aradan geçen 3 yıl içinde fazlasıyla doğrulanan bazı tespitleri, o günlerde farklı kesimlerin gündemine almadığı ya da tam olarak Okuyan'ın işaret ettiği türde hata ve zaaflarla değerlendirdiği konulara ilişkindi.

Kemal Okuyan, darbeden bir hafta sonra yaptığı değerlendirmelerde, darbe girişiminin bir "kurgu" olduğu ve Erdoğan'ın planladığı bir darbe senaryosunun oynandığı yolundaki görüşleri reddetmiş ve Erdoğan iktidarının bu türden kurguları iç rahatlığıyla yazıp icra edecek bir iç bütünlüğe sahip olmadığını söylemişti.

Okuyan'ın bu konuda sorulan soruya verdiği yanıt şöyleydi:

Türkiye’de iktidar böyle bir kurguyu iç rahatlığıyla yazıp sonra icra edecek bir iç bütünlüğe sahip değil. Hiç değilse kritik noktalarda bulunan belli sayıda bürokratın böyle bir tezgahın parçası olması gerekiyor. Birbirine güvenen, beş tane üst düzey devlet görevlisi bana sayın, ben de kurgu iddialarını daha ciddi düşüneyim! Darbe girişiminin üzerinden bir hafta geçmiş, darbenin elebaşılarına dair her kafadan bir ses çıkıyor, ifadeler çelişkili, yandaş medya birbirini çelen haberler yapıyor, dahası birbirlerine hain-provokatör demeye başladılar. Ben Erdoğan hakkında çok şey biliyordum ama orkestra şefi olduğunu bilmiyordum. Erdoğan kendini güçlendirmek için darbe tezgahladı, ABD Erdoğan’ı güçlendirmek için bu tezgaha sos döktü, Rusya Erdoğan’ı kollamak için kurguya dahil oldu. Ve mutlu son, Türk demokrasisi kurtuldu! Bu mudur? İnanmamız istenen bu mudur? Geçiniz…

Okuyan, yapılan söyleşide, görünüşteki karmaşanın, darbe girişiminin bir kurgu olmasıyla değil, darbenin özgül amaçlarıyla ilişkilendirilmesi gerektiğini söylemişti:

Bu darbenin Türkiye’de Fethullah’ı iktidara getirmek amacını taşıdığını söyleyenler var. Bu gerçekten şaka olmalı. Halife olarak Türkiye’ye dönecekmiş filan… Sıfır olasılık. Bu girişim, iktidara el koymak anlamında bir darbe olmanın çok ötesinde. Temel motifin “yeni bir iktidar” olduğunu düşünmek çok saçma. Türkiye’de bugün düzen açısından AKP’den başka bir iktidar seçeneği var mı? Cemaat bugünkü toplumsal dengelerde asker-yargı içindeki ağırlığıyla dahi bu ülkeyi yönetemez. Dolayısıyla AKP içindeki bazı güçlere dayanmak zorundalardı. Şimdi darbe girişimine koro halinde küfretmelerine rağmen, AKP içinde Erdoğansız bir iktidardan hoşnut olacak epey bir unsur var. Bunların hepsi Fethullahçı değil. Üstelik Erdoğansız AKP’ye CHP de sıcak bakıyor. Özetle “darbeciler kendi hükümetlerini kuracaklardı” tezi çok inandırıcı değil.

Kemal Okuyan, kendisiyle yapılan söyleşide, Gülen cemaatinin devlet içindeki varlığının kökenlerine, esasen 90'lı yıllardaki yükselişinin parçası olmuş olanların kalabalıklığına işaret ediyor. Rusya'nın, AB ve ABD'nin darbe sırasındaki pozisyonlarına ilişkin iddiaları değerlendiriyor, CHP'nin AKP'ye darbenin hemen ardından yaptığı önerileri ve Erdoğan'a gösterilen yollar ele alıyor.

Erdoğan'ın bu tabloda yapabileceği hamlelere de değinen Okuyan, "normalleşme" konusuna da giriyor. Söyleşide CHP'nin o günlerde Taksim'de düzenlediği mitinge katılmama kararlarını da anlatan Okuyan'ın normalleşme konusunda söyledikleri şöyle:

AKP’ye akıl hocalığı yapan CHP’yi, CHP’ye akıl hocalığı yapan “sol”u beğenmiyoruz. Ben de tersini söyleyeyim. Bu ülkenin şu son 15 yılına baktığımız zaman, oturduğu yerden devrimcileri eleştirip düzen içi siyaset yapanların büyük sorumluluğunu görürüz. Ya bu halk, emperyalist dünyadaki çekişmelerde taraf olmaya, onlardan medet ummaya devam edip, egemen güçlerin hakimiyetini ve kapitalist düzeni hiç sorgulamadan "darbe karşıtlığı", "demokrasi" gibi laflarla oyalanıp sürekli karanlığa mahkum olacak ya da kaderini eline almak için bu komplolar dünyasının karşısına emekçi karakteriyle dikilecek. Bu zor diyenler, imamlarla normalleşsinler.

22 Temmuz 2016 tarihini taşıyan söyleşiyi okurlarımızın dikkatine sunuyoruz.