İlhan Cihaner o günleri hatırlattı: Yargıyı böyle tasfiye ettiler

2010 yılında Cemaat hakkında başlattığı soruşturma nedeniyle Adalet Bakanlığı ve Cemaat savcısı Osman Şanal tarafından kurgu operasyonla tutuklatılan dönemin Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, kendisine yönelik operasyonun baş aktörlerinden biri olan Osman Şanal hakkında 15 yıl hapis cezası istenen dünkü duruşmayı yerinde takip etti. Cihaner, dünkü duruşmaya ve aradan geçen 9 yıla ilişkin soL'a dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Ali Ufuk Arikan
Cuma, 18 Ocak 2019 16:05

Cemaat'e ilişkin kara para aklama, hukuk dışı yapılanma, sınav sorularının çalınması, kadrolaşma ve yurt dışı cemaat yapılanmalarında CIA lehine casusluk gibi başlıklarla Cemaat hakkında soruşturma başlatan dönemin Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, Cemaat'in özel yetkili savcısı Osman Şanal tarafından makam odasında gözaltına alınmış, ardından kurmaca suçlamalarla tutuklanmıştı. Operasyon sonrası bir süre tutuklu kalan Cihaner, daha sonra tahliye edilmişti.

Bu kez aradan geçen 9 yılın sonunda Cihaner'e kumpas kuran eski Savcı Osman Şanal hakim karşısına çıkarken, hakkında 15 yıl hapis cezası talep edildi.

Şanal'ın yargılandığı davanın dünkü duruşmasına katılan İlhan Cihaner, aradan geçen yılları ve gelinen son noktayı soL'a değerlendirdi.

'BELKİ DE EN KRİTİĞİYDİ ERZİNCAN'DAKİ DAVA'

"Bu malum bir seri... Özellikle AKP-Cemaat yapılanması ortaklığında kumpas, kurgu veya rejimin dönüştürülmesi, adına ne derseniz deyin bu niyetlerle gözaltılar, tutuklamalar yapıldı, davalar açıldı, yargılamalar yapıldı" diyen Cihaner, "Bunların belki de en kritiğiydi Erzincan'daki kumpas ya da kurgu dava. Kritikliğinin nedeni, doğrudan Fethullahçı yapılanmaya yönelik bir soruşturmayı durdurmak için yapılmasıydı" ifadelerini kullandı.

O dönem kendisi tarafından başlatılan soruşturmanın Adalet Bakanlığı ve Fethullahçılar tarafından durdurulmamış, engellenmemiş olması duruşmada 15 Temmuz ya da şimdi ki hukuk katliamlarının belki de yaşanmamış olacağını dile getiren Cihaner,  kara para aklama, hukuk dışı yapılanma, sınav sorularının çalınması ve kadrolaşma, yurt dışı cemaat yapılanmalarında CIA lehine casusluk yaptığı gibi suçlamaları içeren soruşturmasının Erzincan kumpasıyla durdurulduğunu vurguladı.

Davanın önemli bir eşik olmasının bir diğer nedeninin de dönemin HSYK'sının yaptığı makul ve yerinde müdahalelerin, liberaller de kullanılarak "devlet bağırsaklarını temizliyor" sloganlarıyla hedef yapılması olduğunu belirten Cihaner, bu yolla yüksek yargının 2010 referandumu aracılığıyla tamamen ele geçirildiğini söyledi.

"O iklimi hatırlarsak, bunun bir devlet krizi olarak adlandırıldığı, bunun çözümünün de tırnak içinde HSYK'nın, yüksek yargının temizlenmesi olduğu ortaya atıldı, 2010 referandumuna giden en önemli kavşaktı bu" diyen Cihaner, kendi dava sürecine ilişkin ise, "Hakkımda açılan dosyadaki 'deliller' daha sonra beraat ettiğim dosyadaki delillerle neredeyse tamamen aynıydı ancak ikincisinde biraz da olsa hukuk referans alınınca beraat ettim. Şimdi o dönemdeki gizli tanıklar, davanın yürütücüleri hakkında açılan davaları önemsiyorum. Gizli tanıkların nasıl yönlendirildiği bu sayede açıkça ortaya çıkıyor" dedi.

'BU KİŞİNİN ROLÜ ÜYELİK DEĞİL, YÖNETİCİLİK'

Osman Şanal'ın bu sürecin en kritik aktörlerinden biri olduğuna işaret eden Cihaner, Şanal hakkında istenen 15 yıllık hapis cezası talebine ilişkin, "Bu kişinin rolünün üyelik değil, yöneticilik olduğu kanısındayız. Gizli tanıkları, emniyeti yönlendiriyor, Adalat Bakanlığı ile olan hukuk dışı ilişkiyi kuruyor. Dolayısıyla bunun sıradan bir üyelik gibi ele alınmaması gerektiğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

Gelinen noktanın konjonktüre göre davranarak hukuk dışına çıkan, herhangi bir yapının mensubu olarak hukuk dışına çıkanlar için de çok öğretici olduğunu belirten Cihaner, "Hukukun bir şekilde işlemeye başladığı dönemlerde bir dönemin araç olarak kullanılan, hukuk dışına çıkan, siyasi ajandaya ya da kişisel ajandaya sahip olanların hesap verme riskiyle karşı karşıya gelmesini göstermesi açısından da bu süreç oldukça önemli" diye konuştu.

'SÜREÇ ETKİN VE ADİL DEĞİL'

"15 Temmuz sonrası AKP-Cemaat kavgası ile başlayan süreç etkin ve adil değil" diyen Cihaner, şöyle konuştu:

"Etkin değil çünkü belki de 15 yıla kadar hapsi istenen savcı görünümlü örgüt üyesinden daha kritik roller üstlenen yapan birçok isim salıverildi, çok enteresan. Bu süreçte AKP ile ilişkilerini iyi tutanlara, sonrasından safını AKP'den yana seçenlere dokunulmadan ilerliyor. Ekonomik durumu iyi olanların bir takım tavizler sonrası çok da etkin bir şekilde soruşturulmadığını görüyoruz. Basına yansıyan Fettah Tamince örneği var biliyorsunuz. Bunun gibi birçok olay etkin bir soruşturma yürütülmediğini gösteriyor. Adil bir soruşturma da yürütülmüyor, mor beyinde gördük."

'BENİMLE İLGİLİ AKLA HAYALE GELMEYECEK MANŞETLER ATILDI'

2010 ve sonrasında kendisini hedef tahtasına koyan AKP medyasına da tepki gösteren Cihaner, "Bu sürecin belki de en önemli ayaklarından birisi medya, en azından benim üzerimde ya da o dönemin en önemli davalarından Balyoz davasını hatırlarsak, Cemaat medyası ve de şimdilerde havuz medyası ya da yandaş medya olarak adlandırılan medyada her gün insanlar linç ediliyordu. Benimle ilgili akla hayale gelmeyecek manşetler atıldı, iddialar gündeme getirildi. Bu sürecin komplo olduğu tüm yönleriyle ortaya çıktı ama bu haberler eskisi kadar yer bulamıyor buralarda ya da rollerine ilişkin özeleştiri yapılmıyor" diye konuştu.

'KENDİMİZİ MUKAYESE YAPARKEN BULUYORUZ'

Aradan geçen sürecin ardından şimdi Sözcü gibi Cumhuriyet gibi gazetelerin hedef alındığını aktaran Cihaner, "Kendimizi mukayese yaparken buluyoruz. Şimdinin yargısı acaba cemaat yargısı ile yarışır hale mi geldi diye düşünmeye başlıyoruz, 15 Temmuz olur olmaz 10 binin üzerinde Eğitim-Sen'li öğretmeni açığa alıyorsunuz, barış akademisyenlerinin yaşadıkları ortada. Sadece barışı dile getirdiği için TTB'ye akademisyenlere, öğrencilere hukuk dışı süreç başlatılıyor. Yine medyaya döndüğümüzde aynı yalan haberlerin başka sözcüklerle yayımlandığını görüyorsunuz. Diyorsunuz ki, asli faillerden birisiyle ilgili süreç başlamışken diğeri göz ardı edilmeye başladı..." ifadelerini kullandı.

'BUGÜN ŞU KADAR GENERAL TUTUKLADIM DİYE YARIŞIYORDU'

Balyoz davasında hakim olan Ali Efendi Peksak'a 12 yıl hapis cezası verilmesine ilişkin de konuşan Cihaner, "O dönem bu hakimle ilgili arkadaşlarımız şunu söylüyordu, 'Ben bugün şu kadar general tutukladım, kim ne kadar general tutukladı' diyordu, arkadaşlarıyla bunun yarışını yapıyordu. Şimdi kendi tutuklandı, kelepçelenip götürülüyor" dedi.