Erdoğan ABD elçisini bekletiyor mu?

Şubat ayında Trump'ın ABD'nin Türkiye Büyükelçiliği görevine önerdiği David Satterfield, Haziran ayında Senato'dan onay aldı. Temmuz'da Türkiye'ye gelen Satterfield 'güven mektubunu' vermek için Erdoğan'dan randevu bekliyor. Satterfield, Suriye ve S-400'ler konusunda 'ters' fikirlere sahip ve 'genişletilmiş Ortadoğu' konusunda deneyimli bir diplomat. GM'nun Satterfield'ın göreve başlaması ve diplomatik haklarını kullanması açısından bir değeri olmadığı belirtiliyor.
soL - Haber Merkezi
Cuma, 16 Ağustos 2019 07:52

Cumhuriyet'te Hüseyin Hayatsever imzasıyla yayımlanan habere göre, ABD'nin Türkiye Büyükelçisi olarak Haziran ayında Kongre tarafından onaylanarak ataması yapılan David Satterfield AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a güven mektubunu sunmak için randevu bekliyor.

Satterfield, Şubat ayında ABD Başkanı Donald Trump tarafından Ankara Büyükelçiliği için aday gösterilmiş, 28 Haziran 2019 tarihinde ABD Senatosu görevi onaylamıştı.

10 Temmuz günü Ankara'ya gelen Satterfield ABD'nin Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeffrey M. Hovenier tarafından karşılanmış, elçilik twitter hesabından "ABD'nin Ankara Büyükelçisi olarak atanan David M. Satterfield'ın bugün itibarıyla Ankara'ya geldiğini duyurmaktan memnuniyet duyuyoruz. Türkiye'ye hoş geldiniz!" mesajı yayımlanmıştı.

Son olarak dün ABD Dışişleri Bakanlığı'nda bir "yemin töreni" düzenlendiği ve bakan Mike Pompeo'nun da katıldığı törenle görevine resmen başladığ ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından duyurulmuştu.

GÖREV 2017'DEN BERİ BOŞTA

Satterfield'ın atandığı görev 2017 Ekim'inden beri boş duruyor. Elçi John Bass'ın görev süresinin dolmasının ardından yeni atama yapılmadı ve elçilik maslahatgüzarı Hovenier ABD'nin ülkedeki en üst düzey diplomatik temsilcisi olarak çalıştı.

Tüm bu gelişmelerden sonra Satterfield'ın bir türlü "güven mektubunu" sunamamış olması karşılıklı gerilimle ilişkilendirilebilir.

Nitekim Satterfield, Türkiye - ABD ilişkileri açısından "özel nitelikleri" bulunan birisi. Suriye konusunda Türkiye tarafının oldukça olumsuz bulduğu görüşleri var. İşgalci ABD'nin Suriye'deki varlığının IŞİD'in temizlenmesinin ötesinde amaçları bulunduğunu açıkça ifade etmiş ve PYD çevresinde oluşturulmuş olan Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) etkinliğini korumayı öncelikli gördüğünü belirtmişti.

'S-400 KONUSUNDA BASTIRACAĞIM' DEMİŞTİ

ABD elçiliği görevinin Senato tarafından onaylanmasından önce Nisan ayında Senato'da kendisine yöneltilen soruları yanıtlarken, S-400 krizi konusundaki yaklaşımını "Büyükelçi olarak onaylanırsam Türkiye’ye doğru stratejik seçimi yapması için bastıracağım” sözleriyle özetlemiş ve şöyle demişti: "Türkiye Rusya’dan S-400 satın alarak F-35 programına katılımını riske atıyor. CAATSA (Yaptırımlarla Karşı Koyma Yasası) kapsamında yaptırımlarla karşı karşıya. Başkan Yardımcısı Mike Pence’in de NATO’nun 70. yıldönümü vesilesiyle yaptığı konuşmada dediği gibi, Türkiye seçimini yapmalı. Tarihin en başarılı askeri ittifakında önemli bir ortak olarak kalmak mı istiyor yoksa bu ittifakı baltalayan pervasız kararlar vererek bu ortaklığın güvenliğini tehlikeye mi atmak mı?"

İSRAİL'LE SIKI İLİŞKİLERİ VAR

Satterfield'in diplomatik kariyerinde dikkat çeken bir nokta da 1990'larda başlayan Ortadoğu/Arap/İsrail ilgisi. Filistin yönetiminin kurulmasına giden süreçte çalışmalara katıldığı söylenen Satterfield Kuzey Afrika - Afganistan hattında hemen her alanda görev yapmış. Bildiği yabancı dillerse Arapça, İbranice ve Fransızca.

GÜNCELLEME

Konuyla ilgili kaynaklar, Satterfield'ın Haziran sonundaki atamasına ve Temmuz başında Türkiye'ye gelişine bakıldığında büyükelçi olarak göreve başlaması için gerekli olan "agreman"ın yapılmış olduğunu düşünüyor. Bu durumda Büyükelçi olarak görev yapmasının önünde bir engel yok. Nitekim, Temmuz ayında ABD elçiliğinin twitter hesabından yayımladığı mesaj da buna işaret ediyor.

Büyükelçi'nin Güven Mektubu'nu sunmadan da çalışmalarını yapabileceği, dışişleri bakanlığı ile temas edebileceği sadece resmi törenlere protokol olarak çağrılmayacağı ve Cumhurbaşkanı ile görüşemeyceği belirtilirken, buna rağmen Güven Mektubu'nun kabulu için randevunun gecikmesinin bir jest olduğu söyleniyor. Bu geciktirmenin ötesinde bir "reddetme" şu aşamada söz konusu değil. 

Görevlendirmenin yapılması ile güven mektubunun sunulması arasında geçen sürenin henüz olağanüstü bir şekilde uzamamış olduğu da verilen bilgiler arasında.