Çorlu tren faciası davası sürüyor

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 25 kişinin yaşamını yitirdiği, 340 kişinin yaralandığı tren faciasına ilişkin dava mağdur aileler ve avukatlarının beyanlarıyla sürüyor.
Çarşamba, 11 Eylül 2019 13:21

Çorlu'da 25 kişinin yaşamını yitirdiği, 340 kişinin yaralandığı tren faciasına ilişkin dava sürüyor. Bugünkü duruşmada mağdur aileler ve avukatlarının beyanları dinleniyor.

Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nin salonunda dün sabah başlayan duruşmanın bugün devam eden duruşmasına, sanıklar TCDD 1. Bölge Müdürlüğü Halkalı 14. Demir Yolu Bakım Müdürü Turgut Kurt, Çerkezköy Yol Bakım ve Onarım Şefi Özkan Polat, köprüler şefi Çetin Yıldırım ve hat bakım onarım memuru Celaleddin Çabuk, kazada hayatını kaybedenlerin yakınları ve yaralananlar ile tarafların avukatları katıldı.

'BEKÇİLERE GEREK YOK DEDİLER'

25 yaşındaki kızını kaybeden Ali Koçman, “Bu olayda sorumlular kim bilmek istiyorum. Tüm yetkililerden şikayetçiyim. Kamu davasına katılmak istiyorum” dedi. 16 yaşındaki kızı Sena Köse’yi kaybeden Aysun Köse ise olayın ardından TCDD yetkililerinin evine geldiğini belirtti. Köse “Yol bekçileri işten çıkarıldığı için kazanın meydana geldiğini düşünüyordum. Yetkililer bana, yol bekçilerinin işlerinin artık sinyalizasyon sistemiyle yapıldığını, artık bekçilere gerek olmadığını söylediler. Ben daha sonra Ulaştırma Bakanlığının internet sitesine baktım, burada kazanın yaşandığı bölgede sinyalizasyon sisteminin tamamen yapılmadığını öğrendim” diye konuştu.

'KAZA İŞİ YAPAMAYANLARIN SORUMLULUĞUDUR'

Köse ayrıca olay yerinde yanlış yönlendirildiğini, çocuğunu aramak için hastana hastane gezdiğini söyledi. Köse “Sabaha kadar evladıma ulaşamamıştım. Benim başka evladım yok. Bu kaza, en başta teknik olarak bu işi yapamayanların sorumluluğudur. Şikayetçiyim sonuna kadar, hepsinin cezalandırılmasını istiyorum. Alt kademeden en üst kademeye kadar, imza yetkisi olan herkes hakkında gereğinin yapılmasını istiyorum” dedi.

'BİZİ UZAKLAŞTIRDILAR'

23 yaşındaki kızı Özge Nur ile 13 yaşındaki kızı Gülce Dikmen’i kaybeden müşteki Funda Dikmen de facia sırasında trende olduğunu, bir gün önce Çerkezköy’den Uzunköprü’ye giderken trenin söz konusu menfezden geçerken yavaşladığını ancak ertesi gün dönüş yolundaki trenin hızlı olduğunu iddia etti. Dikmen şöyle konuştu: “Trende aşırı yolcu vardı. Camlar titremeye başladı. Sonra bir patlama oldu. Kendimi kaybetmişim, bayılmışım. Kendime geldikten sonra etrafa baktım. Çocuklar hiçbir şekilde yoktu. Her taraf çok kötüydü. İki görevli geldi. Yangın çıkabileceğini, bölgeyi boşaltmamız gerektiğini söylediler. Bana ‘vagonun altında insan var’ diyebilirlerdi. Ama bizi uzaklaştırmaya çalıştılar. Eğer vagonun altına bakabilsek belki de çocuklarımızı kurtarabilirdik.”

'SORUMLU KİM VARSA ŞİKAYETÇİYİM'

Ahmet Can da "Dünyanın en güvenilir ulaşımında ihmaller yüzünden 5 yaşındaki oğlumu kaybettim. Biz acı yaşarken olaydan bir gün sonra ülkede hiçbir şey olmamış gibi bir başkanlık kutlaması da yapılıyor. Bizim canımız gitmiş ama onlar için hiçbir şey fark etmiyor. Bizi bu devlet sahiplenmiyor. Olaydan sorumlu kim varsa şikayetçiyim. Bir oğlum daha oldu onu da gelecekte bu benzeri bir olayda yitirmek istemiyorum" diye konuştu.

5 yaşındaki oğlunu kaybeden Melike Can ise 2 saat boyunca yardım alamadıklarını belirtti. Faciada eşini kaybeden ve çocuğu yaralanan Erkan Duman, "Makinistlerin ifadesinde okudum. Öncelikle ambulans yerine amirini aramış. ‘Öncelikleri yol açmakmış.’ Ben TCDD çalışanı olmadığım için öncelikle amacım insanları kurtarmak. Vagonlarda eşimi aradım. Yaşayan ölüyüz. Oğlumun Pskiloji si bozuldu. Uçağa, otobüse gemiye binemiyor. Oraya ilk ulaşanlardan biri olmasam oğlumu da kaybederdim" dedi.

'BİZ ASIL YUKARIDAKİ KİŞİYİ İSTİYORUZ'

Emre Kocaağa da "‘Ne durumdasınız neredesiniz nasılsınız?' diye bizi arayıp soran kimse yok. Ancak 4 kişiyi getirip karşımıza sunuyorlarsa biz asıl yukarıdaki kişiyi istiyoruz, onlar da gelip burada yargılansın. Kendi imkanlarımla ameliyat oldum, omuriliğimde 3 tane platin var ve hala tedavi altındayım. Trende yolcuydum ve tren çok kalabalıktı. İstasyonda bilet alacak görevli yoktu, trende de kesecek kimse yoktu. Elektrik kesintisi olduğu için kesemiyoruz diyorlar ama elektrik kesintisi yoktu. Trende yerlerde bile oturanlar vardı. Söylediğimizde suçlu biz oluyoruz bize bağırıp ters davranıyorlardı’" diye konuştu.

'OLAY YERİNİ BULAMADILAR'

Katliamda eşini kaybeden ve çocuğu yaralanan Erkan Duman şunları söyledi: "Ben tren kaza yaptığı anda Çorlu İstasyonu’ndaydım. Kendi aracımla itfaiye ve ambulansların peşine takıldım ama onlar da olay yerini bulamadılar. Koşarak gittim oğlum yol kenarında oturuyordu. O an polis, jandarma yoktu. Oğluma annen nerede dedim, annem öldü baba dedi. Ölmemiştir oğlum buluruz anneni dedim. Vagonun içine girdim, tanımasam da birilerini belki kurtarabilirim diye. Ceset torbalarını tek tek açıp eşim var mı içlerinde diye baktım. Beni arayıp eşiniz ameliyatta dediler ama eşim o an ölüydü, bunu kasıtlı yaptıklarını düşünüyorum. Çünkü bir an önce yolu açmak istiyorlardı, diğer vagonlara bekleme ücreti ödüyorlarmış. Herhalde onlara göre bu ücret bizim canlarımızdan daha değerli. Helikopterler yaralı falan taşımadı, cesetleri taşıdılar. İlk müdahale çok önemliydi ama insanlar orada can çekişerek öldüler. Biz ne demiryolcuyuz ne TCDD’de çalışıyoruz ama suçlunun kim olduğunu biliyoruz."

Faciada bebeğini kaybeden Kemal Kurtuluş da, istasyon görevlisine devrilen trenin nerede olduğunu ancak bilgisinin olmadığını söyledi. Kurtuluş, "Olay yerine gittim ama orada yoktu çocuğum. Sonra morga gittik, ben bakamadım, nası bakayım? 6 aylıktı. Burada 4 kişinin yargılanmasını, TCDD’nin bunun dışında bırakılmasını kabul etmiyorum. TCDD’den de şikayetçiyim" diye konuştu.

'TEDBİR ALINSAYDI ANKARA DA OLMAYACAKTI'

Kızını, yeğenini ve kardeşlerini kaybeden Zehra Bilgin de "Ben o makinisti de burada görmek istiyorum. Ticari ilişkileri olan insanların karıştığı bilirkişi raporunu, iddianameyi asla kabul etmiyorum. Çorlu’dan sonra tedbir alınsaydı Ankara olmayacaktı. Son nefesime kadar, kanımın son damlasına kadar şikayetçiyim" dedi

'KURTARMA ÇALIŞMALARI DÜZGÜN YÜRÜTÜLEMEDİ'

Katliamda anne ve babasını kaybeden İsmail Kartal ise koşarak facianın yaşandığı bölgeye gittiklerini belirterek, şunları söyledi:

"Kurtarma çalışması adı altında yapılan karmaşa vardı. İlk yardım eğitimi aldığım için yardım etmek istedim ancak ekipler bizi mümkün olduğu kadar sahadan uzaklaştırmaya çalıştı. Kurtarma çalışmaları düzgün yürütülmedi. Kurumun içinin nasıl boşaltıldığını evrak imzalama adı altında pek çok işlem yürütüldü. Dönemin İç İşleri Bakanlığı’ndan tutun da TCDD Genel Müdürü İsa Apaydın bu faciadan nasıl sorumlu tutulamaz. Gece 11 buçuğa kadar kaza yerindeydim tank paletinin geldiğini gördüm. 25 insan can verdi." 

'İDDİANAMEYİ KABUL ETMİYORUM'

9 yaşındaki oğlunu kaybeden Mısra Öz Sel de şunları söyledi: 

"Bir traktöre binerek olayı yerine gidebildim oraya vardığımda saat 20.30’du. Olay yeri bir kargaşa halindeydi. Elinde pizza kutuları ile karınlarını doyuran ekipleri de gördüm. Jandarmanın yanına gidiyorum “Çocuğum öldü. Hiçbir hastanede adı yok sabahtan beri adı geçmiyor “ diyorum hiçbir ilgi göstermediler. Olay yerinde bana haber vermediler ama babam Mehmet Öz çocuğumun ne halde olduğunu gördü. O gece kişinin TC kimlik numarasını ve isim soy ismini verdiğinde hangi hastanede olduğunu söylüyorlardı. Çorlu Devlet Hastanesi’ne geldim orası bir kargaşa halindeydi."

"Gece saat 11 buçuk gibi oğlumu kaybettiğimin haberini aldım. O gece hastanedeki tüm savcılar ölenlerin yakınlarını, ölenlerin tüm hallerini gördükleri halde nasıl bilirkişileri o dosyaya atadılar şaşırıyorum. Öncelikle bu iki bilirkişi hakkında şikayetçi olduğumu bildiriyorum. Olayların akabinde bu iddianame hazırlanırken kimlik tespiti yapılırken cenazelerin ne halde olduğu hiç okunmadı mı acaba? A, B, C diye ayrılan poşetlerin içinde benim çocuğum vardı. Hiç mi vicdan sızlamadı? Ben çocuğumu kaybetmek için doğurmadım. Dönemin üst düzey bürokratları,TCDD Genel Müdürlüğü ve TCDD’nin tüm çalışanlarından şikayetçiyim iddianameyi kabul etmiyorum."

Eşi ile birlikte kazada yaralanan Nuriye Keman "Belim kırıldı, 8 platin takıldı bana. Psikolojik ve bedensel sıkıntılar yaşadım. Bize yardım eden makinist görmedim. Yetkililer de geç geldi. Tüm sorumlular cezalandırılsın" dedi.

Oğlu Cihan Subaşı ile yaralanan Semiha Subaşı ise "Olay sonrası hemen 112’yi aradım. Bana ekip yolladıklarını ancak yoldan dolayı gelemediğini söylediler. Ben de 'Ne demek gelemiyorlar, bu görevi seçtilerse koşarak gelsinler. İnsanlar ölüyor' dedim" diye konuştu.

'LÜTFEN BU SEFER İYİ İNSANLAR KAYBETMESİN'

Faciada eşini yitiren Saliha Erbil ise şunları söyledi: "Çerkezköy’de lojmanda oturuyorduk. İşyeri ile ev arası 10 metre vardı. 9 ve 6 yaşında iki çocuğumuz var, 'çocukları köye bırakacağım, en az azından iş yaparken aklım çocuklarda kalmaz' dedi. 'Neden eleman alınmıyor, neden hep böyle oluyor' diye soruyordum ben de. Devlet Demir Yolları’nın eleman almadığını söyledi bana eşim. Çocukları köye bırakmış, dönerken de bana 'beşinci vagondayım, yola çıktım hayatım' dedi. Çerkezköy’e çok az kaldığını on dakikaya kadar burada olacağını söyledi. Benim eşim devlet demir yollarında güvenlik görevlisi olarak çalışıyordu. Görmediği şeyin üstüne imza atmazdı. Herkes ben suçsuzum dedi. Kim suçlu? Benim eşim mi? Gece yarısına doğru eşimi siyah poşetin içine koyup helikoptere bindirdiler. Eşim yüzüğünü bana emanet etti. Ben de onun kanını, yetimlerin hakkını sizlere emanet ediyorum. Çocuklarım için adalet istiyorum. Sizlere tekrar inanmak istiyorum. Yalan yanlış beyanlar verildi. Bir yıldır hiçbir şey yapılmadı. Eşim ihmaller yüzünden hayatını kaybetti. İşini hakkıyla yapmayan çalışanlara soruyorum yarın öbür gün eşimin yüzüne nasıl bakacaksınız? Benim eşim bankamatik memuru değildi, işini çok severek yapardı. Çark hep tersine dönüyor ve iyi insanlar kaybediyor. Lütfen bu sefer iyi insanlar kaybetmesin. Adalet arayan insanları mağdur etmeyin."

Faciada yaralanan Zahit Açan da kazadan sonra TCDD’den arandığını ve "Şikayetçi misin" diye sorulduğunu belirterek "Evet deyince direkt telefonu yüzüme kapattılar" dedi.

Bu arada Birgün'den Gökay Başcan'ın haberine göre duruşma salonundaki prizlerin elektriği "açıkta kablolar var, çarpabilir" denilerek mahkeme emriyle kesildi.

Annesi ve babasını kaybeden Esra Araç "Kazanın hemen ertesinde Başkanlık kutlaması yapılıyordu, çok ağırıma gitti. Yas ilan edilmesi gerekiyorken kutlama yapıldı" dedi.

Faciada annesini kaybeden Nükhet Karasu "TCDD’nin avukatı bize hakaret etti, şikayetçiyim. Annem trende beni arayıp aç olduğunu söylemişti. Benim annem aç öldü. Annem o mezarda aç yatıyorsa sorumluların yüzüne. Adaletin rayların altında kalmasını istemiyorum" dedi.

TCDD DE KATILMA TALEBİNDE BULUNDU

Ailelerin ifadelerinden sonra avukatlar söz aldı.

Üst düzey hiçbir yetkilisine soruşturma açılmayan TCDD, davaya katılma talebinde bulundu. TCDD'nin talebine mağdur ve müşteki avukatlarından tepki geldi. Mağdur ve müşteki avukatları, "Bu dosyada her türlü karartmayı yapan bir kurumun bu yöndeki bir talebi kabul edilemez" dedi.

Bilirkişi raporuna ilişkin konuşan avukatlar, menfezlerin ihalesini alan kişilerin sonradan bilirkişi olarak atandığını dile getirerek, "Savcılığa bilirkişi isimlerini kim verdi? Bu dosyada şüpheli olarak yargılanması gereken kişiler bilirkişi olarak atanıyor" diye konuştu.

'KAZA DEĞİL OLASI KASITLA CİNAYET'

Müşteki avukatlarından Hayrettin Çetin, konuşmasında olayın "kaza" değil, "olası kasıtla cinayet" olduğunu savundu.

Çetin, "Sanıkların ifadeleri ve açıkça görülen ihmaller sonrası biz buna kaza değil; olası kasıtla işlenmiş cinayet diyoruz" diye konuştu.

YENİ BİLİRKİŞİ HEYETİ TALEBİ

Avukat Çetin, "Yargılamanın dava eden sürecin bu raporlar ve sanıklarla devam edemeyeceğini belirtiyoruz. Yeni bilirkişi heyeti atanmasını, tüm sorumluların yargılanmasını talep ediyoruz" dedi.

Dosyadaki TMMOB raporuna dikkat çeken Avukat Duygu Arslan "TMMOB raporunda yer alan, yapı ruhsatlarında mühendis imzasının kalkması aslında bütün bu olayların önünü açtığını gösteriyor" ifadesini kullandı.