AYM'den Pamukova faciası kararı: Yaşam hakkı ihlali var, TCDD tazminat ödemeli

2004 yılında Haydarpaşa-Ankara seferini gerçekleştiren trenin Pamukova ilçesi yakınlarında raydan çıkması sonucu 37 kişinin hayatını kaybettiği, 90 kişinin yaralandığı kaza hakkında Anayasa Mahkemesi, TCDD’nin başvuru yapanlara tazminat ödemesine hükmetti.
Çarşamba, 05 Aralık 2018 14:14

2004 yılında Haydarpaşa’dan kalkarak Ankara’ya giden trenin Pamukova ilçesi yakınlarında raydan çıkması sonucu meydana gelen kazada 37 kişi ölmüş, 90 kişi de yaralanmıştı. 

Kazayla ilgili yargılama süreci devam ederken, hayatını kaybeden kişilerin yakınları tarafından Anayasa Mahkemesine (AYM) yapılan başvuru sonucunda, yüksek mahkeme TCDD’nin başvuruculara tazminat ödemesine hükmetti. AYM, başvuruculara 30 bin TL tazminat ödenmesine, diğer tazminat taleplerinin reddine ve yaşam hakkının usul boyutunda ihlal edildiğine hükmetti.

'YAŞAM HAKKI İHLALİ' 

AYM tarafından resmi internet sitesinde yapılan açıklama ise şu ifadelere yer verildi:

"Başvurucular, yolcu treninin raydan çıkması sonucu pek çok kişinin öldüğü ve yaralandığı olay hakkındaki ceza yargılamasının makul süratle yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin usule ilişkin bir yönü bulunmaktadır. Devlet, yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmi bir soruşturmayı, makul bir özen ve süratle yürütmek durumundadır. Kamu makamlarının, tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda -ilgililer diğer hukuk yollarına başvurmuş olsalar dahi- kişilerin hayatının tehlikeye girmesine neden olanlar hakkında bir ceza soruşturması yürütülmesi gerekir. Demir yolu taşımacılığı faaliyeti niteliği itibarıyla kişilerin yaşamı ve vücut bütünlüğü bakımından birtakım riskler içermektedir. Bu tehlikeli olma durumu nedeniyle kamu makamları, demir yollarının işletilmesinde gerekli güvenlik tedbirlerini almalı; trenlerin seyrüseferinde veya gar ve benzeri işletmelerde istenmeyen ölüm ve yaralanma olaylarının önüne geçmek için makul ölçüler çerçevesinde gerekenleri yapmalıdır. Başvuruya konu olay 2004 yılında meydana gelmiş olup bu olay hakkındaki soruşturma iki aydan daha kısa bir sürede tamamlanmıştır. Ceza Mahkemesi ilk kararını 2008 yılında vermiştir. Ne var ki kararın kanun yoluna başvurma hakkı olan bazı kişilere tebliğ edilmemesi nedeniyle ilk bozma kararına ilişkin temyiz süreci yaklaşık 2 yıl 6 ay, ikinci bozma kararına ilişkin temyiz süreci ise yaklaşık 2 yılda sonuçlanmıştır. Ceza Mahkemesince en son 24/11/2014 tarihinde karar verilmiş olup yargılama henüz sonuçlandırılamamıştır. Meydana gelen olayda ölen ve yaralananların fazlalığı nedeniyle ölenlerin yakınları ile yaralıların ifadelerinin tespitinin uzun zaman alması anlaşılabilir bir durum olmakla birlikte, soruşturmadaki hiçbir unsur yargılamanın bu denli uzamasını ve henüz sonuçlandırılamamasını haklı kılmamaktadır. Bu sebeple başvurucu yakınlarının ölümüyle ilgili soruşturmanın makul sür'atle yürütüldüğü söylenemez. Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ve başvuruculara tazminat ödenmesine karar vermiştir."