YSK düzenlemesi ne anlama geliyor: Bu düzenleme hiç masum değil!

YSK’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun bugün sessiz sedasız Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme içeriğindeki muğlak ifadelerle AKP'ye büyük olanaklar sunuyor. Birçok başlık AKP'li kurulun canı nasıl isterse ona göre düzenlenebilecek... Kısacası seçim sandıkları artık çok daha fazla güvensiz hale gelmiş durumda.
Ali Ufuk Arikan
Salı, 12 Aralık 2017 15:43

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 

Düzenleme birçok haber sitesi tarafından benzer ifadelerle duyurulurken, içeriği oldukça ses getireceğe benziyor. Konuya ilişkin soL'a çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Devlet Denetleme Kurulu eski üyesi Kadir Sev, "Net tanımlanmamış, belirsiz, açık uçlu yetkiler, başlı başına kötü niyet belirtisi olarak değerlendirilmelidir. İdare, dilediğini yapar; ortaya çıkacak sorunları yargı da çözemez, çaresiz kalır" diyor. Sev, mühürsüz oy skandallarının yeni seçimlerde, üstelik de hiçbir denetim mekanizması olmadan gündeme gelebileceğine işaret ediyor.

DÜZENLEME NE ANLAMA GELİYOR?

"Bugün yürürlüğe giren Yüksek Seçim Kurulunun örgüt yapısı ve görevlerine ilişkin 7062 sayılı Yasa, adından da anlaşılacağı üzere bir 'Teşkilat' yasası. Kurul, bugüne değin görevlerini, 1961 yılında yürürlüğe giren 298 sayılı Yasa kurallarına uyarak yürütüyordu. 298 sayılı Yasa eski olmakla birlikte, 39 yasa çıkarılarak sürekli değiştirilerek, İktidarların gereksinmelerine uyarlandığı için güncel sayılabilirdi" diyen Sev, "Yüksek Seçim Kurulunun yetkileri, 298 sayılı Yasada çok ayrıntılı düzenlenmişti. 7062 sayılı Yasa'da ise çok genel tanımlarla geçiştirildiği görülüyor. Birçok konu YSK’nın çıkaracağı, yönetmeliklere ya da Usul ve Esaslar gibi ikincil yasal düzenlemelere bırakılıyor" ifadelerini kullandı.

'ŞAKA GİBİ...'

Net tanımlanmamış, belirsiz, açık uçlu yetkilerin, başlı başına kötü niyet belirtisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Sev, şöyle konuştu:

"İdare, dilediğini yapar; ortaya çıkacak sorunları yargı da çözemez, çaresiz kalır. Yasanın 6’ncı maddesinde deniliyor ki; YSK, seçimlerin başlamasından bitimine kadar seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili bütün işlemleri yapmak veya yaptırmakla görevlidir. Yasaya böyle bir kural neden konulur? Zaten herkes görevini dürüstlük ilkelerine uymak suretiyle yapmak zorunda. Dürüst olmasını istiyorsanız kurallarını ayrıntılı düzenlemek zorundasınız. Oysa öyle bir niyetlerinin olmadığı anlaşılıyor. Mecliste savunurken YSK’nın bağımsız görev yapması öngörülüyordu, buna biz bir de 'tarafsızdır' sözünü ekledik, daha iyi oldu dediler. Şaka gibi…" 

MÜHÜRSÜZ OY VE ÖTESİ

16 Nisan'da yaşanan mühürsüz oy skandalını hatırlatan Sev, yeni skandalların önünün nasıl açıldığına ilişkin şu ifadeleri kullandı:

298 sayılı Yasada, zarfların ve oy pusulalarının biçimine; filigramlı olması zorunluluğuna; kimlerce nasıl dağıtılacağına; tutanakların düzenlenmesine değin çok ayrıntılı kurallara yer veriliyordu. Yeni yasada Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü adlı bir birim oluşturuluyor ve “seçim araç ve gereçlerine ilişkin iş ve işlemleri yürütmek” sözleriyle tanımlanan bir görev veriliyor. Bu sözlerle tanımlanan bir görevin içini dilediğiniz gibi doldurursunuz, bir soran olursa; “yetkimi kullandım” dersiniz.

YSK, Yasayla her ne kadar bir kurul olarak öngörülüyorsa da; Başkanın yetkileri tek adamlığı çağrıştırıyor. Tek başına personel alma yetkisi var. Oysa 298 sayılı Yasaya göre; daire başkanları ve şube müdürleri, başkanın önerisi üzerine Kurulca atanıyordu.

 

Seçimler sırasında görevlendirilecek personel ile ilgili olarak Başkana önemli bir yetki daha verildiğini vurgulayan Sev, "Yasanın 10’uncu maddesinin (11) sayılı bendinde, YSK Başkanı ile İl ve İlçe Seçim Kurulu Başkanları, personel gereksinmesinin kamu personelini görevlendirerek karşılanır deniyor. Ancak cümleye; '….gerekli gördüğü kimseleri çalıştırabilir' sözcükleri eklenmiş. Aranacak nitelikler bile belirtilmiyor. Bu kurala dayanarak, İktidar partisi üyelerinin, STK’ların temsilcilerinin ya da bir zamanlar akil adam diye ün yapmış kişilerin çalıştırılabilmesi yolu açılıyor. Dürüstlüğü sağlamak adına isterlerse imam bile çalıştırabilirler" diye konuştu.

Sev, büyük eleştiriler nedeniyle düzenlemeden çıkarılan sandık başkanı ve siyasi partilerin gözlemciliklerine sınırlar getiren iki düzenlemenin ise 2018 ya da 2019'da yeniden gündeme geleceğine işaret etti.