Yakakent için söz kimde?

Samsun’un deniziyle ünlü sahil ilçesi Yakakent’te piyasacı politikalar nedeniyle ekmeğini turizmden kazananların başı dertte. Köylerde üretimsizlik ve göçün, şehirde rantın hayatı yok ettiği Yakakent’te esnafla verdikleri mücadeleyi konuştuk.
soL - Haber Merkezi
Pazar, 14 Temmuz 2019 20:10

Türkiye’nin pek çok noktasında yaşandığı gibi rant ve tekelleşme Samsun’un Sinop’la sınır ilçesi Yakakent’in kapısına dayanmış durumda. Piyasacı politikalar ile AKP’nin hayat hakkı tanımayan yönetiminin dayatmaları turistik ilçede hizmet sektöründe kendi işini yapanları örgütlü mücadeleye zorluyor. Sahilde lokanta, çay ocağı ve midye tezgahı işletenler soL'a  yaşadıkları deneyimi anlattı ve özeleştiride bulundular: Yeterince örgütlü hareket etmiyoruz, örgütlenmemiz gerek.

Sahile yakın lokanta işleten Metin Kırbaş, seçimden önce Belediye Başkanı’nın sahil bandının limana kadar açılması vaadinde bulunduğunu anlatıyor. Ancak AKP’li Başkan Hüseyin Kıyma seçimden sonra sahilde emeğiyle geçinenlerin ekmek teknelerini kaldırmakla işe başlamış. ‘Size yer yapacağım’ dediği halde yer göstermeden sahil düzenlemesini hayata geçirmiş: “Meğer sahil bandına betondan Adolf Hitler’in gözetleme kuleleri gibi kuleler yapacakmış. Denize bakışı ve doğal görüntüyü bozan bu kuleler ilçenin sosyal yapısını değiştirmek, farklı yönde düşünmesini sağlamak amaçlı mıydı, yoksa biz biliriz biz yaparız mıydı, onu bilmiyoruz” diyor Metin Kırbaş.

‘TEPEDEN HAYVANCILIĞI, YERELDEN TURİZMİ ÖLDÜRDÜLER’

Geçen yıl şehir merkezinde Büyükşehir Belediyesi altyapısız beton yol yapmış. Altyapı adına kanalizasyon boruları döşenmiş ancak şehrin yükünü taşımayacak nitelikte olduğundan evler lağım kokmaya başlamış. Sahilde midyecilik yapan Suat Ak ekliyor, “Parasını da halktan aldılar”. Kırbaş devam ediyor: “Bu işin yanlış olduğunu, çalışmayacağını söyledik ama bildiklerini yaptılar. Elektrik kabloları bir hattın içinden geçmek yerine üzerine beton döküldü. Eski kanalizasyon sisteminden denize dökülen yerler çözülmedi. Zaten Yakakent balıkçılık, turizm ve hayvancılıkla geçiniyordu, sistemin hem tepeden hem yerelden uygulamaları bunları öldürdü. Tepeden uygulamalar hayvancılığı öldürdü, yerelden uygulamalar turizmi öldürdü, balıkçılık zaten allaha kalmış.. ”

Esnaf, devlete ait birimlerin bir araya gelip projeler oluşturması, halkın bu konuda bilgilendirilmesi ve aydınlatılmasıyla ilgili önerilerde bulunmuş. Ancak her zamanki AKP partizanlığı sorunu karşılarına çıkmış. “Devletin çalışmaları taraflı durumda, kendinden olanla ilişki yürütüyor” diyor Kırbaş, “Ticarette tarafsan önün açılıyor. Taraf olmayan esnafların yavaş yavaş piyasadan çıkarılması gibi bir politika var.”

‘A101 İÇİN AĞAÇ KESİLDİĞİNİ YAZDIK, ODTÜ’DEKİ GİBİ KIYAMET KOPTU’

Daha önce kırtasiyesi olan ancak bu politikalar nedeniyle kırtasiyeyi çay ocağına dönüştürmek zorunda kalan Mithat Sonkaya sözü alıyor: “Buranın çırçır denilen bir gözleme kültürü var. 30 yıllık bir kültür. 70’li yaşlarında kadınlar yıllardır bu işi yapıyorlar ve bu dönem AKP’liler tarafından uzaklaştırıldılar. Modernizm adına, faaliyetin hijyenik olmadığı söylenerek yerlerinden kaldırıldılar. Bu sezon başladığından beri Yakakent’te hareket yok. Temmuz’dan Ağustos’a kadar zaten, sadece 1 ay.” Sahile belediyenin yaptığı beton yapılardan ‘nizamiye kulübüleri’ diye bahsediyorlar. Yakakent’in yerli midye ve mısır satıcılarının dışlanıp dışarıdan birilerinin getirildiğinden şikayet ediyorlar.

13 yıldır sahilde midye tezgahı olan Suat Ak ailesinin geçimini buradan sağlıyor. “Yakakentin devrimci bir yapısı vardı, köyden mütedeyyin göçle bozuldu. AKP’nin gelişiyle balık çiftlikleri kuruldu, sayısı gitgide artıyor” diye anlatıyor. ‘Yakakent için söz senin’ diye bir sosyal medya sayfası açarak Yakakent’in sorunlarını işlemeye başlamışlar. Tarihi bir cami çeşmesinin belediye tarafından kırılması, Büyükşehir’in paralı kanalizasyon sistemi getirmesi, sahilde duşun akmaması gibi sorunları yayınlamışlar. “En son A101’in önünü açmak için bir ağacın kestiler, bunu yayınladık, aynı ODTÜ’deki gibi kıyamet koptu” diyor Suat Ak.

‘YETERİNCE ÖRGÜTLÜ DEĞİLİZ’

31 Mart seçiminden sonra Belediye Başkanı Kıyma seyyar esnafla toplantı yapmış. ‘Yakakent’i Bodrum yapacağım’ demiş. Gözlemeevi adı altında halkın ‘gözetleme kulesi’ dediği yapıları proje olarak sunmuş. Suat Ak, “Buranın betonarmeye açılmaması gerektiğini, bunun devamının geleceğini söyledik. Dokuya uygun ahşap yapılar olmalı, taşınabilir olmalı önerisi getirdik. Yine kıyamet koptu. Takıcılar ve çırçırcılar dışında mısır, midye için yer gösterecek misin diyor sorduk, yok dedi. Ben bu sezon kendi tezgahımı açtığımda zabıta geldi. Yakakent tarihinde ilk defa görülmüş bir olay. İşgal ediyorsunuz, kaldırın dediler. Örgütlü hareket edemedik” diye serzenişte bulunuyor.

Yakakent’te birçok konuda toplumun ikiye bölünmüş durumda olduğunu söylüyorlar. Devam ediyor Ak, “Bu kasaba kimsenin tekelinde değildir, kişi ve kişilerin çıkarlarına hedere etmeyeceğiz. Buradaki insanların düşüncelerini biliyoruz, bu doğrultuda gerekiyorsa bütün varımızı da kaybetmek adına mücadelemizi sürdüreceğiz. Çok da örgütlü değiliz. Bu birden olmuyor, bir tohum atılması, tohumun yeşermesi lazım... ”

Tekrar söz alan Mithat Sonkaya diyor ki, “Suç bizde. Örgütlenmemiz gerek. Onlara kızmayalım, onlar yapması gerekeni yapıyor. Bunlar bunun için geldiler. Biz ne yapıyoruz önemli olan o. Sıkıntı yaşayan arkadaşımızın yanında bulunabiliyor muyuz? Şimdiye kadar yapamadık. Biz örgütlü olursak bunlar istediği gibi at oynatamaz, gücümüzü göstermemiz gerekiyor. Sorun bundan kaynaklanıyor.”

‘BİZ SOSYALİSTLER SÖZ SAHİBİ OLDUĞUMUZDA...’

31 Mart seçimlerinde TKP’nin Yakakent Belediye Meclis üyesi adayı olan Kırbaş örgütlenme konusuna daha geniş ve siyasi bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiği görüşünde. 20 yıllık AKP iktidarının 15 yılını Yakakent’te AKP belediyesi yönetmiş. Kırbaş soruyor, “Yatılı okulların ihaleleri kim alıyor? Geçen 15 servis kantinini kimler işletiyor? Liman başkanlığını kim yürütüyor? Fabrikalar kimin tekelinde? Araştırılması gereken bir yığın problem var.”

Yakakent merkezindeki sorunlarla ilgilenirken kırsalda nasıl sosyal faciaların yaşandığının farkında olmak gerektiğini vurguluyor Kırbaş. “Ziraat Bankası’na, diğer bankalara, tarım kredi ve esnaf kooperatiflerine yüz binden aşağı borcu olan yok. Köylünün yüz bini karşılayacak bir mülkiyeti de yok. Sistem çöktüğünde herkes bunun altında kalacak. Son dönemlerde taşımalı servis işletmelerinin çevirdiği karanlık işlerle lise ve ortaokul çağındaki kızlarımızın, erkek çocuklarımızın, öğretmenlerimizin üzerine düşürdüğü bir gölge var. Dokunulmamış bir çıban olarak duruyor. Biz sosyalistler söz sahibi olduğumuzda bunların üzerine gideceğiz. ” Yakakentte herkesin yarın için elini taşın altına koyması gerektiği söyleyen Kırbaş, “Bunun için var gücümüzle mücadele edeceğiz” diyor.