Vahşi cinayette ceza kesinleşti: Sadece 24 yıl

Van Başkale'de 19 yıldır şiddet gördüğü kocası tarafından 2017 yılında vahşice öldürülen Aslıhan Ertaş davasında hüküm onaylandı. Katil sadece 24 yıl hapis yatacak. Avukat Müjde Tozbey Erden davayı, Aslıhan'ın yaşadıklarını anlattı. Erden, Türkiye'de vahşileşerek artan kadına şiddet ve cinayetlerle ilgili olarak önleyici tedbir alınmadığı sürece bir yere varılamayacağını, cezaların cesaretlendirici olduğunu ama esasen çözümün kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran düşünce yapısına karşı yapılacaklarda olduğunu düşünüyor.
Neslihan Koçaslan
Çarşamba, 15 Mayıs 2019 19:00

2017 yılında Van’ın Başkale ilçesine bağlı Kavurgalı Mahallesi'nde darbedilerek vahşice öldürülen Aslıhan Ertaş’ın katili, kocası Zeki Torun'un cezası dün onandı. Aslıhan'ın yıllarca işkence ve şiddet gördüğü katiline 24 yıl hapis cezası verildi. Cezaya yapılan itiraz reddedildi. Aslıhan'ın yaşadıklarını, hukuki süreci ve sonuçlarını Türkiye'de artan kadına şiddet ve cinayetleri; davanın Avukatı Müjde Tozbey Erden ile konuştuk. Erden, üstü örtürülmeye çalışılan taciz ve cinayetlerin hesabını sormak için yıllardır mücadele eden bir avukat olarak biliniyor.

ASLIHAN'IN HİKAYESİ...

Aslıhan Ertaş, Mehmet Zeki Torun’un imam nikahlı eşi. Aslıhan’ın çocuğu yok, sanığın önceki eşinden kızlarına annelik yapıyor. Aslıhan, evliliği süresi boyunca defalarca dayak yemiş, hakaret ve sövmelere maruz kalmış, ölümün eşiğinden dönmüş. Yine Mehmet Zeki Torun’un kızlarının tanık beyanına göre bir defasında Aslıhan’ı dövdükten sonra köydeki bir elektrik direğine bağlamış ve köy köpeklerini üstüne saldırtmış. Kızlar tanıklıklarında köy halkının araya girmediğini söylemişler. Sadece bunlar bile Aslıhan'ın yaşadığı vahşeti gözler önüne seriyor.

Aslıhan’ın anne ve babası hayatta değil, yaşayan kız ve erkek kardeşi ise başka yerlerde yaşayan yoksul insanlar. Aslıhan'ı her aradıklarında, eşinin Aslıhan'ı telefona vermediğini, görüşmelerini engellediğine dair tanıklıkları var. Hatta Aslıhan’ın erkek kardeşi, köylülerden bir kişinin kendisini aradığını “gelip ablanı bu adamdan kurtar” dediğini söylemiş. Erkek kardeş, köye ablasının yanına gelince eşinin kendisini de dövdüğünü ve köyden dışarı attığını, kendisi yoksul ve kimsesiz olduğu için ablasına yardım edemediğini anlatmış.

13 Ocak 2017 tarihinde Mehmet Zeki Torun, Aslıhan’ı ahırda dövüp defalarca kafasına vuruyor. Sonra da Aslıhan’ı ahıra kilitliyor. Bir süre sonra ahıra gittiğinde Aslıhan'ın hareket etmediğini ve öldüğünü farkediyor. Başkaları gördüğü şiddet nedeniyle öldüğünü anlamasınlar diye Aslıhan'ın kanlı giysilerini sobaya atıp, ona yeni giysiler giydiyor. Aslıhan'ın şiddet nedeniyle kopan saçları farkedilmesin diye saçlarını boyayıp, vücudundaki morluklar gözükmesin diye de makyaj yapıyor. Mehmet Zeki Torun’un kızlarının durumu muhtara anlatması üzerine Aslıhan hastaneye götürülüyor.

Aslıhan’ın öldürülmesi olayı, basına bile doğrudürüst yansımadı. Kimsenin haberi olmadı. Aslıhan’ın yaşamının tersine sessiz bir ölümü oldu. Aile sessiz, köylüler sessiz, yargı sessiz…

Ama yerel bir gazetecinin yine yerelden insanların ağzından günler sonra duyduklarının üzerine gitmesi ve araştırması üzerine Aslıhan’ın öldürüldüğünü kamuoyu duydu. Van Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Kasten İnsan Öldürme” eylemi nedeniyle dava açıldı.

ASLIHAN SADECE ÖLDÜRÜLMEDİ YILLARCA İŞKENCE GÖRDÜ, YA DUYMADIKLARIMIZ...

Aslıhan'ın avukatı Müjde Tozbey Erden'le vahşice öldürülen Aslıhan'ı başka pek çok şeyi konuştuk.

Aslıhan’ın yaşadıkları 24 yıl hapis cezası ile ödenebilir mi?

Aslıhan sadece öldürülmedi, yıllarca işkence gördü, darp edildi, aşağılandı. Bunlar sadece sonradan öğrendiklerimiz, ya duymadıklarımız…

Türk Ceza Kanunu’nun 81. Maddesine göre insan öldürmenin cezası müebbet hapis cezasıdır. Ancak bir kimsenin eşini, çocuğunu vb. öldürmesi, işkence yaparak, tasarlayarak vb. öldürmesi 82. Madde gereği “nitelikli kasten insan öldürmeye” girmekte, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunmaktadır.

Aslıhan’ın öldürülmesi olayında ise Mehmet Zeki Torun’un hem eşini öldürmesi, hem de işkence ederek öldürmesi, sonrasında suçunu gizlemeye çalışması yine TCK. Nın 82. Maddesine “nitelikli kasten insan öldürmeye” girmektedir.

Ancak mahkeme maalesef açıkça “nitelikli kasten insan öldürme” olarak görmesi gerekirken, Aslıhan ile Mehmet Zeki Torun’un resmi evliliklerinin olmaması, imam nikahlı olması gibi şeyleri dikkate aldı ve Aslıhan’ın gördüğü işkenceyi, inanılmaz bir şekilde işkence olarak değil de, "darp edildi" olarak tanımladı. Bu nedenlerle de Mehmet Zeki Torun’a ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis cezası verildi.

Müebbet hapis cezasının Ceza İnfaz Kanunu’na göre yatarı ise 24 yıl hapistir.

CEZALAR CAYDIRICI DEĞİL, CESARETLENDİRİCİ AMA ASIL ÖNEMLİ OLAN ÖNLEYİCİ TEDBİRLERİN ALINMASI

Cezaya itiraz sürecini biraz anlatmanızı isteyerek Mahkeme kararlarının cesaret verdiği söylenebilir mi diye de sormak istiyorum? Genel olarak daha yüksek cezalar verilmesinin "adalet" in ötesinde bir anlamı da yok mu? 

Verilen cezanın yeterli olmaması nedeniyle itiraz ettik. Ancak itirazımız red edildi. Ceza onandı. Tabi ki böyle cezalar, caydırıcı değil, cesaretlendirici. Fakat sadece cezaların arttırılması veya fazla hapis cezalarının verilmesinin kadına yönelik şiddeti azaltacağına inanmıyorum.

Burada kadınlara şiddet uygulanmadan önce önleyici tedbirler almak gerekiyor. Yani erkeklerin, kadınların duygu ve bedenleri üzerinde belirleyici hakka sahip olduklarına dair inançlarını değiştirmek gerekiyor.

KADINA YÖNELİK ŞİDDET, DEVLET POLİTİKALARIYLA İLİŞKİLİDİR

Türkiye'de genel olarak kadına şiddet ve cinayet olaylarında giderek vahşileşme ve olayların üstünün örtülmesi artıyor. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kadına yönelik şiddet, devlet politikalarıyla ilişkilidir. Dünyanın çeşitli ülkelerinde kadına yönelik şiddette faillerine tolerans gösterilmesi, maktulün suçlanması, adalete erişimin ve etkin çözümlerin yokluğu, ihmal, tehdit, resmi yetkililer tarafından görevin kötüye kullanılması gibi yollarla devlet mekanizması da kadına yönelen şiddete neredeyse destekleyici/teşvik edici bir unsur olarak dahil olmaktadır.

TARİKATLAR VE CEMAATLER ELİYLE AKP DÖNEMİNDE YÜZDE 1400 ARTTI ŞİDDET

Ülkemizde de özellikle AKP iktidarında kadına yönelik şiddetin yüzde 1400 artmasının gerici yobaz siyasi atmosferle de ilgisi bulunmaktadır.

AKP iktidarını, ülkenin şimdiye dek gördüğü iktidarlardan ayıran bir dizi özelliği var: Tarikatlar ve cemaatler eliyle laiklik, modernite ve aydınlanmaya savaş açmıştır. Üstelik bu savaş elbette ideolojik ve de cinsiyetçidir.

SADECE ERKEK EGEMEN TOPLUMDAKİ KADINA BAKIŞ AÇISINA KARŞI MÜCADELE YETMEZ, DİNCİ YAŞAM TARZI VE BAKIŞ AÇISIYLA DA MÜCADELE EDİLMELİ

AKP iktidarının kadına bakış açısını en iyi şekilde kanıtlayan herkesin hatırlayacağı bir olaya işaret etmek istiyorum. Birkaç hafta önce gerçekleşen bu olayda Merve Demirel’e yönelik cinsel saldırı eyleminde halen hiçbir savcı ve hakim tarafından suç işleyen polis hakkında soruşturma başlatılmadı. Sadece bu durum dahi yargıdaki bakış açısını gösteriyor.

Sadece bu olay dahi AKP döneminde yaşayan erkeklerin, kadınlara istedikleri zaman taciz uygulayabilecekleri, istediklerinde şiddet uygulayabilecekleri, yönetebilecekleri emir verebilecekleri, öldürebilecekleri bilincini çok rahat aşılamakta.

Bu nedenle biz kadınların sadece erkek egemen toplumdaki kadına bakış açısına karşı çıkması ve mücadele etmesi yetmez. AKP iktidarının yarattığı dinci yaşam tarzına ve bakış açısına karşı da mücadele etmemiz gerekiyor.