Uzun yolun kısa hikayesi: Özal başladı, Erdoğan tamamladı, felaketler sürüyor...

Özallı yıllarda temeli atılıp ara verilen, Mesut Yılmaz döneminde yapımına yeniden başlanan, 2007'de Erdoğan tarafından açılan ve Binali Yıldırım'ın 'Yanlış bir projeydi ama bitirmek zorundaydık' itirafında bulunduğu Karadeniz Sahil Yolu'nda dün yaşanan felaket, gözleri yine bu yola çevirdi. İşte tartışmalara, protestolara, bilim insanlarının uyarılarına rağmen inşa edilen o uzun yolun kısa hikayesi...
soL
Perşembe, 09 Ağustos 2018 13:29

Karadeniz Sahil Yolu, nâm-ı diğer D-010... Sakarya'dan başlayıp sahil boyunca uzanarak Kars'a ulaşan ve denizin doldurularak inşa edildiği 1453 kilometre uzunluğundaki karayolu...  

1987'de ANAP'lı ve Özallı yıllarda yapımına başlanan, bir süre ara verildikten sonra 1997'de Mesut Yılmaz döneminde yeniden inşaatına başlanan ve 2007'de Tayyip Erdoğan tarafından açılışı yapılan sahil yolu...

Planlandığı yıllardan imal edildiği yıllara ve hatta hizmete girdikten sonraki yıllara kadar belki de Türkiye'nin en çok tartışılan; protestolara, davalara, itirazlara konu olan Karadeniz Sahil Yolu, yıl geçmiyor ki bir felakete ev sahipliği yapmasın...

Yanlış kentleşme ve hatalı ulaşım politikalarının en somut örneklerinden olan ve sağ iktidarlar ile patronların işbirliğiyle inşa edilen Karadeniz Sahil Yolu, dün yine bir felakete sahne oldu. Tüm bilimsel itirazların ve mahkeme kararlarının hiçe sayılarak yapıldığı Karadeniz Sahil Yolu'nun Ünye bölümünde şiddetli yağışların ardından köprü yıkıldı, yol trafiğe kapatıldı. 

Dünkü olay ne ilk ne de son...

  • 2009'da Giresun'u etkisi altına alan sağanak yağışlarda biriken su, sahil yolunun engellemesi nedeniyle tahliye edilememiş, şehir merkezinde ciddi maddi hasara yol açmıştı.
  • 2012'de yolun Hopa kısmı çökmüşü. 2011'de Rize'de şehir merkezi sele teslim olmuş, 100'e yakın ev boşaltılmış, onlarca ev hasar görmüştü; bilim insanları yanlış yapılaşma ve rantçı ulaşım politikalarına dikkat çekmişlerdi. 
  • 2014'te Giresun'da denizin taşmasıyla sahil yolunun bir kısmı zarar görmüştü. 
  • 2016'da şiddetli yağmurla biriken suyun Beşikdüzü'ndeki sahil yolunu aşamaması nedeniyle iki kişi ölmüştü.

D-010 NEDEN FELAKET GETİRİYOR?

Yaklaşık 30 yıldır bilim insanlarının, uzmanların, şehir plancılarının, çevre mühendislerinin, bilirkişilerin tek tek gerekçelerini sayarak itiraz ettikleri Karadeniz Sahil Yolu, neden hep felaketlerin konusu haline geliyor? 

Karadeniz Sahil Yolu'nda inşaatın bitmesiyle birlikte belki son 10 yıldır herhangi bir hukuki mücadele sürmüyor ancak doğa D-010'dan intikam almayı sürüdürüyor; bunun bedelini de ne yazık ki insanlar ödüyor. Bazen yıkılan evleri, bazen de canlarıyla... 

Karadeniz Sahil Yolu son otuz yıl içerisinde siyasi, ekonomik, hukuksal ve çevresel sonuçları bakımından büyük gürültü kopardı. Öyle ki Yüce Divan'daki davalardan biri haline bile geldi. Yüce Divan’ın baktığı kritik davalardan biri Karadeniz Sahil Yolu dosyası oldu. Bu proje kapsamındaki ihalelerin dağıtımında yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla ANAP’lı Bayındırlık Bakanı Yaşar Topçu Yüce Divan’da yargılandı. 14 ay süren yargılama sonunda Yüce Divan, kamuoyunda "Rahşan Ecevit affı" olarak bilinen af nedeniyle davanın kesin bir hükme bağlanmamasına karar verdi.

ANAP BAŞLADI, AKP DESTEKLEDİ VE AÇTI 

2002'de iktidara gelen AKP, sonradan Karadeniz Sahil Yolu’nu sahiplendi ve bu projenin tamamlanmasını önceliklerinden biri haline getirdi. Hatta öyle ki, AKP iktidarı, bu yol nedeniyle Yüce Divan’da yargılanan ANAP'lı eski Bakan Yaşar Topçu'yu, katkılarından dolayı 8 Nisan 2007’deki açılış törenine davet etti.

Karadeniz Sahil Yolu'na yönelik açılan çok sayıda davayı çevreciler kazandı ancak mahkeme kararları uygulanmadı. 

BİNALİ YILDIRIM: YANLIŞ PROJEYDİ AMA BİTİRİLMESİ GEREKİYORDU

Dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın bu projeyle ilgili itirafı da halen belleklerdedir. 2010 yılında Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Konferans Salonu’nda düzenlenen Türkiye’de Ulaşım Politikaları Semineri’nde konuşan dönemin Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Karadeniz Sahil Yolu ile ilgili olarak, “Yanlış bir projeydi ama yapmak zorundaydık. Bunu şimdi rahatlıkla söyleyebiliyorum. Ciddi bir para harcanmıştı. 700 trilyonun üzerinde bir meblağ harcanmıştı. Bitirilmesi gerekiyordu” demişti. 

BİLİM HAKLI ÇIKTI 

Karadeniz Sahil Yolu, hem yöre halkı hem çevreciler hem de yaşam doğa ve yaşam savunucuları tarafından hep eleştirildi. Bilim insanları ve uzmanlar, önünde sonunda doğanın bir gün intikam alacağını, bunun bedelinin de çok ağır olacağını vurguladı. Denizin doldurulmaması, yol inşaatının durdurulması için kampanyalar düzenlendi, eylemler örgütlendi. 

Yol yapılmadan önceki alternatif önerilerden biri, otoyolun sahilden değil, sahile paralel giren arka vadilerden geçirilmesiydi. Kazılması gereken tünellerin yüksek maliyetli olduğu gerekçesiyle daha düşük maliyetli olduğu belirtilen denize dolgu seçeneği tercih edildi.

Sahil yoluna getirilen en önemli çevreci eleştiri, sahilin dokusu ile deniz arasındaki bağlantıyı kesen yolun, çevre üzerinde yıkıcı etkiler yapacağıydı. Projenin deniz ve kıyıdaki bütün canlı türlerini etkileyerek ekolojik dengeyi bozacağı yolunda yaygın eleştiriler yapıldı. Keza, dere yataklarının denize erişiminin önünün kesilmesinin, sel felaketlerine yol açacağı vurgulanmıştı. 

Bilimsel eleştirilerin hepsi kısa sürede doğrulandı ve hemen hemen her yıl Karadeniz Sahil Yolu'nun farklı bir noktasında peş peşe büyüklü küçüklü felaketler yaşanmaya başlandı.