Özgecan Aslan ve AKP iktidarının kadın cinayetleri

Mersin'in Tarsus İlçesi'nde 2 gündür aranan üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın, Çamalan Köyü yakınındaki dere yatağında cansız bedeninin bulunmasının ardından AKP iktidarında kadın cinayetlerinin yüzde 1400 artması üzerine bir kere daha düşünmek zorunluluğu doğuyor.
Benian Kara
Cumartesi, 14 Şubat 2015 12:00

Mersin'de üniversite 1'inci sınıf öğrencisi Özgecan Aslan'ın ailesinin verdiği kayıp dilekçesi üzerine 2 gün boyunca aranmasının ardından, dün akşam saatlerinde Tarsus- Mersin- Adana arasında yolcu taşımacılığı yapan minibüsün sürücüsü 26 yaşındaki Suphi Altındöken'in şüpheli davranışlarının ardından başlayan araştırma sonucu gerçek ortaya çıktı. Necmettin Altındöken ve Fatih Gökçe, genç kadını bıçaklayarak öldürdüklerini, cesedini benzin dökerek yaktıklarını, ardından da Çamalan Köyü Alman Mezarlığı yakınındaki Cin Deresi yatağına attıklarını itiraf etti.

Yaşanan bu korkunç olayın ardından gözler bir kez daha AKP iktidarında katlanarak devam eden kadın cinayetlerine çevrildi.

AKP'NİN KADIN CİNAYETLERİ KARNESİ
AKP iktidarı boyunca kadına uygulanan şiddet, tecavüz, cinsel istismar, cinayet örneklerinde sayısız artış yaşandığı açıklanan raporlarla biliniyor. Son verilere göre sadece 2011 yılında 257 kadın öldürüldü, 102 kadın tecavüze uğradı ve 220 kadın yaralandı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu da hazırladığı raporda 2012 yılının ilk 6 ayında 100’e yakın kadının öldürüldüğünü açıklamıştı. 

2002-2009 yılları arası kadın cinayetleri oranındaki yüzde 1400’lük artışın tesadüf olmadığı iktidarın uygulamalarıyla apaçık görülüyor. Gericiliği her alanda yaygınlaştıran söylemleri ve hamleleriyle kadın düşmanlığını besleyen AKP iktidarı, kadına şiddeti engelleyecek diye açıkladığı yasaya bile “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi” adını vermişti. Yasada şiddet gören kadının ikna, uzlaşma gibi yöntemlerle hukuki yollardan hakkını aramaktan vazgeçirilmesi istenirken kadınlara sağlanan “sığınakların” gizliliği ortadan kaldırıldı. Kadına yönelik şiddetin insan haklarına aykırılığına değinilmediği yasada, şiddet gören kadınlara tedbir kararı verilebilmesi için gördükleri şiddeti ispatlamaları da isteniyordu.

6 YAŞINDA EVLİLİK, EVDEKİ İŞLER YETMİYOR MU?, TECAVÜZE UĞRAYAN DOĞURSUN...
Mesele istatistiklerle de sınırlı değil... AKP'li vekillerden ve yandaş 'aydınlardan' her gün birbiri ardına kadınlara dair düşünceler ve fetvalar sıralanıyor.

Daha önce: "Çalışan kadın fuhuşa hazırlık yapan sürece destek oluyor" sözleriyle gündeme gelen sonrasında "Kadın haber spikeri izlemek caiz değil" diyen Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nurettin Yıldız, son olarak 6 yaşındaki çocukların evlenebileceğini dile getirmişti.

Meclis Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerini Araştırma Komisyonu Üyesi AKP'li İsmet Uçma ise yine kısa zaman önce "Mahallenin namusu diye bir şey geliştirebiliriz, o mahallede birisine yönelik bir şey yapılıyorsa herkes ona sahip çıkar ve hakikaten de yapanı neredeyse ifna eder (cezasını verir)" dedi. Uçma zekice önerisini de şu sözlerle açıklamış ve tanıtmıştı: Hep birlikte anılmaya değer bir iş yapalım. Bir rönesans yapalım. Ezber bozalım ve Türkiye modeli dünyaya örnek olsun. Şu kadın-erkek ayrımından kurtulmamız lazım. Fiziki gücünüz yetse siz erkekleri daha çok döversiniz mesela.”

Benzeri yaratıcı öneriler daha önceki dönemlerde de AKP'nin ileri gelenleri tarafından ileri sürülmüş ve savunulmuştu. "Ben zaten kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum" diyen Erdoğan'dan, "Kadınlar iş aradığı için işsizlik oranı yüksek" diyen Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e, oradan da "Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün? Anası ölsün!" diyen İ. Melih Gökçek'e kadar çeşitli şekillerde dile getirilen kadın düşmanlığı buradan başlayarak toplumun en yaygın katmanlarına kadar nüfuz ediyor.

TOPLUMUN 'NAMUSU'
Toplumsal bozulmanın kadına ve erkeğe sirayet eden yanlarının toplum tarafından da bir ön kabul haline getirilmesi çabaları da bütün bunlara eşlik ediyor. Bunun örnekleri de AKP ileri gelenlerinden ziyade, yandaş ve çeper 'kadrolar' tarafından seslendiriliyor. Buna dair bir diğer örnek de Diyanet'in nişanlı çiftlerle ilgili fetvası. Fetvada "El ele dolaşmayın, görüşürken örtünün" gibi ifadeler dikkat çekiyor. Fetvada nişanlılara, "Nişanlıların flört etmeleri, dost hayatı yaşamaları, dedikoduya mahal verecek şekilde başbaşa kalmaları, öpüşmeleri, el ele tutuşmaları ve benzeri İslam’ın onaylamadığı davranışlardan uzak durmaları gerekir" şeklinde yapılan uyarılar gericiliğin kadın düşmanlığı ile ne denli elele yürüdüğünün de kanıtı.