Oda ve sendikalar: Sağlık Bakanlığı anayasal yetkilerini aşıyor

24 Ocak 2018'de 'Savaş bir halk sağlığı sorunudur' başlıklı basın açıklaması yapan Türk Tabipleri Birliği'nin merkez konseyi üyelerine yönelik baskı ve idari soruşturmalar sürüyor. TTB, TMMOB, KESK ve DİSK ortak bir açıklama yaparak, Sağlık Bakanlığı'nın anayasal yetkilerini aştığı vurguladı.
Perşembe, 09 Ağustos 2018 14:08

24 Ocak 2018'de 'Savaş bir halk sağlığı sorunudur' başlıklı basın açıklaması yapan Türk Tabipleri Birliği'nin merkez konseyi üyelerine yönelik baskı ve idari soruşturmalar sürüyor.

TTB, TMMOB, KESK ve DİSK ortak bir açıklama yaparak, Sağlık Bakanlığı'nın anayasal yetkilerini aştığı vurguladı. 

Dört kurumun ortak açıklamasından satır başları şöyle: 

  • Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi (TTB MK) 24 Ocak 2018 tarihinde “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” konulu bir basın açıklaması yapmış ve ardından hedef gösterilen Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve TTB MK üyeleri hakkında adli işlemler başlatılmıştı. TTB MK üyeleri uzun bir gözaltı sürecinden sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmışlardı.
  • Aynı dönemde Sağlık Bakanlığı tarafından TTB MK üyelerinin, merkez konsey üyeliklerinin düşürülmesi talebiyle açılan dava 29 Haziran 2018 tarihinde reddedilmiştir.
  • Tüm bu gerçeklere rağmen Sağlık Bakanlığı tarafından bağlı işyerlerinde çalışan TTB MK üyelerine yönelik baskılar ve idari soruşturmalar devam etmektedir.
  • Bu çerçevede TTB Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz memuriyetten atılma talebiyle Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilmiştir. TTB MK üyesi Dr. Selma Güngör’ün aile hekimliği sözleşmesi sonlandırılmış ve kendisinin 5 yıl aile hekimliği yapamamasına karar verilmiştir. Yine Sağlık Bakanlığı bünyesinde aile hekimliği yapan TTB MK üyesi Dr. Yaşar Ulutaş hakkında da benzer soruşturma sürdürülmektedir.
  • Sağlık Bakanlığı kendi bünyesinde çalışan üç TTB MK üyesi hekimi cezalandırarak, işten atarak TTB faaliyetlerine müdahale etmek, TTB’yi etkisiz kılmak ve baskı altına almaya çalışmak istemektedir. Sağlık Bakanlığı aynı zamanda, yasaların TTB MK’ne tanımladığı görevlerini kamusal sorumluluğa, hekimlik değerlerine ve insan haklarına uygun olarak yerine getirme sorumluluğunu engellemeye çalışmaktadır.
  • Sağlık Bakanlığı’nın kendi kurumlarında çalışan TTB MK üyelerini görevleriyle ilgisi olmayan nedenlerle işten atma talebiyle soruşturması, görevini kötüye kullanması ve Anayasa’nın meslek örgütleriyle ilgili hükümlerini hiçe sayması demektir.
  • Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanlığı’nın idari işleyişinde yer almadığı gibi bağlı kuruluşu da değildir. Demokratik seçimlerle, hekimlerin kendi temsilcilerini doğrudan seçtikleri, yönetimi ve diğer kurulları hekimler tarafından demokratik seçimlerle belirlenen Anayasal bir kuruluştur. Kamu kurumu niteliğinde olması TMMOB, Barolar ve diğer meslek odalarında olduğu gibi kamu idaresinin ve hükümetin emrinde olması anlamına gelmez... Birliğin kuruluş amaçları ilgili yasalarda belirtilmiştir. Aynı zamanda amaç dışı faaliyetleri durumunda yapılacak yasal işlemler de ilgili yasalarda yer almaktadır. Amaç dışı faaliyet durumlarında Sağlık Bakanlığı’nın yapması gereken mahkemelere TTB’nin ilgili ve sorumlu organlarının görevlerinden alınmaları konusunda dava açmaktır. Sağlık Bakanlığı bu çerçevede dava açmış, ancak açtığı dava Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 29 Haziran 2018 tarihinde reddedilmiştir. Ortada bu mahkeme kararı varken ve aynı zamanda TTB MK üyeleri hakkında ceza davası bile açılmamışken Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü idari soruşturmayı kabul etmek ve anlamak mümkün değildir.
  • DİSK, KESK ve TMMOB olarak Türk Tabipleri Birliği’ne yönelen bu saldırıyı TTB MK üyelerinin gözaltına alındıkları tarihten bu yana ibretle izliyoruz. Aynı zamanda TTB’nin savaş karşıtı ve barıştan yana olan tavrını desteklediğimiz gibi bu mücadelesinde TTB’nin yanında yer aldığımızı dünyaya ve topluma karşı olan bir sorumluluğumuz olarak değerlendiriyoruz.
  • Sağlık Bakanlığı’nı insanlığın ve hekimliğin birikimine saygı duymaya, insan haklarına uygun davranmaya ve görevini kötüye kullanmamaya çağırıyoruz. Aynı zamanda Sağlık Bakanlığı’nı TTB’ye yönelik demokratik olmayan tutumlardan vazgeçmeye, hukuku, diyaloğu ve demokrasiyi esas alan bir tutuma ve kendi kurumlarında çalışan TTB Merkez Konseyi üyeleri hakkında başlatılan soruşturmaları durdurmaya davet ediyoruz.