Kemal Okuyan'dan önemli açıklamalar: Erdoğan bu yapıda kimseye güvenemez

Komünist Parti Merkez Komite üyesi Kemal Okuyan 15 Temmuz Darbe Girişimi konusunda sorularımızı yanıtladı.
Haber Merkezi
Pazar, 17 Temmuz 2016 09:24

Darbe girişimiyle ilgili soruları yanıtlayan Komünist Parti Merkez Komite üyesi Kemal Okuyan Erdoğan sözlerine "Türkiye'de bir askeri darbe olasılığı giderek güçleniyordu" diyerek başladı ve artan emperyalizm içi çelişkilere ve Erdoğan'ın yaptığı hatalara vurgu yaptı.

Darbe girişiminin bir "tiyatro" olarak yorumlanmasını sorduğumuzda Kemal Okuyan, "Hangi darbe öncesinde erlere bilgi verilir? Böyle saçmalık mı olur?" dedi. "Cemaat ağırlıklı bir ekip mecburen kemalizan bir üslup kullandı bildirisinde" ifadelerini kullanan Okuyan, bu açıdan erlere "hükümeti deviriyoruz" denmemesinin normal olduğunun altını çizdi.

"Türkiye’de devlet bir kez daha dağıldı" değerlendirmesi yapan Kemal Okuyan, "Erdoğan bu yapıda kimseye ama kimseye güvenemez" şeklinde konuştu.


 

Darbe girişimi şaşırtıcı, sürpriz bir olay mıydı sizce?

Türkiye’de hiçbir şeye şaşırılmamalı. Ama daha önemlisi Türkiye’de bir askeri darbe olasılığı giderek güçleniyordu. Erdoğan’dan rahatsız olan uluslararası aktörler var, Türkiye’deki güç odakları var. Bu rahatsızlığın nedenlerini de defalarca yazdık, bunları uydurmuyoruz. Belgeli, raporlu olgular bunlar. Sermaye dünyasında, emperyalizmde çelişki olmaz, onlar kendi siyasetçilerini satmaz, indirmez diye bir kural olabilir mi? Recep Tayyip Erdoğan büyük hizmetlerde bulundu uluslararası tekellere, bulunuyor da… Ancak hem hatalar yaptı hem de emperyalizm içi çelişkiler derinleşti, farklı eğilimler var ve bu eğilimlerden bazıları Erdoğanlı bir Türkiye’den rahatsız. Bu anlamda darbe bekleniyordu. Ancak kuşkusuz şaşırtıcı yanlar var bu darbede.

Tiyatro diyenler var?

Karşılaştırmıyorum ama, Türkiye’de 27 Mayıs sonrasında Talat Aydemir’in girişimleri ciddiye alınıyor da neden bu darbe girişimi gerçekçi bulunmuyor anlamadım? Bunun bir nedeni, artık her şeyin görüntülü olmasıdır. Görüntü, fetişi bozar yeni fetişler yaratır. “Böyle darbe mi olur” algısını yaratacak bir sürü şeyle karşılaşırsınız, her taraftan video görüntüleri geriyor. Oysa daha önceleri, anlatı ve belgeye dayanıyordu her şey ve idealize edilebiliyordu. Bu olayın Erdoğan’ın elini şimdilik güçlendirmesi, olayın onun ya da onun ekibi tarafından organize edildiği anlamına gelmez. Girişimin birkaç kırılma anı var ve o noktalarda başka şeyler yaşansaydı bugün çok farklı bir tabloyu konuşur olacaktık.

Meclis’e dönük bombalamanın anlamsız ve göstermelik olduğu söyleniyor örneğin...

Orada bulunan CHP’liler, Başbakan dahil birçok milletvekilinin tesadüfen bombalamadan kurtulduğunu, binadan dışarı çıkan milletvekillerinin üzerine ateş açıldığını söylüyorlar. Kuşkusuz bunun CHP’lileri de kapsayan bir tiyatro olduğu söylenebilir, Erdoğan’ın Binali’yi de gözden çıkarabileceği iddia edilebilir, bunun sonu yok. Bir yerden sonra her şey söylenebilir ve yalanlanabilir. Biz ancak eğilimlere bakarak bir şey söyleyebiliriz. Yoksa tek tek her olayın üzerinde bir soru işareti gölgesi elbette vardır.

Sizce de tuhaflıklar yok mu?

“Darbe şöyle yapılır” diye bir standart mı var? Evet bir sürü tuhaflık, bir sürü soru işareti var. Ancak bu girişimin siklet merkezinde Erdoğan var bir hedef olarak. Bu aslında olayın arkasında olduğu iddia edilen cemaatin siyasal yaklaşımına çok uygun. Erdoğansız bir AKP! Marmaris’e operasyon ve Erdoğan’ın uçağına dönük havadayken müdahale denemelerinin bir mantığı var. Burada acemilikler yapılmış olabilir ama şu anda zafer çığlıkları atan Erdoğan tarafının da bir sürü acemiliği var. Bazen rastlantılar tarihin akışını değiştirir. Belli ki Erdoğan üzerine kurulmuş plan. Ayrıca girişimin çeşitli nedenlerle erken başladığı bu anlamda hazırlıkların yarım kaldığı da bir gerçek. Bunun yanı sıra, son derece profesyonelce gerçekleştirilen boyutları da var girişimin. İstanbul’da Kadıköy’den düğün basıp helikopterle üst düzey komutan kaçırmak gibi… 

Peki size de kuşku veren şeyler yok mu? 

“Bu işte bir bit yeniği var” diyenlerin haklı olduğu bir şey var, “hükümetin bu girişimden haberi olmaması imkansız”. Bakın darbe olasılığı siyaseten herkesin (herkes demeyeyim de, belli bir siyasi aklı olan herkesin) bildiği bir şeydi, bunun için istihbarata gerek yok. YAŞ öncesinde bu olasılığın güçleneceğini kestirmek için de istihbaratçı olmak gerekmiyor. Öte yandan bu çapta bir organizasyonun her tarafından hizip çıkan TSK-MİT-Emniyet üçgeninde hükümetin kulağına gitmemesi de olanaksız. Burada tam zaman ve planın ayrıntıları öğrenilememiş olabilir, bazı gruplar Erdoğan’ı yanlış yönlendirmiş olabilir, hatta Erdoğan’ın ekibinde (Erdoğan’ın kendisi değil) “bu iş sonuçta bize yarar” diyenler olmuş olabilir. Ama bütün bunların olması zaten doğaldır. Bu, darbe girişimini tezgaha indirgemez. Erdoğan bir noktada Gezi’de olduğu gibi “bitti bu iş” dedi, her halinden belliydi bu. Almanya’dan sığınma istemesi de buna işaret ediyor.

Bu doğru mu?

AB kurumlarındaki resmi bilginin bu yönde olduğu söyleniyor. Erdoğan havadayken kendisine dönük tehdidin en yüksek aşamaya geldiği anda ve İstanbul’a gidemeyecekken çaresiz kalmış belli ki. Yunanistan’dan iniş izni istemesi de bununla ilgili. Her iki talebin reddedildiği iddia ediliyor, bu da ilginç. Bu iddialar ilk ABD basınında çıkıyor. Stratfor gibi kuruluşlar yayıyorlar. (Stratfor'un darbe gecesi Erdoğan'ın uçağı havadayken uçağın koordinatlarını veren bir tweet atması da hayli düşündürücü) Bu gerçekse garip, gerçek değil ve bu bilgiler ABD’de birileri tarafından üretiliyora bir başka garip. Ancak her durumda Erdoğan’ın Marmaris-İstanbul hattında çok zor saatler geçirdiği belli.

Darbe girişiminin batı tarafından desteklendiği anlamına mı gelir bu? 

Somut olarak uçağa izin verilmemesi ya da sığınma talebinin reddinin nereden kaynaklandığını, bu meselenin ayrıntılarını şimdilik bilemeyiz. Ancak bildiğim bir şey var biri teorik, biri pratik. Bu girişimin uluslararası bağlantıları illa ki var. ABD devletinin bir kanadının dolaylı yönlendirmesi ve cesaretlendirmesi olmadan bu çapta bir girişim imkansızdır. Bu teorik kısmı. Ayrıca ilk saatlerde ABD ve AB’nin şaşırtıcı biçimde darbenin başarılı olduğuna kanaat getirmeleri ve ortalamacı tepkiler vermeleri. Darbenin başarısız olduğu anlaşıncaya kadar Erdoğan’a destek filan yok. Efendim batı ayağa kalkmış; uyduruyorlar. İstikrar, demokrasi, kaygı gibi beylik laflar var. 

Hükümetten de bu darbenin arkasında ABD’nin olduğu yolunda açık bir iddia geldi.

Bu iddialarla ABD’nin yeni girişimlerden elini çekmesini murad ediyorlar ve yanı sıra içeride milliyetçi psikolojiye oynuyorlar. Ancak bu çift taraflı işler; Türkiye’de İslamcı-milliyetçi tabanının genetiği ABD ile gerçek ve ciddi bir hesaplaşmaya uygun değil. Büyük güçler değil, 18 yaşındaki erlere karşı güç gösterisinde bulunmayı seviyorlar. Ayrıca bugünkü sistem gerçekten eksen değiştirmeye kalkarsa çöker, tamamen dağılır.

Ona gelelim, bu erlerin hiçbir şeyden haberi yok belli ki. Tiyatro iddialarının dayandırıldığı bir olgu da bu.

Hangi darbe öncesinde erlere bilgi verilir? Böyle saçmalık mı olur? Tatbikat diyecekler, terör tehdidi diyecekler. Ayrıca darbeciler kendi ideolojileriyle hareket etmedi. Cemaat ağırlıklı bir ekip mecburen kemalizan bir üslup kullandı bildirisinde. Ancak en önemli özellikleri halkın devre dışı kalması gerektiğine ilişkin kesin görüşleriydi. Bunun için her şeyi yaptılar. Dolayısıyla erlere “hükümeti deviriyoruz” dememeleri son derece doğal. Bu darbe girişimi ordu içinden daha fazla destek geleceğine ilişkin bir beklentiyle yapılmış.

Peki neden başarısız oldular?

Bence ilk neden öncelikli hedefe, yani Erdoğan’a ulaşılmamış olması. Bir de bazı birimlerin kendilerine katılacağını hesaplamışlar, bu olmamış. Öte yandan katılan birimlerin sayısı sanılandan fazla. Ancak erlere güvenemezlerdi, başarı gecikince alt tarafta çözülme başladı. Burada önemli olan, darbeye katılmayan TSK birimlerinin darbeyi engellemek için de pek bir şey yapmamış olmasıdır. Önemli bölümü gelişmeleri beklemiş bu açık. Bunun önümüzdeki dönem için ciddi sonuçları olur. Türkiye’de devletin bir kez daha dağıldığı görülüyor. Erdoğan bu yapıda kimseye ama kimseye güvenemez. 

Bazı üst düzey subayların darbecilere umut verip, sonra onlara katılmayarak tuzağa düşürdükleri söyleniyor?

Bu tür şeyler mümkün ve  darbe mekaniğinde neredeyse sık sık yaşanmış. Bazı subayların ikili oynadığı bile söylenebilir. Tekrarlayacağım, yıllarca birlikte çalışmış hiziplerden söz ediyoruz. Bunları birbirinden ayrıştırmak çok zor. Erdoğancıları ve cemaatçileri bir yana koyalım, Kemalist diye adlandırılan subayların bir bölümünün bunlardan çok da farklı olmadığı görülmedi mi? 

Türkiye’de sermaye sınıfının tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin AKP döneminin öncesinden gelen ağırlıklı-geleneksel sermayesi bir açıdan AKP’den istediğini alıyor, muazzam kârlar elde ettiler. Bir yandan da onun sermayenin iç dengelerine dönük olağandışı müdahalelerinden rahatsızlar ancak bu rahatsızlıklarını dillendirme kanalları epeycene daraldı. Bu koşullarda büyük bazı tekel gruplarının gündelik refleksler vermesi, hele hele bir darbe ortamında riskli konumlanışlar içine girmesi beklenemez. Darbe başarılı olsaydı Doğan grubunun ne tür başlıklar atacağını hepimiz biliyoruz. Şu son on beş yılda Doğan medyası kaç kez pozisyon değiştirdi ama kasalar dolmaya hep devam etti.

Muhalefetin tepkisine ne diyorsunuz?

CHP ve HDP’nin AKP’ye verdiği destek, darbeye karşı olmaları ile ilgili değil. Bu girişime, halkın meşru hareketine dayanmayan eylemlere biz de karşıyız, hele hele Amerikancı bir darbeye! Ama CHP ve HDP her zamanki gibi AKP ile normalleşme peşinde. Demokrasi zaferi, şöleni filan, utanç verici. Cumhuriyet gazetesi için de aynı şey ve yeni bir şey değil bu. Ama böyle dönemlerde mide bulandırıyor.