Hukukta gericilik: Mahkeme kararında 'kul hakkı' ifadesi emekçilerin mücadelesini baltalıyor

Hukuki metinlerde "kul hakkı" gibi tanımların yer alması, "hak" kavramının dinsel referanslarla açıklanması emekçilerin hak arayışını da baltalar nitelikte. "Hak" kavramının mahkeme kararlarında yeniden tanımlanması piyasacılık ve gericiliğin iç içeliğini karşımıza çıkıyor. AYM eski raportörü Ali Rıza Aydın, "Kul ümmetçiliğin kavramıdır, hukuksal alanda yeri yoktur" diyor.
Haber Merkezi
Cuma, 27 Ekim 2017 11:11

Türkiye'de her alan gericiliğe hapsedilmek istenirken hukuki metinlere de "dini kavramların" sirayet etmesi tartışma konusu oldu. Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararda "kul hakkı" ifadesinin yer aldığı ortaya çıkması, benzer tanımların söz konusu olması ve hukukta gericileşmenin tırmanmasını Anayasa Mahkemesi eski raportörü Ali Rıza Aydın'la konuştuk. 

Anayasa Mahkemesi'nin Ocak 2017'de bir boşanma davasına ilişkin verdiği kararda, "Kişiye ait bir malı onun rızası olmaksızın elinden almak mülkiyet, kişi ve kul hakkına müdahale niteliğindedir. Kuralla yapılan müdahale sonucunda toplumsal olmaktan çok kişisel bir çıkar ve yarar korunmaktadır" ifadeleri yer almıştı. Ali Rıza Aydın'a göre, bu ifadelerin hukuki metinlerde geçmesi "dinsel davranış kuralları" kapsamında. Hukukun "belirlilik ilkesi"ne atıf yapan Aydın, söz konusu ifadelerle hazırlanan kararların hukuksal olarak tanımsızlığına dikkat çekti.

Ali Rıza Aydın bahse konu olan gerici tanımlara ilişkin şu vurguları yaptı:

'HUKUKTA 'KUL HAKKI' İFADESİ'

"Kul hakkı, ne burjuva/liberal hak ne de işçi ve emekçi hakkı ve mücadeleleri anlamında bir kavram. Hak, hem sermaye sınıfının hem de işçi sınıfının aklının ürünleri olarak ortaya çıktığı halde kul hakkında referans tanrıya, tapılana veriliyor. Hak da aydınlanmanın çocuğu hukuk da… İkisinin de ortak noktası akıl ve irade. Ve tabii ki hukukta kul hakkı diye bir kavram yok. Hak kavramı da hak mücadeleleri de dinseli, dinselin davranışlarını ve kurallarını dışarda bırakır. Diğer deyişle içine almaz. Kul da dışarda bırakılandır, kul hakkı da.

Hakkı isteyen insan aklı ve iradesi ne zaman hukuk konusu olur, hukukun içine girer 'hak' kavramı o zaman belirsizlikten kurtulup netleşir. Ama dinselin, bilinmeyenin, inanılanın üzerinden yürütülen hak, doğrudan aklın ürünü olmadığından, doğrudan insan iradesini yansıtmadığından hukukun içine yerleştirilemez. Dinsel davranış kuralı olarak kalır."

'DİĞER MAHKEMELERE DE 'KEYFİLİK YOLU' AÇAR'

Aydın'a göre, Anayasayı yorumlama yetkisi olan bir üyenin "özgürlük hakkı" gibi kavramlara sığınması da uygunsuz. Yargıçlığın hayal ürünlerini ya da inançları hukuk içine yerleştiremeyeceğine dikkat çeken Aydın, AYM'nin tutumunun diğer tüm mahkemelere de "keyfilik yolu" açacağı görüşünde. 

Aydın, bu nedenle "Bağlayıcı ve kesin olan Anayasa Mahkemesi kararıyla tüm diğer mahkemelere, yasama ve yürütme organlarına, tüm özel ve tüzel kişilere 'buyurun keyfilik yolu açılmıştır' demek anlamına gelir. Özgürlük masumiyetine sığınılamaz. Kul ümmetçiliğin kavramıdır, hukuksal alanda yeri yoktur. Hukuksal alanda yurttaş, yurttaş hakkı/yurttaşlık hakkı vardır" ifadelerini kullanıyor.

'HAK İLE SINIFSALLIK AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ'

"Kul hakkı" gibi ifadelerle yalnızca hukuka gericiliğin yerleştirilmediği, emekçilerin hak arayışının da anlam kaybına uğratılmak istendiğini belirten Aydın, "Oysa emekçiler için hak mücadelenin, direnişin, kazanmanın adıdır. Emekçiler için hak, başkalarının -sermaye de olsa, sermayenin referans gösterdiği tanrı da olsa farketmez- bahşettiği değildir, maddi yaşamın içindedir. Dinselin, hem de 21. yüzyılda hukukun içine yedirilmesi, sömürülenin sindirilmesidir; emekçilerin sınıfsal mücadelesinin kırılmasıdır. Buna kısaca, sermayenin emeği sömürmesinde piyasa ve gericilik ortaklığı diyebiliriz" hatırlatması yapıyor.

Aydın, konuya ilişkin şu vurguyu yapıyor: "Gericiliğe karşı aydınlanmayı sınıfsal mücadeleyle iç içe götürmek gerekiyor. Hak mücadeleleri de hem yenileri yönünden hem de kaybedilenleri kazanma yönünden bu özdeşlikle yürüyor. Dinselin, bilinmeyenin bu bütünsellik içinde yeri yok. Hak ile sınıfsallık ayrı ayrı düşünülemez."