Hakan Atilla davası başladı

ABD'de görülen Mehmet Hakan Atilla davasında 10. oturum yapıldı. Duruşmada yeni tanıklar dinlendi...
Haber Merkezi
Pazartesi, 11 Aralık 2017 18:20

ABD'de görülen İran'a yönelik yaptırımları delme ve kara para aklama itiraflarını sürdüren Rıza Sarraf'ın ifadesi sona erdi. Davanın 10'uncu oturumunda Eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı, tutuklu sanık Mehmet Hakan Atilla'nın yargılanmasına devam ediliyor.

Davadan notlar şu şekilde:

Savcılar, savunma makamını, Cuma günü Cohen'e hukuk kapsamındaki bir konuda (yani ikincil yaptırımlar konusunda) sorular sorarak suyu bulandırmaya çalışmakla suçladı. Savcılar, buna ilişkin itirazlarını Pazar günü dört sayfalık bir mektupla izah etti. Atilla'nın avukatları ise suyu bulandırmaya çalışmadıklarını söyledi. Cohen'e, müvekkilleri Atilla'nın yaptırımlar konusunda uygulanan yasa olarak bildiği konular hakkında sorguladıklarını söyledi.

Berman, konuyu tekrar gözden geçireceğini söylese de, burada hükümetin lehine karar verdi ve savunmanın, Cohen'in çapraz sorgusunun kapsamı konusunda yargıcın daha önce verdiği resmi kararların ötesine geçtiğini söyledi. 

Gazeteci Adam Klasfeld, Hakan Atilla'nın tutuklandıktan sonraki ilk sorgusuna ilişkin 45 dakikalık videodan kestiği bölümleri Instagram hesabında paylaştı:

Söz konusu videoda Atilla cezaevine girmeden önceki işlemlerden geçiyor ve bu süreçte kişisel bilgilerini (irtibat bilgilerini, tıbbi bilgilerini ve diğer özel bilgilerini) paylaştı.

YENİ TANIK

Bugünkü duruşmada ise kürsüde yeni bir tanık var. David Cohen daha sonra ifade vermeye devam edecek. Yeni tanık ABD Hazine Bakanlığı'na bağlı FinCen'de (Finansal Suçlar Uygulama Ağı) çalışan Joshua Kirschenbaum. Daha önce Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi'nde (OFAC) çalıştığı öğrenildi. Savcı, Kirschenbaum'dan OFAC'a ilişkin bir belgenin doğruluğunu onaylamasını istedi (Belge, bir görüşmenin yazılı dökümüne benziyor)

Sunulan delil, Atilla ile yapılan bir görüşmenin yazılı dökümü. Konunun, "2012 tarihli İran Özgürlük ve Koruma Karşıtı Yasa (IFCA)" olduğu ifade edildi. Söz konusu metnin, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarıyla ilgili bir nevi yönetmelik olduğu kaydedildi. Tanık Kirschenbaum, "Sanık, o dönem yeni çıkarılan yaptırımlar kapsamında altın satışına izin verilmediğini biliyordu" ifadelerini kullandı.

"İran lehine yıllık 4 milyar dolar tutarında bir bakiye"nin ifade edildiği oturumda, Kirschenbaum durumu şu sözlerle açıkladı:

"İran ile Türkiye arasındaki mevcut ticari ilişkin öyle bir duruma gelmişti ki, İran'ın Türkiye'ye ihraç ettiği malların tutarı 4 milyar dolar daha fazlaydı"

Savcının doğrudan sorgusu bitti. Çarpaz sorguya geçildi. Atilla'nın avukatı Rocco da, Kirschenbaum'a doğrudan sorguda sorulan deliller hakkında sorular soruyor. Rocco: Sizin ofisinizden Atilla'nın ofisi veya Halkbank telefonla aranmış, bu görüşmenin kaydı burada. Kirschenbaum: Arayan tarafın hangisi olduğunu hatırlamıyorum. Kim kimi aradı, hatırlamıyorum. Soru: Görüşme ne kadar sürdü, hatırlıyor musunuz? Kirschenbaum: Birkaç dakikadan biraz fazla, ama saatlerce sürmedi. Kirschenbaum, görüşmenin 20 dakika mı yoksa bir saate yakın mı sürdüğünü hatırlamıyor. Rocco, Kirschenbaum'a, savcılarla yaptığı toplantıları soruyor. Kirschenbaum'un ifadesine göre toplantı bir aydan kısa bir süre önce FinCen ofisinde yapıldı; yani Kirschenbaum ve savcılar, mahkeme dışında görüştüler. Çapraz sorgu bitti. Tanık kürsüden ayrıldı.

Bir sonraki tanık geliyor.

Tanık Türkçe ifade veriyor. İsminin Hüseyin Korkmaz olduğu öğrenildi. Tanık daha önce Türkiye'de yaşadığını ancak artık ABD'ye yerleştiğini söylüyor. Geçmişte İstanbul'da ve Hakkari'de görev yaptığını söylüyor. Tanık: Bu soruşturmayı yürüten ekibin başındaydım. "Reza Zarrab'ın lideri olduğu örgüt hakkında soruşturma yürütüyordum; bu örgütün çatısı altında üç grup daha olduğunu tespit etmiştik." Diğer bir gruba ilişkin olarak tanık "Zafer Çağlayan ve Süleyman Aslan'ın (o grubun) lideri olduğunu anlamıştık" diyor. Tanık, ikinci grubun başında Muammer Güler'in olduğunu söylüyor. Tanık, üçüncü grubun başında Taha Ahmet Alacacı'nın olduğunu söylüyor.

Tanık, soruşturmada "1 Numara" dedikleri kişinin Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söylüyor. Savcı, Erdoğan'ın hangi görevde olduğunu soruyor. Tanık, Erdoğan'ın o dönem başbakan olduğunu söylüyor. Tanık, polis memuru olarak aldığı eğitimden bahsediyor. Yaklaşık 360 kişiden oluşan bir sınıftan mezun olduktan sonra, İstanbul'da "mali suçlarla mücadele şubesi"nde çalışmaya başladığını söylüyor. Soru: Sizin emrinizde yaklaşık kaç polis memuru çalışıyordu? Korkmaz: Ayrıldığım sırada 8 tane vardı. Tanık: Soruşturma ilk başladığında, Reza Zarrab ve örgütün çekirdeği olan örgüt hakkında bir soruşturmaydı. Başlangıçta, soruşturma kapsamında işlemler kaçakçılık, kara para aklama ve bu suçların organize suç birimi halinde işlenmesiydi. Savcı, "Ne kaçakçılığı?" diye soruyor. Tanık "Altın" diye yanıt veriyor. Tanığın ifadesine göre soruşturma ekibinin diğer üyeleri de, Sarraf'ı magazin sayfalarından ve eğlence haberlerinden tanıdığını söylüyor. Kendisi ise ilgilenmediği için bu haberleri okumadığını belirtiyor.

Tanığı ifadesine göre soruşturma nihayetinde, rüşvet ve evrakta sahtecilik iddialarına kadar uzandı, bunun sonucunda soruşturmanın hedefindeki kişilerin listesi de genişledi. Soruşturma kapsamındaki diğer isimler arasında Süleyman Aslan, Barış Güler, Salih Kaan Çağlayan ve başkaları bulunuyordu. Tanık Korkmaz'a göre, soruşturmada zamanla Barış Güler ve başkaları da şüpheliler arasına girdi. Korkmaz "Vaktim olsaydı muhtemelen daha fazla isim [eklerdim]" diyor. Halkbank'ta birçok kişiden şüphelendiklerini ancak Hakan Atilla'nın hiçbir zaman rüşvet kabul etmediğini söylüyor. Korkmaz, ekibinin ne tür soruşturma teknikleri kullandığını anlatıyor. Bu tekniklerden bazıları: "Teknik araçlarla takip. Fiziksel olarak takip. Güvenlik kamerası görüntüleri. E-postaların incelenmesi. Kurumlar aracılığıyla elde edilen belgeler. Denetçi ve uzman raporları."

Korkmaz, Rıza Sarraf'dan ve Sarraf'ın "Gana'dan sahte evrakla getirdiği 1.5 ton altından" bahsediyor. Korkmaz, Aralık 2013'te Süleyman Aslan'ın evinde ayakkabı kutularında bulunan ve Rıza Sarraf'ın gönderdiği paralara ait olan fotoğrafı doğruladığını söylüyor. Savunma itiraz ediyor. Yargıç Berman itirazı reddediyor. Korkmaz, fotoğrafı kastederek "Bunu, yapılan operasyonda elde ettik" diyor. Tanık Korkmaz: "Onlara, Süleyman Aslan'ın evinde, ayakkabı kutularında veya başka şekilde saklanan büyük miktarda para olabileceğini bildirmiştim." Korkmaz, söz konusu aramada neler ele geçirildiğini anlatıyor. Korkmaz: Burada en altta beyaz bir kutu gösteriliyor." (Bahsedilen, bir ayakkabı kutusu.) "Bu, soruşturmada tespit ettiğimiz bir rüşvet ödemesiydi."

Soruşturmadaki izleme ekibinin çektiği başka fotoğraflar da delil olarak sunuluyor. Bu fotoğraflar, Avrupa Birliği Bakanlığı'nda çekilmiş. Korkmaz ifadesinde, Muammer Güler'e, oğlu Barış Güler aracılığıyla 200 bin dolar tutarında ödeme yapıldığını söylüyor. Korkmaz, Türgev Vakfı'ndan ve Erdoğan ailesinin bu vakıfla olan ilişkisinden bahsediyor. Atilla'nın avukatları, Korkmaz'ın (Türkiye'nin yakın tarihini kapsayan) ifadesinin dava konusuyla alakası olmadığı gerekçesiyle itiraz ediyor. Yargıç, itirazı reddediyor.

Oturuma ara verildi.

Hüseyin Korkmaz yeniden tanık kürsüsünde. Korkmaz, 17 Aralık 2013 operasyonu hakkında konuşuyor.

Korkmaz, “Yurt dışına çıkış yasağı ve pasaportuma el konuldu. Ağustos ayında Türkiye’den ayrıldım. Hukuken güvende hissetmiyordum” dedi.

Ailesiyle birlikte Türkiye’den ayrıldığını söyleyen Korkmaz, “Çok sevdiğim ülkemi terk ettim” diyerek, “Daha sonra Hakkari’de görevlendirildim. 2014 yılının Eylül ayında cezaevine girdim. 9 Şubat 2016’da tahliye edildim” şeklinde konuştu.

Korkmaz, “Nereye tayin oldunuz?” sorusuna “Köprü Koruma Birimi’ne gönderildim. Köprüyü korumakla görevliydik. Altı-yedi ay sürdü” cevabını vererek, “Başka üst düzey amirler de tayin oldu ya da açığa alındı. Yeni amirler şube müdürüne ve bir başka rütbeli memura uygunsuz ve yasa dışı talimatlar verdi” diye ekledi.

''20 civarı arama yaptık. 22 Aralık 2013’te başka bir yere tayin olduğumu öğrendim” şeklinde konuşan Korkmaz, “Şüphelilerin adreslerinde aramaların yapıldığı bir adli süreç yaşandı, şüpheliler yakalanıp gözaltına alındı” ifadelerini kullandı.

"Soruşturma dosyasının tamamının kopyasını aldınız mı?" sorusuna Korkmaz, "Yalnızca o tarihe kadar taranmış olanları alabildim. Tüm ses kayıtlarını aldığımı sanıyordum ama sadece ilk CD'yi almış olduğumu sonradan fark ettim" yanıtını verdi.

Yine "Delillerin kopyalarını neden aldınız?" sorusuna Korkmaz, "Savcı ve ben, delillerin mahkemeye taşınmayacağına inanıyorduk. Zarar göreceğini veya imha edileceğini düşünüyorduk. Dolayısıyla inisiyatif aldım." yanıtını verdi.

Savcının pasaportsuz Türkiye'den nasıl kaçabildiğini sorması üzerine Korkmaz, "Bir insan kaçakçısından beni kaçırmasını istedim ve deniz yoluyla kaçtım" dedi.

"Yeni pasaportu nasıl aldınız?" şeklindeki soruya Korkmaz, "Pasaport almamı sağlayacak yasal bir boşluk bulduğum üçüncü bir ülkeye geçtim. Burada, resmi bir kurum tarafından verilen ancak kendi adıma olmayan bir pasaport aldım." yanıtını verdi.