Ege Üniversitesi taşeron işçilerinin 'tuhaf' gerekçelerle işten atıldığı ortaya çıktı

Ege Üniversitesi'nde kadrolu olmayı bekleyen taşeron işçilerin 'güvenlik soruşturması' ve 'arşiv taraması' gibi bahanelerle işten atılmasına ilişkin davalar görülmeye başlandı. Dava sürecinde işçilerin işten atılma gerekçeleri arasında 'Gülen cemaatine ait özel Şifa Hastanesi'nde doğum yapmak' gibi hukuk dışı gerekçelerin de yer alması dikkat çekti.
Cuma, 20 Temmuz 2018 13:31

Ege Üniversitesi bünyesinde taşeron olarak çalışan ancak kadro bekleyen işçilerin "güvenlik soruşturması" ve "arşiv taraması" gibi bahanelerle işten atılmasına ilişkin davalar görülmeye başlandı. Taşeron işçilerin kadro başvurularının kabul neden kabul edilmediğine dair bilgiler bugüne dek gizli tutuluyordu. Dava sürecinde bu gerekçeler birer birer ortaya çıkmaya baladı. 

Evrensel'den Metehan Ud'un haberine göre işten çıkarmaların gerekçeleri arasında, Fethullah Gülen cemaatine ait olduğu için kapatılan Şifa Hastanesi'nde doğum yapmak, kapatılan dershanelerde kapı görevlisi olarak çalışmak veya kapatılan okulda devlet bursuyla çocuğunu okutmak da bulunuyor.

Bunların yanında hiçbir gerekçe gösterilmeden işten atılan işçiler de var.

Taşeron işçilerin kadrolu olması sürecinde 150 civarında işçinin işten çıkarıldığı Ege Üniversitesi'nde, süreci yargıya taşıyan işçiler ilk sonuçları almaya başladı. Bazı işçiler yürütmeyi durdurma kararı alarak iş başı yaparken, bazı işçilerin açmış olduğu davalarda yürütmeyi durdurma talebi reddedildi. Ancak ortaya çıkan gerekçeler işçilerde şaşkınlık yarattı. İzmir Valiliği Güvenlik ve Arşiv Soruşturması Komisyonu'nun hazırladığı gerekçeler darbe girişiminin faturasının halka çıkarıldığını bir kez daha ortaya koydu.

DEVLET BURSUYLA OKUMAK GEREKÇE OLDU

Kadro başvurularının kabul edilmemesinin gerekçeleri arasında "Kapatılan hastanede doğum yapmak veya tedavi olmak", "Kapatılan hastanede çocuğunun staj yapması", "Kapatılan okullarda, üniversitelerde çocuğunu (devlet desteğiyle veya burslu) okutmak", "Kapatılan kolejin futbol takımında çocuğunun maçlara çıkması", "Kapatılan üniversitede yüksek lisans yapmak", "Bank Asya’da hesabı olmak", "Kapatılan dershanelerde veya el konulan fabrikalarda (Kimisi İŞKUR aracılığıyla gönderildiği halde) işçi olarak çalışmak", "Çocuğunun Grup Yorum halk korosunda sahneye çıkması" gibi gerekçeler yer alıyor.

Oğlunun, kapatılan Yamanlar Koleji’nin futbol takımında maçlara çıkması gerekçesiyle işten atılan Hüseyin Sağdıç, yürütmeyi durdurma kararı alabilen işçilerden... Toplam dört ay boyunca sürdüğünü ve eğitim almadığını belirten Sağdıç “Beş kuruş para vermedik. Normalde devlete ait bir anadolu lisesinde eğitim alıyor. Sonrasında cemaatle sorunlar yaşanmaya başlayınca bir daha göndermedim. Aylardır mağduruz, maddi manevi sorunlar yaşadık, depresyona girdik, hayatımız altüst oldu. Benim sevincimi diğer arkadaşlar da yaşar umarım bir an önce” dedi.

'DERSANENİN KAPICISI DEĞİL DE ORTAĞI OLSAYDIM BU KADAR SORUN YAŞAMAZDIM'

İsmini yazılmasını istemeyen bir işçi de, kapatılan dershanelerin birinde kapı görevlisi olarak çalıştığı için işten çıkarıldığını belirtti. Yürütmeyi durdurma talebinin kabul edilmediğini söyleyen Ege Üniversitesi işçisi şunları söyledi: “İşsiz kaldığım bir dönemde bir dersanenin yeni açılan Karşıyaka’daki şubesine girdim çalıştım. Toplam beş yıl çalıştım ancak sonrasında benden Zaman gazetesi ve Sızıntı dergisine abone olmamı istediler. Ben de kabul etmeyince işten çıkardılar. İşsizlik maaşı ile bir süre yaşadıktan sonra taşeron olarak Ege’de çalışmaya başladım. O zamanlar bu dershaneler popülerdi. Çalışanı değil de ortağı olsam bu kadar sorun yaşamazdım. İşten çıkarılma belgemi dosyaya sunup itirazlarımızı yaptık. Sonucu bekleyeceğiz.”

‘GEREKÇE OLMADIĞI İÇİN SAVUNMA YAPAMIYORUZ’

İşten çıkarılmasına gerekçe sunulamayan Selda Taşdelen de şunları söyledi: “Buna rağmen yürütmeyi durdurma talebim kabul edilmedi. Savunmamızı yapabilmemiz açısından bize gerekçe sunmalarını istedik. Üst mahkemeye itirazlarımızı ilettik. Avukat bana neden şüphelendiğimi sordu. Kızım üniversiteden mezun olduktan sonra üç ay özel Şifa Hastanesi'nde çalıştı. Bir de 82 yılında annem mevsimlik işçi olarak Küçükbay yağ fabrikasında çalıştı. Dosyaya bakılmadan bile itirazımız kabul edilmedi. Bu tamamen adalete aykırı. Karakol yüzü görmemişiz, hiç bir davamız yok. Benim eşim devlet memuru ve benim yeşil pasaportum var. Bana yeşil pasaportu veren İzmir Valiliği beni güvenlik soruşturmasından dolayı işsiz bıraktı.”