Binali Yıldırım: Kudüs kararı bizim için yok hükmündedir

Göç ve Uyum Sempozyumu'nda konuşan Başbakan Binali Yıldırım, "Göçün sebeplerini ortaya çıkarmamız lazım. Bunlar nelerdir? Küresel terördür, otorite boşluğudur, adil olmayan yönetimlerdir, zulümdür, baskıdır" dedi.
Cuma, 15 Aralık 2017 12:04

Başbakan Binali Yıldırım, Göç ve Uyum Sempozyumu'nda konuşuyor...

Yıldrım'ın konuşmasından satır başları şöyle;

İslam İşbirliği Teşkilatı'nın İstanbul'da gerçekleştirdiği tarihi zirveye değinmek istiyorum. Geçen hafta Trump, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak ilan etti, büyükelçiliğini de buraya taşıyacağını ilan etti. Bu karar uluslararası hukuka, tarihi gerçeklere, bütün BM kararlarına aykırı bir karardır. Sürekli alan genişleten, Filistin'de, Kudüs'te fiili durum yapan İsrail ödüllendirilmiştir. Mazlum Filistin halkı ise bir kez daha cezalandırılmıştır

'KUDÜS KIRMIZI ÇİZGİMİZ'

Biz Kudüs'ün bizim için kırmızı çizgi olduğunu açık bir şekilde dünyaya ilan ettik. c. Cumhurbaşkanımız İİT'yi olağanüstü toplantı için davet etti. Bu konu değerlendirildi ve tarihi kararlar alındı. Bundan böyle Doğu Kudüs, İslam ülkeleri tarafından Filistin'in başkenti olarak ilan edildi. Bütün ülkelere de desteklemesi için çağrı yapıldı. Bu karar tarihi bir karardır. Hiç kimsenin bölge üzerinde tek taraflı bir takım keyfi kararlar almaya hakkı da yoktur, haddi de yoktur. Bu zirvede İslam dünyası en açık şekilde bunu ilan etmiştir. 

Mülteci sorunu ülkemizin olduğu kadar insanlığın da karşı karşıya kaldığı bir sorundur. BM verilerine göre, 3 milyona yakın insan, dünya nüfusunun yüzde 3'ü kendi ülkeleri dışında yaşıyor. Göçmenlerin sayısı 60 milyonu aşmış. Dünyada ülkelerin nüfuslarına göre sıralarsak dünyanın 21. büyük ülkesi, göçmenler ülkesi. 196 ülke arasında 21. sırada göçmenler geliyor. Eğer bir devlet olarak tanımlarsak böyle bir boyuta erişmiş. Tehlike büyüktür ve mutlaka tedbir alınmalıdır. Tedbir de sadece ülkelerin tek başına alması ile olmaz.

Göçün sebeplerini ortaya çıkarmamız lazım. Bunlar nelerdir? Küresel terördür, otorite boşluğudur, adil olmayan yönetimlerdir, zulümdür, baskıdır. Sonuçları ile değil, sebepleri ile de bu göç olgusunun ele alınması lazım. Küresel anlamda değerlendirilmesi lazım. En üst düzeyde değerlendirilmesi lazım. BM dediğimiz örgütler, küresel örgütlerin bundan daha önemli görevi olabilir mi? 

Göç Avrupa'da insanlık meselesi ile değil, güvenlik meselesi ile ele alınıyor. Unutmayalım, Amerika ve Avrupa kıtasının göçlerle şekillenmiştir. Birçok devlet göçlerle kurulmuş göçmenlerle kalkınmıştır. 

 

Mazlum ve sığınmacılara kapımız hep açık oldu. Önemli göç dalgalarına ev sahipliği yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. 

Bundan böyle göçmen, mülteci konularının daha iyi koordinasyonu için bütün mültecilerle ilgili yetkiyi Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'ne devrediyoruz. AFAD ilk anda karşılayacak, hemen sonra bütün yetkiler İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'ne devredilecek ve oradan devam edecek.