Sayfa yolu
Sendikal mücadelenin geleceği tartışıldı
Yayın Tarihi: 14.03.2010 , 00:15 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
İstanbul Bahçelievler Öğretmenevi’nde düzenlenen panel, ‘TEKEL direnişi deneyimi ne öğretiyor?’, ‘Türkiye’de sendikal hareket ve geleceği’ ve ‘Tabanın sorunları ve çareler’ başlıklarından oluşan üç oturumla gerçekleşti. Yaklaşık altı saat süren panelde Marmaray ve itfaiye işçileri de katılımcı olurken, ilk oturumun konuşmacıları Ankara’da 78 gün süren TEKEL direnişinde yer alan işçiler oldu.
Yaptıkları konuşmalarda, direnişteki deneyimlerini anlatan işçiler, Türk-İş yönetiminin mücadele sürecindeki tavrını eleştirdiler. İşçiler, sendikalarının işçi sınıfı çıkarlarına ters ve hükümetin tarafına düşen tutumunun değişmesi için daha örgütlü ve siyasal olunması gerektiğini vurguladılar. Bürokratik engellemelerin örgütsüzlüğü güçsüzleştirdiğini ifade eden işçiler, sendikaların da üzerlerine düşen görevi yerine getirmeleri gerektiğini ifade ettiler. Ankara’da yürütülen mücadele esnasında Türk-İş’in gerekli desteği vermediğini kaydeden işçiler, “Biz işçi komitesi kuramadığımız için direnişe ara verdik ancak 1 Nisan’da geri dönmemek üzere Ankara’ya dönüyoruz” dediler.
‘Profesyonel sendikacılığa son verilmeli’
‘Türkiye’de sendikal hareket ve geleceği’ başlıklı ikinci oturumun konuşmacıları ise Prof. Dr. Fikret Başkaya ve Hava-İş Sendikası eski Hava-İş Örgütlenme Uzmanı Munzur Pekgüleç oldu. İlk sözü alan Fikret Başkaya, mevcut koşullarda mücadele etmeye başladıklarında işçilerin ilk karşılarına çıkacak kurumun sendikaları olduğunu ifade etti.
Başkaya, bu durumun ancak örgüt içi demokrasi ve sendikacılığın profesyonellikten uzaklaştırılması ile engellenebileceğini ve bu sayede sendikaların gerçekten sınıf perspektifli ile emek mücadelesi verebileceğini dile getirdi.
Solun sendikalara dönük eleştirel bir tutum alması gerektiğini kaydeden Başkaya, “en kötü örgütlülük, örgütsüzlükten iyidir” mantığının yok olması gerektiğini savundu.
Munzur Pekgüleç, sendikaların her türlü siyasi hareketten ayrıksı olması gerektiğini kaydederek, örgüt içi demokrasinin önemine işaret etti. Başkaya ile benzer şekilde, sendikacılığın profesyonelleştirilmemesi gerektiğini söyleyen Pekgüleç, sendikal yönetimlerde bizzat işçilerin bulunması gerektiğini belirtti.
“Sosyalizmin arzulanmadığı bir mücadele gerçekçi değildir”
‘Tabanın sorunları ve çareler’ başlıklı üçüncü oturumun ilk konuşmacısı Limter-İş’ten Cem Dinç oldu. Sosyalizmin arzulanmadığı bir mücadelenin gerçekçi olamayacağına vurgu yapan Dinç, sendikal mücadelenin gelişiminde öncü işçilerin önemine değindi.
Dinç, sosyalistlerin ve devrimcilerin yeniden fabrikalara havzalara girmeleri gerektiğini savunarak, sektör sendikacılığı anlayışının işçi sınıfını bölen bir anlayış olduğunu ifade ederek, “Metal sektöründe çalışan bir arkadaşımız daha sonra tekstil sektörüne kayabiliyor. Bu durumda sendika değiştirmesi gerekiyor ve bu örgütlülüğü parçalıyor” dedi.
“Sendikalar iki sınıfın mücadele ettiği bir alandır”
Yurtsever Cephe İşçi Birliği (YCİB) adına konuşan Kemal Parlak, geçmişte Birleşik Metal-İş sendikasında görev aldığını belirterek “Sendikal kriz 89 bahar eylemliliklerinden beri tartışılıyor. TEKEL direnişinde ise bu vahamet ortaya çıktı. Türkiye’de sendikalar işçilerin çok az bir kesimini temsil ediyor. Ancak muhatap arandığında yine çıkış noktası sendikalar oluyor. Bu sendikaların önemini koruyan bir algıdır. Sendikalar iki sınıfın mücadele ettiği bir alandır” dedi.
Türk-İş’in devlet eliyle ve Amerika desteği ile kurulduğunu kaydeden Parlak, sendikaların ancak işçi sınıfının mücadelesi ile başkalaşabileceğini söyledi. Parlak, “Sendikaların güçlü olduğu dönemler aynı zamanda sol hareketinde güçlü olduğu dönemlerdir, bu yüzden siyaseti dışlayarak emek mücadelesi verilemez. Sovyetlerin çekilişi, sosyalizm baskısının yok olması sendikacılığın da gerilemesine yol açtı” dedi.
İşçi sınıfının güncel kazanımlara ihtiyacı olduğunu ve çıkarlarını ancak iktidar mücadelesi verdiği koşullarda koruyabileceğine işaret eden Parlak, “İşçileri işsizlik, angarya, şiddet, tehdit gibi problemlerle karşı karşıyalar. Sendikalar bu işçileri sahiplenemiyor. Sorun işçi sınıfının siyasallaşmasıdır. Sendikalar demokratik, ve sağ ideolojilere sahip işçileri de barındıran bir yelpazeye sahip diye biz kendi siyasal kimliğimizi gizleyemeyiz” diyerek, sendikalarda siyasete karşı çıkan yaklaşımı eleştirdi.
Parlak, işçi sınıfının asıl siyasal alanda birleşmesi gerektiğini ifade ederek, “TEKEL işçilerinin asıl mücadele ettikleri AKP’dir bu da asla unutulmamalıdır” dedi.
(soL – İstanbul)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.