Sarı sendikacılığa karşı cephe açtılar

TEKEL işçileri, sarı sendikacılığa karşı cephe açtılar. 1 Mayıs sonrası konfederasyonların "kınadığı" tepkinin, sadece Tek Gıda-İş tarafından sahiplenilmediği, Türk-İş içindeki bazı sendikalar tarafından da paylaşıldığı görüldü. Şimdi 26 Mayıs bekleniyor.
Salı, 25 Mayıs 2010 10:30

İstanbul'daki TEKEL işçileri, direnişteki itfaiye, İSKİ ve belediye işçileriyle birlikte 24 Mayıs Pazartesi günü İstanbul'daki Türk-İş 1'inci Bölge Temsilciliği binasını istila ederek iki gün sürecek bir oturma eylemi ve açlık grevi başlattılar. TEKEL işçilerinin çağrısı, Mustafa Kumlu ve Türk-İş yönetiminin istifa etmesi yönündeydi. TEKEL işçilerinin çağrısıyla bir araya gelen, Türk-İş’e bağlı İstanbul’daki 15 sendikanın şubelerinin ortak açıklamasında, “Türk-İş yönetimi ya artık ayağa kalkmış olan mücadele ruhuna önderlik yapacak, ya da yoldan çekilecektir” denildi.

4 konfederasyonun, 26 Mayıs grevinden beş gün önce, “grevi iptal etmenin kılıfını bulmak” olarak algılanan bir açıklama yapmasının ardından TEKEL işçileri ve Tek Gıda-İş sendikası, İstanbul’daki Türk-İş şubelerini bir toplantıya çağırmıştı. Dün Türk-İş binasında yapılan toplantıda Tek Gıda-İş temsilcileri Türk-İş yönetiminin mücadeleyi sabote eden tavrını protesto ettiklerini ve 26 Mayıs’a böyle gitmeyeceklerini açıkladılar. Diğer sendikaların şube başkanlarıyla konunun değerlendirilmesinin ardından, akşam saatlerinde bir basın açıklaması yapıldı.

Ortak açıklama, Haber-İş İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Levent Dokuyucu tarafından okundu. “Türk-İş’e bağlı İstanbul şubeleri” imzalı bildiride 22 Şubat tarihinde, 26 Mayıs’ta yapılacak eylemin kararı alınırken hükümetten işçilerin 12 temel sorununda çözüm istendiği, hükümet tarafından bu maddelerde hiçbir olumlu adım atılmamasına rağmen Türk-İş’in “Koşullar değişti” diyerek eylemi sulandırdığı belirtildi.

Kumlu’ya açılan cepheye diğer sendikalardan destek
Türk-İş’in işçileri ve bağlı sendikaların üyelerini yolda bıraktığının belirtildiği açıklamada, Türk-İş yönetimi 22 Şubat’ta alınan karara uygun olarak eylem yapmaya çağrıldı. Açıklama, “Türk-İş yönetimi ya artık ayağa kalkmış olan mücadele ruhuna önderlik yapacak, ya da yoldan çekilecektir” sözleriyle son buldu.

TEKEL işçilerinin mücadelesinin yarattığı basınçla konfederasyon içinde yönetime karşı bu denli sert ifadeler kullanılan bir istifa çağrısının İstanbul’daki şubelerin çoğunluğu tarafından destek bulması, Türk-İş yönetimi ve AKP’ci Mustafa Kumlu’ya karşı direnişteki işçilerin önemli bir ideolojik mevzi kazandığını gözler önüne serdi. Ancak dün yapılan ortak açıklamada imzası olan sendikaların fiilen mücadeleci sendikacılık cephesinde nasıl ortak bir etkinlik göstereceği henüz bilinmiyor.

Bu noktaya nasıl gelindi?
Türk-İş yönetiminin huzurunu kaçıran, TEKEL işçilerinin Ankara’da başlattıkları ve 78 gün süren direniş oldu. Direniş boyunca Mustafa Kumlu’nun AKP’yle anlaştığı, ancak TEKEL işçilerinin direnişi nedeniyle hükümete cephe almak zorunda kaldığı görüldü. 4 Şubat’ta yapılan genel grevde Mustafa Kumlu “Şahsen ben evimde oturacağım” diyerek, konfederasyon içinde greve katılımı azaltmak yönünde çalıştığını ortaya koydu. 22 Şubat’ta 6 konfederasyon, tam üç ay sonrası için, 26 Mayıs gününe “genel eylem” kararı aldılar.

1 Mayıs’ta Mustafa Kumlu, kürsüye çıktığı sırada alandaki on binlerce işçi tarafından yuhalanırken, kürsü önündeki işçilerin müdahalesi sonucu alanı terk etmek zorunda kaldı. Konfederasyonlar, ortak 1 Mayıs değerlendirmelerinde işçilerin protestosunu “saldırı” olarak niteledi ve “kürsü işgali”, “kutlamaları sabote etmek” eylemlerini yaptıklarını söyledikleri yaklaşımların “teşhir ve tecrit edilmesi” gerektiğini açıkladılar. DİSK ve KESK’in de imza attığı bu açıklamanın tersine dün TEKEL işçilerinin eylemiyle, teşhir ve tecrit edilenin Mustafa Kumlu olduğu görüldü.

Konfederasyonlar ne 1 Mayıs günü, ne de sonrasında uzun süre 26 Mayıs grevine dair hiçbir açıklamada bulunmadılar. Hak-İş ve Memur-Sen’in çekildiği eylem için sonunda 21 Mayıs’ta bir araya gelen Türk-İş, DİSK, KESK ve Kamu-Sen, 22 Şubat’ta alınan karardan dahi çark ederek, 26 Mayıs’ı “ne olacaksa olsun ve geçsin” dedirten bir eylem biçimine mahkum ettiler. Fiili genel grev kararı, Türk-İş tarafından 1 saatlik iş bırakma ve ortak metnin işyerlerinde okunması şekline dönüştürüldü. Bu karar üzerine dün TEKEL işçileri kararı protesto ederek, Mustafa Kumlu ve Türk-İş yönetiminin istifasını istediler ve 2 günlük açlık grevine başladılar. TEKEL işçilerinin çağrısı, İstanbul’daki 15 Türk-İş şubesinin de desteğini aldı.

“Sendikal hareketi mücadeleci anlayışta bütünleştirmek istiyoruz”
Dün başlatılan eylemde TEKEL işçileriyle beraber olan Tek Gıda-İş 10 No’lu Şube Başkanı Muzaffer Dilek, hedeflerinin Türk-İş içinde bir ayrışma değil, işçi hareketinin mücadeleci bir anlayışa doğru evrilmesi ve bu şekilde bütünleşmesi olduğunu söylüyor.

Kendilerinin Türk-İş yönetimini istifaya davet etmelerine rağmen diğer konfederasyonlar da dahil tüm sendikal bürokrasiyi protesto ettiklerini belirten Dilek, “Tepede buluşturamadıklarımızı da tabanda buluşturacağız. Bütünleşmenin yolu buradan geçiyor” diyor.

Türk-İş yönetimiyle iplerin ne zaman koptuğu sorusuna Dilek, 22 Şubat’ta alınan ve 3 ay sonrasına gün veren karardan itibaren koyulacak tavrı düşünmeye başladıklarını ifade ederek, o zaman “TEKEL işçisi buradan gönderilir, sonra bir kılıf bulunur” şeklinde düşünenlerin, bugün 26 Mayıs grevini de fiilen iptal ettiklerini vurguluyor.

“Kumlu gider Kumsuz gelir, önemli olan anlayışın değişmesi”
Muzaffer Dilek, meselenin Mustafa Kumlu’nun yerine başkasının geçmesi değil, diyalogçu bir sendikal anlayıştan, mücadeleci bir sınıf sendikacılığı anlayışına geçilmesi olduğunu söylüyor.

TEKEL işçisi İhsan Adıgüzel de aynı düşüncede. “İnsan evine sahip olamazsa, komşusunu nasıl ikna edebilir ki?” diye soran Adıgüzel, hükümet “demokratikleşme” diye pazarladığı Anayasa değişikliği referandumu sürecinde emeğiyle geçinen halka darbe yaparken, Türk-İş yönetiminin öteden beri AKP’yle dirsek teması halinde olduğunu herkesin bildiğini ifade ediyor.

Dün ortaya koyulan tavır, 1 Mayıs’ta işbirlikçi sendika yöneticilerine gösterilen tavrın tecrit edilmek bir yana, tabanda destek bulabildiğini ortaya koydu. Şimdi 26 Mayıs günü konfederasyonların nasıl bir hazırlık ve eylem ortaya koyacakları, ve arkasından yaşanacak süreç bekleniyor.

(soL - Haber Merkezi)