Patronlardan tuvalet saatine kısıtlama

İşçilerin daha çok çalışıp aynı ücreti alması yolu ile karlarını artırmaya çalışan patronlar insanlık dışı uygulamalarla çalışma saatlerini artırmaya çalışıyorlar. Bu kez de özellikle tekstil sektöründe işçilerin tuvalete gitme sayısına kısıtlama uygulaması gündemde.
Salı, 17 Mart 2009 10:00

soL (HABER MERKEZİ) İşçilerin çalışma saatlerini uzatma yöntemine bir yenisi eklendi. İşçilerin sigara molaları, çay içme saatlerine getirilen kısıtlamanın ardından şimdi de tuvalete gitme hakkına kısıtlama getiriliyor.

Özellikle tekstil sektöründe uygulamaya sokulan bu yönteme göre işyerlerinde tuvaletlere bir cihaz takılıyor. İşçiler bu cihaz kartını ya da parmak izini okutarak tuvalete girip çıkıyor. Böylelikle işçilerin günde kaç kez tuvalete gittikleri denetlenirken, işçilere bir iş günü içinde tuvalete gitme sayısına kısıtlama getiriliyor. Patronlar bu yolla ücretleri artırmadan, çalışma saatlerini artırmayı amaçlıyor.

Genel olarak işçilere mesai saatleri içinde günde 3 kere 10'ar dakika tuvalet hakkı veriliyor. İşçinin bu sınırı aşması durumunda maaşında kesinti yapılıyor. Sabah 8'de başlayan iş gününün normal koşullarda 16.30'da bitmesi durumunda, yemek molası ve çay molası dışında işçilere sadece 3 kez bazı uygulamalarda 2 kez tuvalette gitme hakkı tanınıyor.

Rekabeti korumak için...
1200 ile 3 bin TL'ye mal olan sistemin kendisini bir, iki ayda amorti ettiği, Türkiye'de şu anda 132 fabrikada kullanıldığı belirtiliyor. Türkiye'de aralarında tanınmış tekstil şirketlerinin bulunduğu birçok tekstil firması bu yöntemi kullanıyor. Söz konusu sistem Kıbrıs, Arap ülkeleri, Mısır, Türki cumhuriyetler, Hollanda, Almanya ve İngiltere gibi ülkelere, şimdiye kadar 40 adet satılmış.

Söz konusu sistemin Türkiye'de yaklaşık 2 yıldır bazı firmalarda kullanıldığı belirtiliyor. Bu sisteme başvurma gerekçelerini patronlar Çin ile rekabet ve kriz koşulları olarak açıklıyor.
Patronlar zaten personelin yemek ve çay molası sırasında tuvalete gidebildiğini bunun dışında kalan zamanlarda ise 3 ya da 2 kez tuvalete gitme haklarının olmasının gayet doğal olduğunu savunuyorlar. Böylelikle işleri zamanında yetiştirebildiklerini de belirtme gereği duyan tekstil patronları bu yolla rekabet koşullarını koruyabildiklerini dillendiriyorlar.

İşçiler az su içmek zorunda kalıyor

Uygulamaya maruz kalan işçiler yaptıkları açıklamalarda bu uygulamadan dolayı daha az su içmek durumunda kaldıklarını vurguluyorlar. Bant sistem ile çalışılan işyerlerinde her bantta bulunan bir liderde tuvalet kartının bulunduğu, işçilerin liderden kartı alarak tuvalete gidebildiği belirtiliyor. Aynı anda iki işçi tuvalete gidemezken, işe başlamadan ve paydostan yarım saat önce tuvalete gitmenin yasak olduğu da vurgulanıyor.

İşçilerin sık tuvalete gitmesi durumunda hakarete maruz kaldıkları ve de maaşlarında kesintiye gidildiği bildiriliyor. Örneği hasta olan bir işçinin tuvalete daha sık gitmesi durumunda maaşında kesintiye gidiliyor ya da tuvaletin dışında bekleyen bant lideri tuvaletten erken çıkması için işçilere bağırabiliyor.

Hitler kampı gibi

Uzmanlar bu uygulamanın işçilerin sağlığını tehdit ettiğine dikkat çekerken, uygulama bir insani ihtiyaçlara getirilen bir kısıtlama olarak değerlendiriliyor.

Ankara Tabip Odası Başkanı Prof Dr Gülriz Ersöz "Sadece patalojik durumlarda değil, fizyolojik farklılıklar nedeniyle de insan farklı zamanlarda tuvalet ihtiyacı hissedebilir. Uygulama kabul edilebilir değil" derken Türk Tabibleri Birliği İşyeri Hekimliği Komisyon Başkanı Mustafa Tamyürek uygulama hakkında "İnsani değil. Eğer ortada bir sorun varsa, bu insani ihtiyaçların engellenmesiyle, tuvalet kapısına kilit vurarak engellenemez. İşçiler bu kadar çok tuvalete gidiyorlarsa, 'çok mu uzun oturuyorlar, birbirleriyle özel bir şey mi paylaşmak istiyorlar, neden burası amacının dışında kullanılıyor' diye sormak gerekir. Böbrek, akut bağırsak, kadın hastalığı gibi nedenlerle işçiler beş, altı kereden fazla tuvalet ihtiyacı duyabilir. Mantıklı bir yöntem değil, hukuk açısından da geçerli değil" yorumunu yaptı.

Tekstil-Sen Genel Sekreteri Beycan Taşkıran ise sistemin özellikle tekstil sektöründe kullanıldığı vurgularken, "Tekstil atölyeleri Hitler'in toplama kampları gibi. Patronlar artık her bir saniyeyi kullanıyorlar. Bu insan hakları ihlalidir. İnsan bedeni ihtiyaçlarını hiçe saymaktır. Arjantin'de çalışan kasiyer kadınlara tuvalete gitmesinler diye çocuk bezi taktırmışlardı Yakında ülkemizde de böyle şeyler yaşanacak"dedi.