Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

“Kılıçdaroğlu korku imparatorluğunu bitireceğini de söylemişti”

CHP'li Buca Belediyesi'nde taşeron şirketin işlerine son verdiği işçiler belediye önünde sürdürdükleri direnişlerinde 28 günü geride bırakırken CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’na tepkililer.

Yayın Tarihi: 23.12.2010 , 10:19 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

CHP'li Buca Belediyesi'nde iş yapan taşeron şirkete bağlı olarak çalışan ve sendikalı oldukları için işten atılan temizlik işçilerinin direnişleri sürüyor. Belediye önündeki direnişlerinde, içlerinde polisin ve CHP yöneticilerinin saldırılarının da olduğu 28 günü geride bırakan işçiler, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da, CHP yöneticilerine de tepkililer.

2009 Yerel seçimler öncesinde CHP’li Buca Belediye Başkanı “Taşeron işçi kalmayacak, tüm taşeron işçilerimiz sendikalı ve her türlü sosyal hakka sahip olacak” demiş ve seçim çalışmalarını böyle yürütmüştü. Seçimlerin hemen ardından taşeron işçilerin sıkıntıları artmaya başladı ve sonunda iş güvencesi talebiyle mücadele yürüten işçiler işlerinden atıldılar. "Benim olduğum yerde taşeronlaştırma, kölece çalışma koşulları ortadan kaldırılacaktır!” diyen Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP'den de konuyla ilgili bir adım atılmadı. İşçiler Kılıçdaroğlu'nun İzmir'de sendikacılar ve bazı sanayiciler ile yaptığı görüşmede söz alarak işten atılanların durumunu sorması üzerine Kılıçdaroğlu, durumdan haberdar olduğunu ve bu işi bir çözüme kavuşturacağını söylemişti. Kılıçdaroğlu’nun yine geçtiğimiz hafta yaptığı Genel Kurul konuşmasında söz verdiği 41 başlıktan biri de “Kamuda taşeron işçilik kaldırılarak, taşeron işçiler ILO normlarına göre kadrolu çalıştırılacaktır” şeklinde olmasına rağmen Buca Belediyesi’nden işten atılan taşeron işçiler halen Belediye önündeki çadırda direnişlerini sürdürüyorlar.
28 gündür direnişlerini sürdüren işçiler polisin ve CHP’li yöneticilerin saldırısına uğrarken mücadelelerine kararlılıkla devam ediyorlar. Biz de soL olarak mücadelelerini bir de işten atılan işçilerden dinlemek üzere kendileriyle bir sohbet gerçekleştirdik.

“Direnişi sendikal faaliyetlerin önünü açmak için başlattık”
6.5 yıldır taşeron olarak çalışan Deniz Çakmak Buca Belediye Başkanı Ercan Tati'nin seçim çalışmaları sırasında kendilerine güvenceli iş sözü vermesi, sendikal faaliyetler gibi hakların önünün açılmasını vaat etmesinin üzerinden sadece 1.5 yıl geçmesine rağmen bir adım atmaması nedeniyle 4 Kasımda bir basın açıklamasıyla “biz artık köleleştirilmek istemiyoruz” diyerek sendikal taleplerinin karşılanması gerektiğini duyurduklarını hatırlatıyor. Çakmak sonraki gelişmeleri ise şöyle aktarıyor: “Sonrasında iki arkadaşımız sürgüne gönderildi. 23 Kasımda da Batıgül Tunç arkadaşımızın görevine son verildi. Batıgül'e destek vermemiz ve sendikal talepte bulunmamızdan dolayı 26 Kasımda da bizleri telefonla arayarak işten attıklarını söylediler. Gerekçe olarak da şirketle belediyenin arasını bozduğumuzu söylediler. İşkolu 29'dan işten atıldık. Biz bu direnişi sendikal faaliyetlerin önünü açmak için başlattık bugün direnişimizin 28 inci günündeyiz.”
İlk günden bu yana direnişlerini bitirmek yönünde tepkilerle karşılaştıklarını söyleyen Çakmak, “Buca Belediye Başkanı Ercan Tati tarafından özel güvenliklerin saldırısına maruz kaldık. Çadırdaki eşyalarımıza el konuldu. Destek olmaya gelen insanlara da müdahale edildi” diyor. Çakmak diğer taraftan, vatandaşların, çeşitli siyasi partilerin ve derneklerin direniş sürecinde kendilerine destek vermeye devam ettiklerini söylüyor.

“CHP binasından bizi yaka paça sürükleyerek karakola götürdüler”
Belediye önünde direnişi sürdüren ve CHP’li yöneticilerle görüşmek için CHP binasına giden işçilerden biri olan İnan Sezer de yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Yetkililerin konuya daha duyarlı davranmaları ve mağduriyetimizi anlatmak için CHP binasına görüşmeye gittik. Gittiğimizde yetkililer yoktu, ‘biz görüşene kadar bekleyeceğiz’ dedik. Sekreter telaşlandı ve yetkilileri aradı. Sonrasında ilçe başkanı polislerle birlikte geldi. Biz oturduğumuz odanın kapısını kapattık. Kapıya vurup küfürlerle bağırarak tekmeliyorlardı. Daha sonra kapıyı açtılar. Polisler ve Abuzer isimli bir yönetici Batıgül ablayı saçlarından sürüklediler ve müdahale sonucu Batıgül abla bayıldı. Polis bizi yaka paça sürükleyerek karakola götürüp göz altına aldı. Biz onlarla görüşmeye derdimizi anlatmaya gittik. Onlar bize haketmediğimiz bir biçimde karşılık verdiler.”
Sezer ilk taleplerinin işlerine geri dönmek olduğunu söylerken, bir diğer taleplerinin de güvenceli iş ve kendilerine söz verildiği gibi sendikal faaliyetlerin önünün açılması ve çalışmalarının yapılması olduğunu kaydediyor. Diğer taraftan bir başka taleplerinin de emek veren bütün işçi arkadaşlarının sendikalı-sendikasız ayrımı yapılmadan işten atılmalarının durdurulması olduğunu ifade eden Sezer, “Atacaklarsa bugün hakemedikleri koltuklarda oturanları atsınlar” diyor.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu başkanlığa ilk geldiği günden bu yana taşeronlaşmayı bitireceği yönünde sözleri hatırlattığımızda ise Sezer şöyle konuşuyor: “Kemal Kılıçdaroğlu geldiği ilk dönemlerde korku imparatorluğunu da bitireceğini söylemişti. Ancak bugün bize yapılan baskılar ve şiddete yönelik müdahaleler ortadadır. 8 Aralık’ta Kılıçdaroğlu İzmir'e geldiğinde görüşme talebinde bulunduk. Bize sorunu çözeceğini söyledi ancak hala somut bir adım atmadılar.”

“Direnen işçiler asla yenilmezler”
Sezer son olarak haklı oldukları için, haklarını alınacaya kadar direnişlerini sürdüreceklerini vurgularken, sözlerini “Yapılan baskılar ve müdahaleler bizi yıldırmayacak. Çünkü biliyoruz ki direnen işçiler asla yenilmezler” diyerek tamamlıyor.
(soL-İzmir)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.