İzmir’de işçi forumu: Teslimiyet zincirini kıracağız!

İzmir’de çeşitli sektörlerden birçok emekçiyle toplanan işçi forumu, kamunun tasfiyesi, taşeronlaşma ve işsizlik başlıklarını detaylı bir şekilde masaya yatırdı.
Çarşamba, 25 Şubat 2009 10:00

soL (İZMİR) Yurtsever Cephe İşçi Birliği İzmir Eğitim Emekçileri ve Büro Emekçileri tarafından İzmir'de düzenlenen işçi forumu geçtiğimiz hafta sonu Dokuz Eylül Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi'nde çeşitli alanlardan emekçilerin katılımıyla gerçekleşti.

Forumun moderatörlüğünü Yasemin Karaca yaparken, toplantıya Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Sonay Bayramoğlu, DEÜ Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yücel Demiral, DİSK Oleyis Eğitim Uzmanı Mahsun Turan, DİSK Dev Sağlık-İş Genel Sekreteri Tufan Sertlek ve Yurtsever Cephe İşçi Birliği'nden metal işçisi Kemal Parlak konuşmacı olarak katıldı. Foruma kamu emekçileri ve işçi sendikalarından gerek yönetim düzeyinde gerekse de sendika üyesi olan birçok emekçinin katılması dikkat çekti.

Kamunun tasfiyesi, taşeronlaşma ve işsizlik başlıklarının tartışıldığı forumda, Yurtsever Cephe İşçi Birliği-İzmir adına söz alan Eriş Karanlık gittikçe ağırlaşan yaşam koşulları karşısında işçi sınıfının mevcut çabalarının yeterli olamadığını belirterek sınıf ve emek eksenli bir mücadele için "nereye doğru" ve "nasıl bir mücadele" sorularının netlikle yanıtlanması gerektiğini, bu yapılırken de emekçi sınıfların kendi gücünün ve tarihsel haklılığının dayanak noktası olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Toplantıyı yöneten Karaca'da işçi sınıfındaki bölünmüşlüğün aynı zamanda emek sürecinin parçalanması anlamına geldiğine dikkat çekerken, parçalanmanın karşısına örgütlenme ile çıkılabileceğini ve işsizlerin de mutlaka bu örgütlenme sürecine katılması ya da dahil edilmesi gerektiğini kaydetti.

"Hayallerimize sahip çıkalım"
Kamunun tasfiyesi başlığında konuşmasını yapan Bayramoğlu, 24 Ocak kararları ile başlayıp 12 Eylül'le uygulamaya giren tasfiye sürecinin bugün ulaştığı nokta için aslında tasfiye edilenin mevcut birikimleriyle birlikte toplum olduğunu ifade etti. Yaşanan süreç içerisindeki gelişmelere değinen Bayramoğlu, oluşturulan çeşitli kurulların kamunun yararını gözetmek yerine piyasaya daha fazla alan açmak göreviyle çalıştıklarını, özel sektörün temsiliyetini taşımaya çabalayarak, hükümetten ziyade IMF, Dünya Bankası gibi kurumlara bağlı çalıştıklarını belirterek başbakan ve hazineden sorumlu devlet bakanının da Yatırım Danışma Ajansı ile küresel sermayeye pazarlama çabalarını dile getirdi. Mevcut projenin adeta tacir insan yaratma projesine döndüğünü vurgulayan Bayramoğlu bu tabloda rüzgarın tersine dönme ihtimali olduğunu vurgulayarak "Kendimize, toplumumuza ve hayallerimize sahip çıkma zamanı gelmiştir" sözleriyle konuşmasını bitirdi.

Taşeronlaşmanın yaratılmasında gerçekleştirilmeye çalışılan yasal dayanaklar hakkında bilgi veren DİSK Oleyis Eğitim Uzmanı Turan ise, taşeronlaşmanın büyük hak kayıplarına sebep olduğunu belirterek kamunun iş verdiği taşeron şirketlerde çalışanların kamudaki diğer çalışanlarla aynı hakları talep etmesinin önüne geçilmesini örnek verdi. Turan, 12 Eylül düzeninin taşeronlaşmanın önüne geçebilecek dirençleri dağıtma, ortadan kaldırma yönünde çalıştığını ve bu yolda işçilerin mekansal birlikteliğini dağıtmak gibi pratik bir çözüme de başvurduğunu söyledi. Türkiye'de ve dünya kapitalizminde temel korkunun sosyalist bir alternatifin ortaya çıkması olduğunu söyleyen Turan, "Kuvvetle, örgütlenmeyle, mevcut sendikacılık anlayışının dışına çıkarak taşeronlaşmaya karşı mücadele verilmelidir." diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Sağlık işkolunda yürüttükleri çalışmalarda elde edilen deneyimleri aktaran Sertlek ise yalnızca yasal dayanaklar çerçevesinde mücadele etmek yerine daha geniş bilinçle örgütlü olma mücadelesi verilmesi gerektiğini vurguladığı konuşmasında, taşeronlaşmanın bölme ve parçalamanın yanında işveren karşısında savunmasız hale getirme ve güvencesiz bırakma anlamına geldiğini kaydetti. DEÜ Tıp Fakültesi öğretim üyesi Demiral ise yaptığı konuşmada, sağlığın korunmasının ve geliştirilmesinin sistem meşruluğu için bir gereklilik olduğunu ancak taşeronlaşmanın bunu sağlamaktan oldukça uzak olduğu için meşru olamayacağını ifade ederek, taşeronlaşma sonrası belirsizlik, güvence kaybı, fiziksel ve psikolojik olumsuzlukla birlikte Tuzla örneğinde olduğu gibi sonucun ölüm olacağını belirtti. Demiral sermaye birikiminin önüne geçilmediği sürece bu sömürü mekanizmasından kurtulmanın mümkün olamayacağını vurguladı.

"Ortak mücadele örülmeli"
İşsizlik başlığında yaptığı konuşmada resmi rakamların çok üzerinde bir oranın işsiz olduğunu ve daha fazlasının da işsizlik tehdidiyle karşı karşıya bulunduğunu belirten Parlak ise, emek ücreti üzerinde bir baskı kurma aracı haline gelen işsizliğin kapitalizm var oldukça devam edeceğini dolayısıyla kapitalizme karşı mücadelenin daha fazla yükseltilmesi gerektiğini ifade etti. Bunun yanında işsizliğin toplumsal çürümenin boyutlarını da arttırdığını, milliyetçi-gerici ideolojilerin işsizler arasında yaygınlaşması ile de sınıf mücadelesinin önünde yaratacağı olası engellere değinen Parlak, sendikalı veya sendikasız, kamu veya özel sektör çalışanı ama bunlarla birlikte mutlaka işsizlerin de bir arada olacağı ortak bir mücadele birlikteliğinin Yurtsever Cephe İşçi Birliği ile oluşturulmaya çalışıldığını, herkesi bu anlamda mücadeleye davet ettiklerini söyleyerek sözlerini bitirdi.

Forumun ikinci bölümünde söz alan eğitim iş kolundan Fatih Koç ise, ücretli öğretmen olduğunu, sigortalarının 12 gün üzerinden ödendiği için emekliliğin ve sağlık güvencesinin kendileri için hayal olduğunu, eğitimde taşeronlaşmanın piyasalaşma sürecinin bir parçası olduğunu belirtti. Yine çeşitli sektörlerden emekçilerin söz aldığı forum, izleyicilerin katkı ve sorularıyla sona erdi.