İşçi cinayetleri sürüyor: Kanunu yürürlüğe sokmanın acelesi yok

Patlamalar, göçükler, düşmeler, elektrik çarpmaları, inşaat cinayetleri sürüyor… Zamanla “seri cinayetleri” haline gelen iş kazalarına çözüm olmayacağı bilinen 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 1 Ocak 2013 itibarıyla ve aşamalı olarak yürürlüğe girecek.
Perşembe, 01 Kasım 2012 15:17

20.06.2012 günü TBMM’de kabul edilen ve 30.06.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 1 Ocak 2013 itibarıyla yürürlüğe girecek.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanını piyasaya açan ve iş yeri denetimlerini devlet yerine özel şirketlere devreden yasa ile sorumluluk esasen “işveren vekilleri” sıfatıyla “iş güvenliği uzman ve yardımcılarına” yıkılmış oluyor. Esas olarak iş sağlığı ve güvenliği konusunda devletin görev ve yükümlülüklerini azaltan bu yasa ile öncelikle 50 ve üzerinde işçi çalıştıran işyerleri için iş güvenliği uzmanı ile hekim çalıştırma zorunluluğu getirildi. Bu yükümlülük 10 ile 50 işçi arasında çalışanı bulunan işyerleri için 2013 Temmuz’da devreye girecek.

İşyerleri, iş sağlığı ve güvenliği uzmanı ile işyeri hekimini doğrudan istihdam edebileceği gibi hizmet alımı yöntemiyle bu ihtiyaç karşılanabilecek. Bu zorunluluğu yerine getirmeyen işverene ise, görevlendirmediği her bir kişi için 5 bin lira idari para cezası kesilecek.

Yükümlülükler kademeli olarak uygulanacak
Söz konusu yasaya dâhil edilecek işyerlerinin kapsamı genişletilirken, bir yandan da bu zorunluluk ancak yasanın yürürlüğe girmesinden sonra ağır tehlikeli işlerde 1 yıl, az tehlikeli işlerde ise ancak 2 yıl sonra uygulanmaya başlayacak. Buna göre, söz konusu yükümlülükler aşama aşama devreye girecek.

Yasaya göre 1 Ocak itibarıyla 50 ve üzerinde işçi çalıştıran işyerleri, işyeri hekim ve iş sağlığı, güvenliği uzmanı bulundurmak zorunda olacak. Bu yükümlülük 10 ile 50 işçi arasında çalışanı bulunan işyerleri için 2013 Temmuz’da devreye girecek. Temmuz 2014 itibarıyla ise kamu kurumları da dâhil olmak üzere bütün işyerlerini kapsayacak.

Kanuna göre işyerleri 'az tehlikeli', 'tehlikeli' ve 'çok tehlikeli' şeklinde sınıflandırılacak ve 10 ve daha fazla işçisi olanlar da iş sağlığı güvenliği elemanı çalıştıracak veya bu hizmeti veren şirketlerden hizmet alacaklar.

1 ile 9 kişi arasında çalışanı bulunan işyerlerinin iş sağlığı uzmanı ve işyeri hekimi için yapacağı harcama, devlet tarafından karşılanacak.

Uzman ve hekimlere yeni istihdam alanı
Süreç sonunda tüm işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği uzmanı çalıştırılmasının zorunlu hale gelmesiyle birlikte yaklaşık 17 bin uzmana ve 8 bine yakın hekime istihdam yaratılacağı ifade ediliyor.
Halen, ortalama 9 bin iş sağlığı güvenliği uzmanı ve 4 bin işyeri hekimi sektörde istihdam edilmekte.

Risk denetimi yapma zorunluluğu
İlgili kanunun 10.maddesine göre, İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür. Ayrıca işyerinde uygulanacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, çalışma şekilleri ve üretim yöntemleri çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeyini yükseltecek ve işyerinin idari yapılanmasının her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalı.

Bu yükümlülüğün işverence yerine getirilmemesi halinde 3 bin TL idari para cezası uygulanacak.

Devletin sorumluluğu azaltıldı
Eski düzenlemeye göre yalnızca 50 ve üzerinde işçi çalıştıran 28 bin işyeri ve işletmede uygulanan iş sağlığı ve güvenliğini yeni yasayla bir kişi bile istihdam eden işyerlerinde uygulanmak zorunda olacak.

Aslında hükümetin 2005 yılında Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyelik için yaptığı başvurunun ardından “işçi sağlığı ve iş güvenliği” konusunda AB ve ILO normlarına “uyum” sağlama zorunluluğunun bir parçası niteliğinde olan bu kanun ile artan iş cinayetlerinin önlenip önlenemeyeceği ise başka bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkmakta.

Ancak söz konusu yasanın artan iş kazalarını önlemek için işçi ve işverenlere çeşitli sorumluluklar yüklerken devletin yükümlülüklerini sınırlandırması uzmanlar tarafından eleştiri konusu olmakta. Devletin denetimi olmaksızın bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin mümkün olmadığını belirten uzmanlar, işçi sağlığının ve iş güvenliğinin sağlanmasının devletin asli sorumluluğu olduğunun altını çiziyor.

İşverenin yükümlülükleri
Bu bağlamda İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun işverenlere getirdiği yükümlülükler özetle şöyle sıralanabilir:

a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b) İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.

d) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır.

e) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.

Yasaya göre işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.

Çalışanın yükümlülükleri
Çalışanlar öncelikle, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür.

Aynı şekilde çalışanların, işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda yükümlülükleri ise şunlardır:

a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek.

b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak.

c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek.

ç) Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak.

d) Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak.

(soL- Haber Merkezi)