Eğitim emekçileri tartışmaya devam ediyor
Yurtsever Cephe Eğitim Emekçileri İzmir Birliği tarafından düzenlenen ve Üniversite Konseyleri Derneği ile Yurtsever Cephe Öğrenci Birliği’nin de desteklediği seminer dizisinin ikincisi bu hafta sonu Dokuz Eylül Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (DESEM) salonunda gerçekleştirildi.
soL (İzmir) Eğitimde gericileşme ve piyasalaşma konusunda etkili faaliyetlerde bulunma kararı alan Yurtsever Cephe Eğitim İzmir Emekçileri Birliği, Bize Anlatılmayanlar üst başlığı ile okullardaki gerici ders programlarının arka planlarını öğretmen, öğrenci ve akademisyenlerin katılımıyla aydınlatan seminerler düzenliyor.
Öğrenciyken sıralarımızda öğretmenken sınıflarımızda ‘önümüze konan’ ve uygulamamız ya da uymamız istenen, eğitim sistemi içerisinde anlatamadıklarımızı ya da bizlere anlatılmayanların tartışıldığı seminer dizisinin ilkinde “evrim” konusu ele alınırken ikinci oturumunda bu kez konu “tarih” oldu. Yağmurlu ve soğuk hava koşullarına karşın yüzlerce dinleyicinin katıldığı tarih seminerine ilginin yoğun olduğu gözlendi.
Seminere konuşmacı olarak katılan yazar Metin Çulhaoğlu oldukça ilginç örnekler verdiği konuşmasında, tarihi çarpıtmanın önemli ölçüde kasıt içerdiğini ve toplumların geleceğe bakışını ne denli etkilediğini ifade ederken, “…detaylara boğulan tarihin geçmişi değersizleştirerek ortada değiştirilmeye değer bir tarih bilincinin kalmamasına uğraşıldığını” söyledi. E.H.Carr’ın bir sözünü söyleyen Çulhaoğlu “olgular içi boş bir çuvala benzer içine bir şey koymadıkça dik durmaz” sözünü yineleyerek kapitalizmin neo liberal saldırılarının sonucu tarihin içi boş bir çuval haline getirildiğini belirtti.
Okullarda çarpıtılarak verilen tarih eğitiminin tehlikesinden daha çok toplumsal mücadelede halkın zihninde tarihsel bütünlüğün tahrip edilmesinin daha tehlikeli olduğunu ifade eden Çulhaoğlu kapitalizm postmodern tarih anlayışıyla ayrıntılara boğulan ve dolayısıyla çarpıtılan nesnel tarih algısının bir süre sonra toplumun hafızasında ne sahip çıkılacak bir geçmiş nede umut edilecek bir gelecek bırakmadığını, oluşan algının ise hiçbir şey için mücadele etmeye değer olmadığını yerleştirdiğini söyledi.
Çulhaoğlu sözlerini Behice Boran’ın ‘uğruna öleceğiniz bir yaşamınız yoksa değiştirmeye de değmez” sözünü değiştirerek ‘uğruna mücadele edecek tarihiniz yoksa değiştirmeye de değmeyeceğini” söyleyerek sözlerini bitirdi.
Seminere konuşmacı olarak Dokuz Eylül Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oktay Gökdemir ve Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencisi Arif Karacan katıldılar. Oktay Gökdemir konuşmasında ulus devletlerin oluşum sürecinde tarihin etkin bir rol oynadığını belirtti. Gökdemir mevcut tarih yazıcılığı içerisinde nesnel bir tarih okumasının mümkün olamayacağını söylerken, DEÜ öğrencisi ise MEB tarih kitaplarında antiemperyalizmin ve yurtseverliğin karalanarak çok sayıda gerici öğeye yer verildiğini ifade etti. Seminer, izleyicilerden gelen çok sayıda sorunun konuşmacılar tarafından yanıtlanmasının ve bir sonraki seminer başlığının yine eğitimde gericileşmenin önemli alanlarından biri olan “edebiyat” konusunda olacağının duyurulmasının ardından sona erdi.
