Sayfa yolu
Büyük işçi kalkışmasının 40. yıldönümü
Yayın Tarihi: 15.06.2010 , 10:40 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
İşçi sınıfının mücadeleci kimliğinin görkemli dışa vurumu olan 15-16 Haziran, kapsamı ve niteliği itibariyle de en büyük, en militan, tarihsel ve siyasal sonuçlarıyla en önemli işçi eylemi olarak Türkiye işçi sınıfı tarihine bir doruk noktası olarak adını yazdırdı.
Büyük kalkışmanın arka planı
Mücadeleci tutumları nedeniyle Türk-İş’ten atılan beş sendika tarafından 1967 yılında kurulan DİSK, kuruluş bildirgesinde amacının "sadece işçilerin ekonomik çıkarlarını gözetmek değil, ülkenin ekonomik, sosyal ve politik gündeminde tabanın söz ve karar sahibi olmasını sağlamak" olduğunu belirtmişti. Daha kuruluşunda sermayenin tepkisini çeken DİSK, kısa bir süre sonra üye sayısı yüz binlerle anılmaya başlayınca, birçok engelleme çabasıyla karşılaşmaya başladı. Bu çabaların son halkası ise AP ve CHP’nin ortaklaşa hazırladığı “274 Sayılı Sendikalar Yasası" ve "275 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası"nda değişiklik öngören tasarının meclis gündemine getirilmesi oldu.
Dönemin Türk-İş Genel Başkanı Halil Tunç, DİSK'in örgütlenmesine karşı yaptığı konuşmada "İşçilere sınıf şuuru değil, milli şuur yararlıdır" diyordu. Amaç, ilerici bir konfederasyon olan DİSK'in ortadan kaldırılması, işçilerin devlet konfederasyonu olan Türk-İş'e kaydırılması, işçi yurtseverliğinin milliyetçilikle ikame edilmesiydi. 11 Mayıs'ta Türk-İş'in 8. Genel Kurulu'nda konuşan AP'li Çalışma Bakanı ve eski Türk-İş yöneticisi Seyfi Öztürk, "Yakında DİSK'in çanına ot tıkanacak. DİSK varken Genel Grev hakkını tanımamız mümkün değildir. İdeolojilerin aleti olan sendikalar temizlenecek" ifadelerini kullanmıştı.
On binler yüz binlere karıştı
15 Haziran Pazartesi sabahı, DİSK Yürütme Kurulu üyelerinin de hiç beklemediği bir olay gerçekleşti. Her iki hatta da (Kocaeli-İstanbul) kritik önem taşıyan tüm işletmelerde hayat durdu. AEG-Eti, Aksan, Arçelik, Auer, Aygaz, Bürosan, Çelik Endüstrisi, Çelik Hâlât, Chrysler, Cibali Tekel Kutu, Demirel Kollektif Şirketi, Derby Plastik, Devlet Malzeme Ofisi, EAS Akü, Elektro-Metal, Esaş, Eternit, Gıslavet, Gazal, Grundig, Haymak, Hoover, Koruma Tarım İlaçları, Magirus, Makine-Tarım, Mutlu Akü, Otosan, Philips, Profilo, Rabak, Singer, Simko, Simso, Sungurlar Kazan, Şakir Zümre, Türk Demir-Döküm, Türk-Kablo, Türkeli, Uzel Traktör ve diğer işyerlerindeki işçiler, saat 9-10 sularında iş bıraktılar.
İşçiler, iş kıyafetleri ve ellerinde çeşitli pankartlarla caddeleri doldurdu. İşçilerin İzmit'te iki ve İstanbul'da dört ayrı koldan yürüyüşe geçmesiyle birlikte Türkiye’nin iki büyük kentinde yaşam durdu. Hükümetin ve Türk-İş yetkililerin beklemediği diğer bir olay ise Türk-İş’e üye çok sayıda işçinin de DİSK’i savunmak üzere direnişe katılması idi. İşyerleri bazında yapılan bir incelemede ortaya çıkan rakamlara göre, eyleme katılan işletmelerin neredeyse üçte ikisinde Türk-İş'in örgütlü olduğu, ölen üç işçiden ikisinin, yaralı 30 işçiden ise 22'sinin Türk-İş'e bağlı bulunduğu ortaya çıkıyor.
16 Haziran'da direniş büyüyor
16 Haziran’da direniş büyüyerek devam etti. Taksim’e doğru çeşitli kollardan yürüyenlerin sayısı yüz binleri aştı. Yollarda barikatlar kurulmuş, köprü ve vapurlar iptal edilmişti. Bu sırada Kadıköy yakınlarında işçilerin üzerine ateş açılması sonucu üç işçi hayatını kaybetti. Mehmet Gıdak, Yaşar Yıldırım ve Mustafa Baylan...
Sıkıyönetim ilan edildi
İşçi sınıfının yüz binlerle sokağa dökülmesi ve kararlılığı karşısında saldırıya geçen hükümet ilk olarak, İstanbul ve Kocaeli'de sıkıyönetim ilan ederek sokağa çıkma yasağı koydu. Sıkıyönetim Komutanlığı’na, Birinci Ordu Komutanı Kemal Atalay getirildi. Sıkıyönetim ilk iş olarak, aralarında DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler, Genel Sekreter Kemal Sülker ve Maden-İş Yürütme Kurulu üyelerinin de bulunduğu 130 kişiyi gözaltına aldı.
İstanbul ve Kocaeli'nde hızlı bir gözaltı süreci başladı. Fabrikalar askeri birliklerce kuşatıldı. Çoğu işçi gözaltına alınırken, altı bine yakın işçi işten çıkarıldı. İşçileri kapsamlı saldırılar devam ederken Türk-İş yayınladığı bir bildiriyle 15-16 Haziran olaylarını kınadı. Tüm bu baskılara rağmen, direnişi izleyen günlerde özellikle DİSK’in örgütlü olduğu işyerlerinde iş yavaşlatma ve üretimi durdurma eylemleri devam etti.
Sıkıyönetimin ilanının ardından İstanbul'da iki ayrı Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi kuruldu. 3 aylık sıkıyönetim süreci boyunca, gerek 15-16 Haziran olayları ile ilgili olarak, gerekse sıkıyönetim içerisinde meydana gelen olaylardan dolayı, çoğunluğu işçi ve öğrencilerden oluşan 260 kişi hakkında 69 dava açıldı. Sıkıyönetim Askeri Mahkemeleri tarafından verilen cezalardan en ağırı, 1 yıl hapis oldu. DİSK yöneticileri de yargılanmalarının ardından üç aylık tutukluluk süreci yaşadılar.
Eylemlerin ardından, son onaylama merci olan Senato'nun gündemine gelen yasa tasarıları, CHP'nin tavrını "yapılmak istenen değişikliklerin gerçekte olumlu bir amaca yönelmiş olduğu, ancak bazı eleştiriler üzerinde durulması gerektiği" şeklinde değiştirmesi sonucunda yeniden görüşülmek üzere, 24 Temmuz tarihinde tekrar Meclis’e gönderildi. Ancak tasarı, 29 Temmuz tarihinde senatonun üzerinde yaptığı değişikliklerle bir kez daha kabul edilerek yasalaştı. Buna karşı TİP, tasarının veto edilmesi için ihtarda bulundu ancak olumlu bir sonuç alamadı. DİSK, yasanın Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından onaylandığı günü, 6 Ağustos'u "kara gün" ilan etti. 22 Ağustos 1970 tarih ve 13577 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kanun değişikliği tasarısı yürürlüğe girdi. Kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuran TİP ve CHP'nin iptal istemleri haklı bulundu. Anayasa Mahkemesi, 9 Şubat 1971 tarihinde yasayı iptal etti. Bu tarihten bir ay sonra, 12 Mart 1971'de, ordu tarafından muhtıra verildi. Muhtıra ile birlikte, 1961 Anayasası ve diğer yasalarda değişiklik ve kısıtlama süreci başlarken, tutuklama ve yargılamalarla işçiler ve sol sindirilmeye çalışıldı.
15-16 Haziran deneyimi bugün de işçilere ışık olmaya devam ediyor. İşçi sınıfının sendikal alana ve ekonomik mücadeleye sınırlanmaya mahkum olmadığını ilan eden işçiler mücadeleleriyle tüm kısıtlara rağmen kazanılabileceğinin örneklerini yaratmaya çalışıyorlar.
(soL)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.