‘Bu işyeri benim ekmeğim’

Enerji ve maden işçileri kararlılar, işletmeleri sattırmayacaklar. Muğla’da 15 gündür direnen işçiler, direnişin geldiği noktayı soL’a anlattı.
Salı, 01 October 2013 13:49

Ayçin Özoktay - soL
Muğla’da enerji ve maden işçilerinin Kemerköy, Yatağan ve Yeniköy santralleri ile Güney Ege Linyit İşletmeleri’nin (GELİ) özelleştirilmesine yönelik sürdürdüğü mücadele, her geçen gün daha etkili bir hale geliyor. Bugüne kadar, ilçeye gelen özelleştirme görevlilerini her seferinde bölgeden kovan işçiler, kurumların 2016 yılı sonuna kadar özelleştirileceğine ilişkin kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından, mücadeleyi direniş çadırlarına taşıdı.

‘Dedelerimizden aldık, torunlarımıza bırakacağız’
Direniş çadırında beklemelerinin en önemli nedeninin geleceklerine sahip çıkmak olduğunu belirten GELİ işçisi Hekmet Turan, “Bu santral özelleştirilse de biz, torunlarımıza ‘Biz çadır kurduk, direndik’ diyebileceğiz. Buraları dedelerimiz bizlere bıraktı ve biz de torunlarımıza bırakmak için, direniş çadırında gerekirse ölene kadar nöbet tutmakta kararlıyız. Bu işyeri benim ekmeğim, ekmeğimi kaybetmemek için direniyorum” dedi. Yöre halkının desteğine değinen Turan, “Yanımızda duran herkese teşekkür ediyorum ama sağcı olmama rağmen, en büyük desteği sol örgütlerden görüyoruz, bu durum beni üzüyor” dedi.

Yatağan Termik Santrali’nde 23 yıldır çalışan enerji işçisi Özgür Kocapınar, özelleştirmenin gerçekleşmesi durumunda, bölgede çalışan işçilerin düzeninin altüst olacağına ve hep birlikte buna karşı direnmenin önemine dikkat çekerek, “Birlikteliğimiz, siyasi kimliklerimizden önce geliyor” ifadelerini kullandı.

Gelenek sürüyor
Yatağan Termik Santrali işçilerinden Şenol Şen ise Yatağan’ın direnişçi karakterine vurgu yaptı. “1994 yılında yapılan eylemlerde, o yağmurun altında nasıl direnildiyse, bu geleneğe sahip çıkan bizler de direnmeye devam edeceğiz. Bizler, bizden önce direnen abilerimizin geleneğini yaşatıyoruz. Aramıza yeni katılan arkadaşlarımız da bizimle birlikte bu havayı soluyor” diyen Şen, siyasi örgütlerin, muhtarların, hatta bazı AKP belediye başkanlarının bile direnişe destek verdiğini söyledi. Yatağan’daki özelleştirmenin, yalnız işçilerin mağdur olması şeklinde değil, ekonomik anlamda da olumsuz etkiler yaratacağının altını çizen Şen, işçilerin kararlılığını “Bu santralin satılması, ülkenin de satılması anlamına gelir. Biz, ülkemizin satılmasına izin vermeyeceğiz” sözleriyle anlattı.

‘Ailemi bu işyerinde çalışarak geçindirdim’
Muğla’da halk, özelleştirmeye karşı hep birlikte mücadele ediyor. Bölgedeki kamu kurumları, işçilerin genç yaşlarında işe başlayıp emekliliğine kadar çalıştığı, tüm yaşamını geçirdiği kurumlar olarak da önem taşıyor. 30 sene Türkiye Kömür İşletmeleri’nde çalışmış olan Mehmet Avcı, yaşananlara ilişkin görüşlerini şu sözlerle anlattı: “İyi kötü, her şeyi burada yaşadık. Ailemi bu işyerinde çalışarak geçindirdim. Emekli olsak da geçmişimizi kaybetmenin üzüntüsü var. Yandaşlara peşkeş çekmeye devam ederlerse, bizden sonra gelecek kuşakların can damarı kesilecek. Halkın çıkarı için yapsalardı kabul edebilirdik ancak kişilere özel yapmalarına sessiz kalamayız, kalmamalıyız.”