Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Barış Derneği’nden 1 Eylül bildirgesi

Barış Derneği, 1 Eylül Dünya Barış Günü Bildirgesi'nde AKP eliyle yürütülen Kürt açılımının, dolaylı yoldan bile olsa silahların susmasına hizmet edeceğinin çok kuşkulu olduğu yorumunda bulundu.

Yayın Tarihi: 01.09.2009 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

1 Eylül Dünya Barış Günü Bildirgesi yayınlayan Barış Derneği “Barış uğruna mücadele etmek için artık daha fazla nedenimiz var” dedi.

Günümüzde Türkiye’de ve dünyada güçlü bir barış hareketinin varlığından söz etmenin mümkün olmadığına işaret edilen bildirgede buna karşın savaşların, barış hareketlerinin geniş bir toplumsallıkta etkili bir biçimde var olduğu dönemlerdekinden daha somut, daha gerçek ve daha yaygın bir olgu olarak varlığını sürdürdüğü belirtildi.

Savaşların ana nedenini halen sermayedar sınıfın bitmek tükenmek bilmeyen kâr hırsı ile emperyalistler arası çelişkiler ve çıkar çatışmalarının oluşturduğu vurgulanan bildirgede, öte yandan emperyalizmin savaşların nedenlerini, gerçek amacını ve boyutlarını gizlemek konusunda eskisine oranla daha etkili araçlar geliştirdiğine de dikkat çekildi. Barış mücadelesi için “teröre karşı mücadele, geri kalmış coğrafyalara insan hakları ve demokrasiyi götürme, emperyalist düzenlemelere uyum göstermeyen ülkelerin düşman ilan edilmesi, çeşitli vesilelerle barış korumak ve kollamak adına askeri müdahalenin meşrulaştırılması” gibi bu araçların deşifre edilerek işlevsiz hale getirilmesinin yaşamsal önemde olduğu vurgulandı.

Toplumda savaş ve barışla ilgili konularda ürkütücü boyutlarda bir ilgisizlik ve bilgisizliğin hâkim olduğuna işaret edilen bildirgede “Emperyalistler bu durumun kendisinden güç almakta, kolay kolay değişmeyeceğine duydukları güven nedeniyle giderek daha da saldırganlaşmaktadırlar” denildi.

Emperyalizmin Sovyetler Birliği’nin çözülmesi sonrasında temel hedefinin, dünya pazarlarına tam olarak entegre olmamış bölgelerin emperyalist çıkarlara göre yeniden düzenlenmesi olduğunun dile getirildiği bildirgede bu durumun gerektiğinde sınırların yeniden çizilmesini de içerdiği ifade edildi. Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya’yı içine alan geniş bir coğrafyada emperyalistlerin kendi çıkarlarına uygun düzenlemeleri hayata geçirmek için sürekli olarak tarihsel kökenleri olan kadim toplumsal sorunları kaşıyıp bunlara kendi amaçları doğrultusunda şekil vermeye çalıştığına değinilen bildirgede, AKP’nin Kürt açılımına ilişkinse şu ifadelere yer verildi:

Bu ‘çözüm’ çatışma ve nefreti körükler
“Emperyalizmin biçimlendirdiği Ortadoğu’ya uygun bir Türkiye ise, piyasa diktatörlüğünün hüküm sürdüğü, karar yetkileri emperyalist merkezlere devredilmiş, toplumsal yaşamı cemaatlere teslim edilmiş, Osmanlı’ya öykünen bir Türkiye’dir. Bu programın hayata geçirilmesi için emperyalistler, işbirlikçi, piyasacı ve dinci gerici özellikleri belirgin olan bir iktidarı açıktan desteklemekte, bu sayede Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye’nin tarihsel kökenleri de olan bütün gerçek toplumsal sorunlarına el atmaktadırlar. Bu durumun güncel çıktısı AKP eliyle bir ‘Kürt Açılımı’nın Türkiye gündemine sokulmasıdır.

Emperyalistlerin hedefi, şu ya da bu nedenle ‘Kürt Sorunu’nu çözmek değil, ülkemizin de içinde yer aldığı Ortadoğu’da kendi çıkarlarına uygun düzenlemeleri hayata geçirmektir. ‘Kürt Sorunu’ bu amaca hizmet ettiği ölçüde ve sürece emperyalistlerce belirli bir değer verilen bir ‘sorun’ olarak kalacaktır. Bugün gelinen noktada ABD dışında sorunun tarafı olma iddiasındaki hiçbir özne, ‘ben ne yaptığımı biliyorum’ diyebilecek durumda değildir. ABD aynı anda bütün taraflara yönelik girdilerde bulunmakta, bir yandan tarafları bir tür ‘Amerikan Barışı’na ikna etmeye yönelik adımlar atarken, öte yandan olası bir yol kazası sonucunda işin bir Türk-Kürt çatışmasına dönüşmesine, adlı adınca bir iç savaşa doğru evrilmesi ihtimaline kapıyı bütünüyle kapatmamaktadır. Dolayısıyla AKP eliyle yürütülmekte olan açılımın, dolaylı yoldan bile olsa silahların susmasına hizmet edeceği çok kuşkuludur. Bu iddianın temelinde piyasa diktatörlüğünün ve gericiliğin hüküm sürdüğü, bağımlı bir ülkede ‘Kürt Sorunu’ da dâhil olmak üzere hiçbir temel meselenin gerçek anlamda çözülemeyecek olması yatmaktadır. Büyük olasılıkla bir yandan pazarlıklar sürerken, öte yandan Türk Silahlı Kuvvetleri eliyle PKK’ya yönelik askeri operasyonlar, polis eliyle de DTP'ye yönelik ‘ıslah etme’ faaliyeti devam edecektir.”

Barış Derneği’nin söz konusu açılımdan çözüme ilişkin herhangi bir sonuç çıkacağına dair bir beklenti içinde olmadığı vurgulanan bildirgede, ülkenin yıkım anlamına gelecek bir Türk-Kürt çatışmasına gitmemesi için şu talepler sıralandı:

“Genel af çıkarılmalı, PKK silah bırakmalı, eş zamanlı olarak TSK operasyonları durdurulmalı, DTP hakkındaki kapatma davası reddedilmeli, koruculuk sistemi lağvedilmeli, militarizm ve şovenizmi körükleyen her türlü yayına ilişkin yargı süreci başlatılmalı, kontrgerilla örgütleri tarafından gerçekleştirildiği belli faili meçhul cinayetler ve katliamlar yeniden kovuşturulmalı, gerçekler açığa çıkarılmalıdır.”

(soL – Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.