Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Atanamayan öğretmenlerden AKP'ye oy yok

Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu (AYÖP) Taksim’de kadro taleplerini dile getirdi. Görüşlerini aldığımız öğretmenler 300 bin ataması yapılmayan öğretmenin AKP'ye oy vermeyeceğini ifade etti.

Yayın Tarihi: 24.11.2009 , 09:42 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Milli Eğitim Bakanlığı’nın yetersiz atama politikalarından mağdur olan yüzlerce öğretmen dün akşam saat 19.00’da Taksim tramvay durağında buluşup Galatasaray’a kadar bir yürüyüş düzenlediler. Yürüyüşe, geleceğin öğretmenleri olarak, İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi ve Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi öğrencileri de katıldı.

Kalabalık olduğu gözlenen yürüyüşte öğretmenlerin ellerindeki “KPSS: Kendimizi Parçalasak da Sonuç Sıfır”, “Domuz gribinden değil işsizlikten öleceğiz”, “ÖSYM: Ölürsem Sebebim Yerleştirme Merkezi”, “KPSS kaldırılsın, yaşamaya zaman kalsın”, “AKP ile benim mezuniyetim aynı yaşta, ama ben hala işsizim”, “24 Kasım'da hediye değil kadro istiyoruz” dövizleri ilgi çekti. “Köle değil öğretmeniz”, “Diplomalı işsiz olmayacağız”, “KPSS kaldırılsın”, “Öğrenciler aç, öğretmen işsiz, işte eğitim sistemimiz”, “Savaşa değil eğitime bütçe” gibi sloganların ön plana çıktığı eylemi gören halk da alkışlarla destek verdi.

Sergiledikleri tiyatro oyunu ile Milli Eğitim Bakanlığı’na ve Bakan Nimet Çubukçu’ya tepkilerini dile getiren öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın adeta bir “Milli Eleme Bakanlığı” haline gelip her atama döneminde yüz binlerce öğretmenin “elendiğinin” altını çizerek KPSS ve atama sistemini eleştirdi.

Oyunun ardından bir basın açıklaması yapan öğretmenler, yıllarını KPSS’ye hazırlanarak geçirmiş, rekabetin kucağına itilmiş, okuluna, ailesine, öğrencilerine, hayata yabancılaştırılmış, ücretli, sözleşmeli, kadrolu diye kategorilere ayrılmış olmaktan duydukları rahatsızlığı dile getirdiler. 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde yapılacak kutlamaların ve göstermelik törenlerin bir anlamı olmadığını belirten öğretmenler, “Darbe ile kabul ettirilen bu günü kutlamak istemiyoruz, insanca yaşam koşullarına kavuşmak istiyoruz.” dedi. KPSS’yi geçip geçememenin temel başarı ölçütü olduğunu, bu sınavı geçemeyen öğretmenlerin “başarısız” kabul edildiğini ve bunun maddi sorunların yanında psikolojik travmalara neden olduğunu vurgulayan öğretmenler, “Bu sebepler yüzünden 11 arkadaşımız intihar ederek yaşamlarına son verdiler.” dedi. Devletin milyar dolarlık füze ve silah satın almaya bütçe bulduğunu ama az sayıda öğretmen atanmasına bütçe yetersizliği açıklaması yapıldığını söyleyen öğretmenler, KPSS’nin kaldırılması, eğitim fakültelerinden mezun olan tüm öğretmenlerin kadrolu olarak atanması, ücretli ve sözleşmeli olarak çalıştırılan öğretmenlerin kadroya alınması taleplerini dile getirdiler.

Eğitim fakültesi öğrencileri de yaptıkları açıklamada, Fen-Edebiyat fakültelerine verilen zorunlu formasyon derslerini, Eğitim fakültelerindeki eğitimin niteliksizleştirilmesini ve eğitim sisteminin rekabete dayalı hale gelmesini eleştirdi. Bugün ülkemizde 250 bini aşkın ataması yapılmayan, 60 bini aşkın sözleşmeli öğretmen olduğunu hatırlatan öğrenciler, “Bu tüm öğretmenlerin ve Eğitim fakültesi öğrencilerinin ortak sorunudur" dedi.

Eylem sonunda öğretmenler, düzenlenecek olan genel greve destek vereceklerini bir kez daha dile getirip 25 Kasım’da derslere girmeme çağrısında bulundu.

Öğretmenler ne diyor?

Merve, 24, Felsefe grubu öğretmeni

Ben İstanbul’da bir teknik lisede öğretmenlik yapıyorum. Öğrencilik yıllarımda öğretmenlerin yaşadığı sorunları duyuyordum, gazetelerden okuyordum, ancak durumun ne denli vahim olduğunu göreve başlayınca anladım diyebilirim. Bir kere, teknik liselere sanırım sekiz yıldır teknisyen yani teknik öğretmen atanmıyor. Okulumda görev yapan teknik ders öğretmenlerinin bir çoğu sözleşmeli olarak çalışıyor. Örneğin alanında gerçekten uzman olan ve 6 yıldır bizim okulda çalışan bir hocamız var. Maalesef hala kadrolu olabilmiş değil. Geçimini sağlayamadığı için öğretmenliği bırakacağını söyledi geçenlerde. Bu öğretmen, alanında bu kadar yetkin ve verimliyken işi bırakmak zorunda kalıyor. Bütün öğretmenlik tecrübesini, bilgi birikimini bir kenara bırakarak belki bir fabrikada işçi olacak ya da esnaf olacak uzmanı olduğu işi yapmak yerine insanca yaşayabilecek düzeyde para kazanmak için çalışacak. Öğretmenler gerçekten ücretli köle gibi çalıştırılıyorlar. Kiminin sigortası yatmıyor, kimi haftada 40 saatten fazla çalışıyor. Ben de atanmış bir öğretmen olmam karşın bu sisteme bir son verilmesi gerektiğini düşündüğüm için atanamayan arkadaşlarımla birlikte bu eyleme katılma ihtiyacı duydum.

Adnan, 27, Felsefe grubu öğretmeni

Ben atanamayan bir öğretmen olarak her atama dönemini dikkatle takip ediyorum. Son dönemde dikkatimi çeken şeylerden biri şu: Milli Eğitim Bakanlığı, yanılmıyorsam 622 Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve 400 Arapça öğretmeni atadı. Bu sayı Fizik, Kimya gibi branşlara bakıldığında bir elin beş parmağını geçmiyor. Bütçe yok diyorlar, öğretmen ihtiyacı yok diyorlar. Geçenlerde “İki Dil Bir Bavul” filmini izledim. Orada ilköğretim birinci kademe öğrencilerinin hepsi aynı sınıfta ders görüyor, yani birden beşe kadar tüm sınıflar aynı derslikte ve başlarında tek bir öğretmen var. Film uydurma değil, gerçeği yansıtıyor. Bu durum özellikle Doğu illerimizde böyle. Şimdi insanın sorası geliyor: Hani öğretmen ihtiyacı yoktu? Bir de devletin neye ne kadar bütçe ayırdığına bakmak lazım. Eğitime aktarılan bütçe şu kadar diye açıklamalar yapılıyor, öğretmen atamaya gelince bütçe yok deniyor. Diyanet İşleri’ne aktarılan bütçeye bakıyorsunuz, sonra bütçe olmadığından atanamadığınız aklınıza geliyor, sinirleniyorsunuz.

Merve, 23, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni

Ben Türk Dili ve Edebiyatı mezunuyum, yani Fen-Edebiyat fakültesi çıkışlıyım. Yapılan atamalara baktığınızda Eğitim fakültesi mezunlarının bile çok çok azının atandığını görüyorsunuz. Bir de her sene binlerce mezun veren Fen-Edebiyat fakülteleri var. Bizim de “pedagojik formasyon” problemimiz var. İstanbul Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi kendi öğrencilerine formasyon vermeye başladı. Formasyon almak maalesef 3 bin- 4 bin liraya mal oluyor. Hatta devlet üniversitelerinden almadığınızda bu rakam 10 binlere çıkıyor. Ben geçen sene mezun olmuş biri olarak formasyon alamıyorum, ancak eğer ders bırakıp bu sene mezun olsaydım formasyon almaya hak kazanacaktım. Yani benim binlerce lira vermeden formasyon alıp Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olmam için okulumu uzatmam, iki dönem daha okumak için binlerce lira vermem gerekiyor. Okul bize “Sadece bir seneyle kaçırdınız, kusura bakmayın” diyor adeta. Şimdi benim gidip kendi üniversitem dışındaki bir üniversiteden formasyon almam gerekiyor. Örneğin 10 bin lira vererek Yeditepe Üniversitesi’nden formasyon alabilirim. Öğretmen olduğumda bu neredeyse 1 yıllık maaşıma denk geliyor, tabii atanabilirsem. Bu sebeplerden AYÖP’ün yaptıklarını çok anlamlı buluyorum. Böyle toplumsal meselelerde birlikte mücadele etmek gerektiğini düşünüyorum.

Elif, 26, Sınıf öğretmeni

24 Kasım Öğretmenler gününde, MEB Bakanı Nimet Çubukçu basın yayın organlarına bugünün önemini anlatacak ve demeçler verecek. 23 Kasım'da Türkiye'nin bir çok ilinde işsiz öğretmenler eylem yapıyor. Yarın Ankara'da daha büyük çaplı bir eylem olacak ve ertesi gün kamu emekçilerinin grevi olacak. Yani aslında Nimet Çubukçu'nun anlatacağı gibi her şey toz pembe olmayacak. Her yıl binlerce öğretmen adayının ataması olur, atama sayısı her zaman yetersizdir ve haksız uygulamalar yaşanır. Fakat, son bir kaç yıldır atanamayan öğretmenlerin sayısı kat be kat arttı, kadroya geçebilen öğretmenlerin sayısı ise düştü. Günlerdir atanamayan öğretmen arkadaşlarımız bakanlara, AKİM'e ve basına mail atıyor.

Bu durumu kabullenmeyeceğimizi göstermek ve kamuoyu yaratmak istiyoruz. 10 bin atamayı müjdeli haber olarak veren hükümetin de bildiği ama söylemeye cesaret edemediği gerçek şudur: Evet 10 bin atama olacak ama bu 10 bin atama zaten sözleşmeli olarak çalışanların kadroya geçirilmesinden başka bir şey değil. Yeni bir atama olmayacak. Ama AKP hükümeti bu sayıyı yeni atama olarak lanse ediyor ve yüzsüzce insanları kandırmaya çalışıyor. Bizi bu yıl bu kadar kızdıran meselerden birisi de budur. Atama sayılarının belirsiz olması, ekim ayı sonunda yapılacağı söylenen atamanın Kasım ayına kalması ve Kasım'da yapılacağı söylenen atamanın da şimdi Aralık ayına kalması. Aralık ayı bitiminde ne olacağı ise belirsiz.

300 bin atanmayan öğretmen milyonlarca oy kaybı demektir. Bu konu internette atanamayan öğretmenlerin bilgi alış verişi yaptığı sitelerde en çok konuştuğu konulardan biridir. Seçime kadar kaç kişiyi AKP'ye oy vermemeye ikna edebileceğimizi konuşuyoruz. AKP bu konuda yüzsüzlüğünü arttırdıkça öfkemiz de büyüyor.

(soL- Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.