AKP'den müjde! Kıdem tazminatı kalkacak, işsizlik artacak, taşeron çalışma yaygınlaşacak

Sermaye yanlısı AKP iktidarı emekçilerin kazanılmış haklarını gasp ederek taşeron, güvencesiz, esnek çalışmayı hâkim kılarken, yandaş medya ise tüm bu hak kayıplarını “müjde” adı altında haberleştirerek halkı yanıltmaya devam ediyor.
Salı, 07 Ağustos 2012 22:08

En son yandaş gazetelerden birinde yayımlanan “Çalışanlara 4 büyük müjde” haberine göre, Çalışma ve Sosyal Güvelik Bakanı Faruk Çelik, çalışanlara ve işsizlere yönelik hazırlanan projelerin ayrıntılarını aktardı.

Müjde 1: Kıdem tazminatı kalkacak
Müjdelerden biri tabii ki son dönemlerin önemli başlıklarından biri olan kıdem tazminatının fona devredilmesi. Faruk Çelik’in yaptığı açkılamaya göre, mevcut sistemde 12 ay çalışana bir maaş brüt kıdem tazminatı verilirken yeni sistemde ise yıllık yerine aylık kıdem tazminatının baz alınacağı ileri sürülüyor.

Oysaki patronların “yük” olarak tanımladıkları kıdem tazminatından kurtulmak istemesi üzerine kolları sıvayan AKP’li Çalışma Bakanının, mevcut uygulamada her bir yıllık kıdem için 30 günlük brüt maaş oranında yapılan ödemenin yerine 15 günün esas alınacağından, işverenlerin kıdem tazminatı için ödedikleri primin yüzde 8,3’ten yüzde 2,5’a çekilmesinden ve daha önceleri yapılmamasına rağmen yeni düzenlemeyle birlikte kıdem tazminatından alınacak gelir vergisi kesintisinden bahsetmemesi manipülasyonun vardığı noktayı göstermesi açısından dikkat çekici.

Sermayenin çıkarlarına uygun olanın emekçilerin aleyhine olmasının doğal sonucu olarak AKP, “bundan böyle daha çok kişi yararlanacak”, ““ev alana kıdem tazminatı fonundan ödeme yapılacak” iddialarıyla kıdem tazminatı hakkını elinden aldığı çalışanları ikna etmeye ve olası tepkileri baskılamaya çalışmakta.

Müjde 2: 2009 yılı istatistikleri geçerli
Çelik’in açıkladığı bir başka “müjde” ise toplu iş sözleşmesi krizi hakkında. Bakan Çelik, Toplu iş ilişkileri yasası yürürlüğe girmediği için 500 bin işçinin mağdur olduğunu ve bunu giderilmesi için son bir kez daha 2009 yılı istatistiklerinin baz alınacağını duyurdu.

12 Eylül darbesinin ürünü Sendikalar Kanunu ile Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun yerine getirilmesi düşünülen Toplu İş İlişkileri Yasası getirdiği yeni kısıtlama ve yasaklar nedeniyle işçi örgütleri tarafından tepkiyle karşılanırken, hükümet her fırsatta elindeki “sendikal istatistik” kozuyla emekçileri tehdit etmişti.

Aba altından sopa göstererek sendikaları toplu iş sözleşmesi imzalama yetkisini kaybetmekle tehdit eden AKP, anlaşılan bu konuda daha fazla ısrarcı davranamamış ve tekrar 2009 yılı istatistiklerini geçerli kabul edeceğini duyurmak zorunda kalmış. Bu durum, danışıklı dövüş konusu olan sendikal istatistiklerin zaten hiçbir zaman ciddi bir tehdit unsuru olamayacakken, hükümetin kendi çıkardığı krizin nedeni değil de çözümüymüş gibi kendisini sunmasından ibaret.

Müjde 3: "Türkiye'de işsizlik yok"
Hazırladıkları bir projeye göre, meslek öğrenen bir vasıfsız işçiye 750 lira maaş ödeneceğinin müjdesini veren Çelik, asıl olay yaratacak açıklamalarını ise işsizlik üzerine yapıyor.

Çelik’e göre, birçok işsiz aldığı sosyal yardımlar nedeniyle bir işte çalışmak istemiyor. Her gün bir oda başkanının kendisini arayarak, ‘işçi bulamamaktan’ şikâyet ettiğini söyleyen Çelik, “Çünkü adam aldığı yardımlarla, çalışarak elde edeceği geliri sağlıyor. Dolayısıyla, işsizler çalışmak istemiyor. Türkiye’de işsizlik sorunu yoktur. Meslekli işçi sorunu vardır” dedi.

Müjde 4: Yabancı işçilere vize
Yunanistan’daki krize değinerek gözdağı veren Çelik, Türkiye’nin son yıllarda yabancı ülkelerin de çekim merkezi haline geldiğini, Türkiye’de resmi ve gayri resmi olarak yabancı uyruklu binlerce kişinin çalıştığını ve Yunanistan’da eskiden patron olanların şimdi Türkiye’de sıradan işlerde çalıştığını ileri sürdü.

Resmi rakamlarla (ki gerçekte bu oranların üzerinde olan) yüzde 9 seviyesine ulaşan, artık yapısal ve kalıcı hale gelen işsizlik ve özellikle yüzde 16.7 düzeyinde seyreden genç işsizlik oranlarına bakıldığında Türkiye’de işsizliğin olmadığını iddia etmek gerçekliğin reddi anlamına gelmekte.

Öte yandan Bakan Çelik’in bu savı, AKP’nin piyasa ekonomisinin tüm kural ve kurullarıyla işlediği, sosyal yardımların arkaik olarak değerlendirildiği bir ülkede artık istihdam yaratmakta tıkanan kapitalizmin krizinin geçici, esnek, taşeron ve güvencesiz çalışma biçimleriyle aşmaktaki kararlılığını ifade etmekte.

Geçen hafta basına yansıyan, işçi bulmakta zorlandıklarını iddia eden patronların AKP iktidarından talep ettiği daha ucuza çalıştırabilecekleri yabancı işçiler için vize isteminin bu kez Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından dile getirilmesi ise sermaye ile AKP’nin ne kadar uyumlu çalıştığının kanıtı niteliğinde.

(soL-Haber Merkezi)