Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

"1 Mayıs'ta Taksim'e, birlik olmaya"

<em>1977’deki kanlı 1 Mayıs'ta Taksim Meydanı'nda öldürülen 36 kişiden biri de, TÖBDER üyesi Bayram Çıtak’tı. Bayram Çıtak'ın oğlu Mesut Çıtak ile 1 Mayıs 2010’un önemini konuştuk.</em>

Yayın Tarihi: 30.04.2010 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

1977'de öldürülen 36 kişiden, ailesine ulaşılabilen tek kişi olarak Bayram Çıtak'ın adı geçiyor. Babanızın Taksim Meydanı'nda öldürülüşünün üzerinden 33 yıl geçti. Ancak özelllikle son 3 yıldır konu kamuoyunun gündeminde. Üç yıldır yapılan 'anma'lar ve 1 Mayıslar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle benim babam, oradaki 500 bin insandan biriydi. Oradaki saldırı, bütün işçi sınıfına yapılan bir saldırıydı. Orada ölenler kahraman değil, işçi sınıfının birer üyesiydi.

2007'de anma meselesi ilk gündeme geldiğinde bize çağrı yaptılar, kortejin en önünde yer almamız için. Ölenlerin ailelerinin tamamına ulaşılsa bir anlamı olurdu. Ama diğer insanların aileleri bulunmadı.

Size nasıl ulaştılar? Ve neden sadece size ulaşılabildi?
Biz dönemin DİSK Genel Sekreteri Musa Çam’ı kişisel olarak tanıdığımız için oldu. Bu kadar zor mu bu ailelere ulaşmak? DİSK uğraşsa ulaşabilirdi bu ailelere diye düşünüyorum. Ama üç kişinin ellerinde fotoğrafla en önde yürümesi, karanfil bırakması bence anlamlı değil. 1 Mayıs buna indirgenmemeli, işçi sınıfının gövde gösterisinin önüne geçmemeli bu tür şeyler.

Aileler için ise, 'anma', 'karanfil koyma' güzel ama çok da bir şey ifade etmiyor. Bizim için faillerin bulunması önemli.

Bu olayların aydınlatılması için kurulan komisyon hakkında ne düşünüyorsunuz?
1 Mayıs 1977 aydınlanmayacak bir olay değil. Kayıtları, nereden ateş açıldığı, görgü tanıkları, her şeyi var. Bunların bulunmaması için hiçbir sebep göremiyorum. Acaba ucu birilerine mi dokunuyor? Kozmik odalara kadar girilmişken neden 77’nin failleri bulunamasın?

Babanızın ölümünü siz nasıl haber almıştınız? Ölümünden sonra neler yaşadınız biraz bahsedebilir misiniz?
Babam TÖBDER üyesi bir ilkokul öğretmeniydi, Taksim’e TÖBDER ile birlikte gitmişti. Orada 6 TÖBDER üyesi öldürüldü zaten. Dayımı da götürmüştü babam. O arbede olduğu zaman dayım babamı kaybetmiş. Dayım tek başına döndü, babam hakkında o gün haber alamadık. Önce tutuklu dediler. Ertesi gün öğrendik öldürüldüğünü. Ben o zaman 5 yaşında olduğum için çok net hatırlayamıyorum, ama Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi cenazesi, Deniz Gezmiş’lerle aynı mezar taşı yapıldı.

Babam köy enstitüsü geleneğinden geliyor. Köy enstitüleri o zaman kapatılmış ama o geleneği sürdüren öğretmen okullarından mezun olmuş biri. Gittiği en gerici yerlerde bile kütüphaneler kuran, insanları okumaya teşvik eden ilerici, çalışkan bir insan. Biz 5 yaşında babasız kaldık. Annem ilkokul mezunu bir kadın olarak 3 çocuğuna bakmak için işe girdi. Ortanca abim böbrek yetmezliğinden 17 yaşında öldü. Biz ise abimle küçük yaşta hayata atılmak zorunda kaldık. Para kazanmak için ben gece 4’lere kadar bodyguard’lık yapmak zorunda kaldım. Okuma şansı bulamadım. Babam hayatta olsaydı, bir öğretmenin çocuğunun hayatı böyle mi olurdu? Orada insanların öldürülmesinin bir sonraki kuşak üzerinde işte böyle sonuçları oldu. Bir başka sonucu da, yaratılan korku ortamında ailelerin çocuklarını apolitize etmeleri, kendi değerlerini çocuklarına aktarmamaları oldu.

Bu yılki 1 Mayıs nasıl kutlanmalı, katılmayı düşünenlere ne mesaj veriyorsunuz?
Bugün Taksim Meydanı ilk kez resmen açılmışken işçi sınıfının orada bir güç gösterisi yapması gerekiyor. Bayram havasında kutlanması gerek, işçi sınıfının birliğini ve dinamizmini göstermesi gerek. Babam için de önemli olan şey, hayatta olsa isteyeceği şey, bölünmüşlüğün yerine güçlü bir tablo oluşturulması olurdu. İşçi sınıfı da, solcular da. Türkiye’deki solcular artık geçmişte kalmış, bizi ilgilendirmeyen şeylere göre bölünmemeli, bugünün gerektirdiklerine göre konum almalılar.

80 darbesinden sonra 1 Mayıs solcular için doğal olarak kendilerini ifade etmeye çabaladıkları bir gün haline geldi. Ama bu biraz da içi boş bir sorumluluğa dönüştü. Bir şeyin ucundan tutmamış, örgütlenmemiş olan birçok insan 1 Mayıs günü alana çıkmayı kendine görev bellemiş. 1 Mayıs böyle içi boş bir sorumluluk günü olmamalı.

Tek alanda kutlanması / yerelliklerde kutlanması noktasında ne diyorsunuz?
78’de, önceki yıl yaşananlara karşın 1 Mayıs'ın yine Taksim’de, daha fazla bir katılımla kutlanmış olması bence çok önemlidir. Daha sonraki yıllarda kutlamaların İzmir’e alınması, o birliğin dağıtılması ve geri adım atılması ciddi zarar getirmiştir. Bugün de Ankara ve diğer illerde kutlamayı düşünenleri eleştiriyorum. Düşünün İzmit ve Gebze kadar yakın yerlerde bile kutlama organize ediliyor. Sendikalar bu kadar mı güçsüz, oradaki üyesini Taksim’e getiremeyecek kadar? Böyle bir şey olamaz. Hiçbir mantığı yok.

1 Mayıs adı üstünde işçi sınıfının bayramıdır. Birlik bütünlük günüdür. İşçi sınıfının ortak taleplerini dile getirdiği bir gün olmalıdır. İşçi orada sıkıntılarını dile getirmeli güçlü bir şekilde. Biz mahallemizden farklı siyasi kökenlerden gelen arkadaşlarla ortak otobüs tuttuk, öyle geliyoruz. Ne kadar çok kişi gelirse o kadar iyi.

AKP 3 senedir bir baskı ve şiddetle Taksim’de 1 Mayıs kutlamaları yapılmasını engellemeye çalıştı. Şimdi ise “1 Mayıs’ı size hediye ettik” gibi bir tavır içinde. En son bazı sendikaların Çalışma Bakanı'nı alana çağırdıkları gündeme geldi. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?

Madem bu kadar ilgileniyor, Tayyip Erdoğan da gelsin katılsın, işçilerin tepkisini, sıkıntısını kendi kulağıyla orada dinlesin!

Teşekkür ederiz, 1 Mayıs'ta Taksim'de buluşmak üzere...
(soL - Ankara)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.