Sayfa yolu
TKP: BDP saldırıları durdurmalıdır
Yayın Tarihi: 10.03.2011 , 13:32 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Açıklama şu şekilde:
"BDP Saldırıları Durdurmalıdır
28 Şubat Pazartesi günü, Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde ilki gerçekleşen saldırılar hakkında kamuoyuna, saldırıları gerçekleştirenlere, politik sorumluluklarını yerine getirmeyenlere, seyirci kalanlara ve saldıranları cesaretlendirmek yolunu seçenlere açıkça hitap etme zorunluluğu doğmuştur.
Partimiz, şimdiye dek, saldırıların karşılıklı polemiklerle boyutlanması ve çeşitli noktalarda bir çatışma halini almasına izin vermemek için, konunun muhatapları ve meşru ilgilileri ile diyaloğu geliştirmeyi tercih etmiştir. Bu yolla gerilimi düşürmek mümkün olmamış, muhataplarımızın samimiyetleri bizim açımızdan kuşkulu hale gelmiş, saldırıların sona ermesini sağlamak konusunda etkili müdahalelerde bulunamadıkları ise kesinleşmiştir.
Bu kadar haksız ve gayrımeşru bir saldırganlığın, büyük bir sorumsuzlukla görmezden gelinmesi, örtülü biçimlerde desteklenmesi ve ısrarla sürdürülmesi gerçekten anlaşılmazdır.
Diyalog ve demokratik çözüm yollarından, sorunların toplum tarafından açıkça ve özgürce tartışılmasından haklı olarak söz eden kesimlerin tavırları, bizim için özgürlükten ve demokrasiden gerçekten ne anladıklarını sorgulanır hale getirmiştir.
Öncelikle yaşanan olayları, bu olaylar sırasında sergilenen kimi tavırları ve kamuoyuna yansıyan değerlendirme ve sonuçları ortaya koymak tavrımızın bundan sonra nasıl şekilleneceğini anlatmak istiyoruz.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ Cebeci Kampüsü
TKP'nin 12 Haziran seçimlerine dönük hazırladığı bildirge, ülkenin her yerinde olduğu gibi, üniversitelerde de TKP'liler tarafından dağıtılmaktadır.
25 Şubat Cuma günü, BDP yönetimi tarafından "Kürt gençleri" olarak tanımlanan ve BDP üyesi olmadıkları söylenen kişiler, bildirge dağıtımını engellemek istemiş konu aynı gün BDP Genel Merkezi'ne bildirilmiş buna rağmen, 28 Şubat Pazartesi günü bildirgeyi dağıtan TKP'li gençlere saldırılmıştır.
Saldırıda bıçak, satır, demir sopa gibi araçlar kullanılmış 2'si ağır olmak üzere, 4 TKP'li gencin yaralanması ile sonuçlanmıştır. Ağır yaralananlardan birisi ameliyata alınmış, kafasına aldığı darbe yüzünden ölümcül tehlike atlatmıştır. Bu arkadaşımız, TKP Öğrenci Bürosu üyesi bir Kürt gencidir!
Saldırının gerçekleştiği gün, BDP yönetimiyle görüşmeler yapılmış, bu görüşmelerde "saldıranların BDP üyesi gençler olmadığı, bir provokasyon ihtimalinin yüksek olduğu" muhataplarımızca dile getirilmiştir.
Bu saldırı, izleyen günlerde "Kürt gençlerinin hassasiyeti" ile açıklanmıştır. Fırat News Ajansı kaynaklı haberlerde, yaralananların kimliğine ilişkin hiçbir bilgi verilmeden, TKP ve TKP'li gençler suçlanmıştır.
ESKİŞEHİR
Cebeci'deki saldırının hemen ardından, Eskişehir'de de benzer bir engelleme ile karşılaşan TKP'li öğrencilere "faşist" oldukları, "saldırılmayı hak ettikleri" söylenmiştir.
İzleyen günlerde gelen talep üzerine yapılan bir görüşmede, BDP adına konuşan kişi, “saldırıları tasvip etmediklerini, TKP'yi devrimci güçler içinde gördüklerini, bu tavrın son bulması için çabalayacaklarını” söyleyerek kendilerine 2 gün süre tanımamızı istemiştir.
Bu sürenin sonunda tablonun Eskişehir ve başka kentlerde de pek değişmediğini belirtmek durumundayız.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ Tandoğan Kampüsü
Cebeci Kampüsü’ndeki saldırıdan sonraki günlerde, BDP yönetimi sorunu araştırdıklarını, çözmek istediklerini belirtmiş saldırıda ağır yaralanan arkadaşlarımızı hastanede ziyaret ederek onlarla görüşmüştür.
Aynı günlerde, Tandoğan Kampüsü’nde 2 kişi TKP'li bir öğrenciye saldırmıştır. Saldırının ardından Ankara'daki başka üniversitelerde TKP'lilerin BDP'lilere saldırdıkları ve dövdükleri yalan haberi yayılmıştır. Yayılan haberin yalan olduğu BDP tarafından da teyid edilmiştir.
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
7 Mart Pazartesi günü, İstanbul Üniversitesi'nde, kimi internet sitelerinde yine "Kürt gençleri" olarak tanımlanan kişiler, TKP bildirgesini dağıtan öğrencilere saldırmış TKP'li grubun kalabalık olması ve başka sol görüşlü öğrencilerin de müdahale etmesi nedeniyle saldırı durdurulmuş 4 TKP'li öğrenci yaralanmasına rağmen okuldaki çalışmalar sürdürülmüştür.
9 Mart Çarşamba günü ise, üniversite içinde yine engelleme girişimi olmuş, ortaya çıkan gerilim okula çevik kuvvetin yığınak yapmasıyla devam etmiştir. Üniversitedeki Eğitim-Sen temsilcisinin araya girmesi ile birlikte, TKP'li ögrenciler, polisin okulu terk etmesi şartıyla çalışmalarını kendi iradeleri ile bitirip okuldan çıkacaklarını duyurmuşlardır. Daha önce Ankara'da okul çıkışında saldırıya uğradıkları bilgisini paylaştıkları Eğitim-Sen temsilcilerinin okul çıkışında saldırı olmayacağı teminatı ile polisin okulu boşaltmasının ardından topluca okuldan çıkmışlardır.
Okuldan çıkan TKP'li öğrencilere İETT duraklarında ve bindikleri otobüslerde taş, sopa ve soda şişeleriyle saldırılmıştır. Otobüsün camları kırıldığı için, hızla hareket etmesi nedeniyle otobuse binemeyen duraktaki bir TKP'li öğrenci linç edilmek istenmiştir.
Beyazıt'taki bu saldırıyla eş zamanlı olarak, Yıldız Teknik Üniversitesi'nde 3 TKP'li öğrenci 20 kişilik grubun saldırısına uğramıştır.
Tüm yaşananların özeti, Türkiye'nin birden çok yerinde TKP'nin seçim bildirgesi gerekçe gösterilerek TKP'li öğrencilere taş, sopa, satır, bıçak ve şişelerle saldırılmasıdır.
AÇIKLAMA VE HABERLER
Bu gelişmeler karşısında çeşitli sol kesimlerin, yayın organlarının ve kitle örgütü ve sendikaların farklı tavırları olmuştur.
BDP yöneticileri, kendileri ile yapılan görüşmelerde sergiledikleri tavır ve görüşleri, herhangi bir biçimde kamuoyuyla paylaşma yoluna gitmemişlerdir.
"Ankara'da belli bir grubun çatışma ortamı yaratmak istediği" gibi değerlendirmeler, yapılan görüşmelerde kalmış, BDP kanadından bir açıklama gelmemiştir.
Sadece Fırat Haber Ajansı'nda yer alan bir habere göre, BDP Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis "Kürt gençliği ile TKP gençliği arasında yaşanan gerginlikten dolayı parti olarak rahatsız olduklarını" söylemiş "hazırlanan bildirinin karşı taraftan, 'düşünce özgürlüğü' kapsamında değerlendirildiğini” hatırlatarak “Mustafa Suphilerin geleneği üzerine oturan ve bu gelenekten gelen TKP'nin Kürt Hareketi'ne yönelik değerlendirme yaparken, daha hassas olmasını bekliyoruz” demiştir.
Habere bakılırsa, BDP tarafından şimdiye kadar yapılan tek açıklamada Sayın Halis, TKP'nin seçim bildirgesini "düşünce özgürlüğü" kapsamında değerlendirmemektedir!
Düşünce Özgürlüğü mü?
Partimiz de seçim bildirgesini "düşünce özgürlüğü" kapsamında değerlendirmiyor! TKP'nin seçim bildirgesi, devletin ya da başka birilerinin koyacağı yasakların konusu olamaz. TKP'nin bildirgesi, TKP'nin bildirgesidir!
“Türkiye Komünist Partisi’ne Oy Vermek İçin 10 Neden” başlıklı bildirgenin saldırıya gerekçe olan 8. maddesini hatırlatmak istiyoruz:
"Komünist partinin güçlü olduğu bir Türkiye'de kimse bir yandan ülkeyi satıp bir yandan da birlik-bütünlük edebiyatı ile milliyetçiliği pompalayıp düşmanlık üretemez halkları biribirine düşürecek söylemler alıcı bulmaz Kürtlerin umutsuzluk içinde emperyalist ülkelerden, cemaatlerden ya da ayrılıktan medet umar hâle getirilmesine kimse izin vermez farklı etnik kökenlerden insanların birbirlerine güveni pekişir birçok okulda İngilizce, Fransızca, Almanca eğitim verilirken, bu ülkenin dillerinden Kürtçe üzerindeki yasaklama ve kısıtlamalar kolay kolay savunulamaz."
Fırat Haber Ajansı'nın aktarımına göre, Şerafettin Halis'in "yeterince hassas" bulmadığı görüşler bunlardır! Dehşet verici olan, konuyla ilgili yapılan açıklamalarda, özel olarak Fırat Haber Ajansı'nın haberlerinde ve kimi başka haberlerde, "Kürt gençlerinin hassasiyet gösterdiği" öne sürülen cümlelerin uydurularak aktarılmış olması ya da aktarılmamasıdır.
Fırat Haber Ajansı'nın aktarımına göre TKP, bildirgesinde "Kürtleri emperyalizme ve bölücülere" terk etmeyeceğini söylemektedir! Aynı kaynaktaki bir başka aktarıma göre, TKP bildirgesinde "Kürtleri umutsuzluk içinde cemaatin kucağına bıraktılar" yazmaktadır.
Özgürlük mü?
Saldırganları bir yana bırakalım. Konuya ilişkin yapılan kimi yorumlar gerçekten yapanlar açısından utanç vericidir.
Örneğin, TKP afişlerini değiştirmeliymiş! Herkesin gözü önünde duran, ne dediği, ne demediği belli olan bir bildirge için, bunları söylemenin tek anlamı olabilir. TKP, bildirgelerini TKP üyesi olmayanlara yazdırmalı ya da her türlü saldırıya hazır olmalıdır.
Hele TKP'li öğrencilerin, seçim bildirgelerini asma konusundaki ısrarları nedeniyle suçlanmaları gerçekten ayıptır. Herhangi bir kişinin, çevrenin ya da grubun, kendini, TKP'nin ya da başka bir sol hareketin değerlendirme ve çalışmaları konusunda onay mercii olarak görmesi söz konusu bile olamaz.
Bu yaklaşımların sahipleri, "özgürlük ve demokrasi" sözcüklerini değersizleştirmektedir. Demokrasiden, Kürt sorununun toplumca açık bir biçimde tartışılmasından söz edenler, bu tür tavırlarla sadece tutarsız olmamakta özgürlükten, demokrasiden, açıklıktan söz ettikleri her yerde kendi sözlerini değersizleştirmiş olmaktadırlar.
Kimi siyasi kuruluşların, sendika ve demokratik kitle örgütlerinin bu konuda gösterdikleri duyarlılık da bununla bağlantılıdır. Her şey bir yana, TKP bildirgesinin bir "onay" konusu haline getirilmesi, siyasal özgürlüklere bir saldırıdır.
Halkların Kardeşliği
Yaşanan saldırıların, "Kürt halkının hassasiyetleri" ile açıklanması saçmadır. Anadilde eğitim hakkından, halkların kardeşliğinden, milliyetçi yalanlara karşı durmaktan söz edilen bir metinle ilgili hassasiyet gösterilecekse bırakın bunu milliyetçiler, halkları birbirine düşürmek isteyenler, Turancılar ve Osmanlıcılar göstersin.
Mesele açıktır. Siyasal farklılık ve tartışmaların saldırı konusu edilmesi, solda kesinlikle yeri olmayan bir siyasal rekabet biçimidir. Yaşanan budur. Çeşitli zeminlerde ve çeşitli mücadele başlıklarında yanyana gelebilen TKP ve BDP farklı iki siyasal harekettir. TKP'nin ayrı siyasal görüşleri vardır.
Bu ayrılığı "saldırı gerekçesi" olarak görenlerin ve gösterenlerin tekrar düşünmesi gerekir.
TKP, kendi siyasal söylemine, siyasal hattına ve giderek kendi varlığına yönelmiş olan saldırıları soğukkanlılık içinde karşılamış, sorunun büyümemesini önemsemiştir.
TKP'li gençler, partilerinin bu topraklarda yaşayan halkların kalıcı kardeşliği için bir güvence olduğunu iyi bilirler.
TKP'li gençler, milliyetçi provokasyonlarda kullanılabilecek, Türkleri Kürt halkına karşı kışkırtabilecek gelişmelerin önüne geçmeyi önemserler.
TKP'li gençler, kendi siyasal doğruları için bıçakla, satırla, demirle, sopayla gelen saldırganlara, bunlar nereden gelirlerse gelsinler, bu bilinç ve özveriyle göğüs germişlerdir.
Sorunun bütün akıl sahibi muhataplarını, en başta BDP'yi, kendini zaman zaman "müdahil" konumunda gören sol kişi ve kesimleri, Kürt siyasetini bu süreci geri çevirmeye çağırıyoruz.
Türkiye Komünist Partisi, seçim bildirgesine dönük akıl almaz ve kabul edilemez saldırılar karşısında gerileyecek, duracak, yavaşlayacak bir parti değildir.
TKP'liler, Türkiye'nin her yerinde, bütün üniversitelerinde görüşlerini anlatmaya, bildirilerini dağıtmaya devam edecektir.
Geçtiğimiz günlerde Isparta'da ve Sakarya'da yaşandığı gibi, bu çalışmaları sırasında düzenin beslediği dinci, gerici ve faşist güçler TKP'ye saldıracaklardır ve TKP'liler bu saldırılara gereken yanıtları verecektir.
"Kürt gençliği" adına hareket ettiğini söyleyenlerin de TKP bildirgelerine değil, bu bildirgelere yönelen sağcı saldırılara karşı hassas olmaları beklenmeli, aksini kimse anlamamalıdır, anlayışla karşılamaya kalkmamalıdır.
TKP olarak, şimdiye kadarki kararlı ve sorumlu tavrı sürdüreceğimizi ilan ederken, herkesi sorumlu davranmaya çağırıyoruz.
TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ"
(soL - Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.