Katliam unutulmadı

"Hayata dönüş" olarak adlandırılan cezaevlerine yönelik katliam operasyonunun 10. yılında İzmit’te katliam protesto edildi.
Pazartesi, 20 Aralık 2010 14:40

Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP), Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Partizan tarafından düzenlenen yürüyüş ve basın açıklamasına TKP, EMEP, ÖDP, BDP, SDP, EHP, Halkevleri ve KESK’e bağlı sendikaların üyeleri de destek verdi.

Etkisizleştirmek içindi
Sabri Yalım Parkı’ndaki insan hakları anıtı önünde yapılan açıklamada, operasyon denilen katliamın, devrimcilerin, emperyalizme karşı direnişini bir kez daha kırmaya yönelik gerçekleştirildiği belirtilerek, şu görüşlere yer verildi: "Emperyalizm, neoliberal politikalar sonucunda yaşamış olduğu yapısal krizini atlatabilmek, zamana yaymak, yeni sömürü alanları yaratmak amacıyla sömürge ve yarı sömürge ülkelerde uşak iktidarlar aracılığıyla, IMF ve Dünya Bankası dayatmasıyla özelleştirmelere hız vermektedir. Taşeronlaşmayla örgütlülüğü dağıtmak, güvencesiz ve kuralsız çalışmaları dayatarak dikensiz gül bahçesi yaratmaya, köle yaşamını, sefaleti, işsizliği, yoksulluğu kadermiş gibi dayatmaya çalışmaktadır. Bütün bu eşitsizliğe ve halka dayatılan kölelik yasalarına karşı toplumun en örgütlü ve direngen, asla teslim olmayan, ölümüne mücadele eden devrimcileri ve komünistleri etkisiz hale getirip teslim almayı amaçlayan devlet, cezaevlerini hedeflemiştir. Cezaevlerindeki devrimci ve komünistlerin insanlık dışı koşullardaki yaşam karşısında yükselttikleri talepleri duymayıp kulak ardı eden devlet, tutsak devrimci ve komünistlerin bu haklı direnişini bahane edip ortaçağ yapılaşması olan (F) tipi cezaevlerine doldurmak için katliama kalkışmıştır.’’

Deliller karartılmaya çalışılmıştır
Açıklamada, KESK’e bağlı Yargı-Sen’in kapatılması da anımsatılarak, şöyle devam edildi: "Sendika, (cezaevlerinde katliam yapılmıştır. Devlet yetkilileri tutsakları kurtarma yerine öldürmüştür) dediği için kapatılmıştır. Devlet, bu katliamı gizlemiş, delilleri karartmaya çalışmıştır. Fakat, gerçeklerin üzerini örtememiştir. 10 yıl sonra, sorumluluğun sadece 39 erin üzerine yıkılmaya çalışılması, asıl sorumluları gizleme gayretinin açığa çıkmasıdır. Halkı ezen, sömüren, katleden iktidar ve o dönemin hükümetidir. Bakanları, resmi ve sivil militarist, faşist unsurlarıdır. Devlet, yaptığı katliamın hesabını halka verecektir. Emekçi halka yine işsizlik, yoksulluk ve kölelik düştü. Yer altı ve yerüstü zenginlikler, madenler, hammadde kaynakları talan ediliyor. Su kaynakları, fabrikalar, yollar ve doğal güzellikler yerli-yabancı sermayeye ğeşkeş çekiliyor. Dışarıda bunlar olurken, içerideki devrimci tutsaklara yönelik insanlık dışı uygulamalar ve faşist saldırı, sahte demokrasi ile sürdürülmektedir. Bütün bu talan ve sömürü politikalarına karşı halkların direniş mücadelesi yükselmektedir. Selam olsun faşizme karşı direnerek, savaşarak toprağa düşenlere. Emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak.’’

Açıklama sırasında "Katil, devlet hesap verecek", "Devrim şehitleri ölümsüzdür", "Yaşasın devrimci dayanışma", "İçeride dışarıda hücreleri parçala", "Devrimci tutsaklar onurumuzdur", "Devrimci tutsaklar teslim alınamaz", "Faşizme karşı omuz omuza", "Yaşasın devrim ve sosyalizm’’ sloganları atıldı.

(soL-Kocaeli)